28. Dönem · 5. Yasama Yılı · Genel Kurul
5. Birleşim
13 Ekim 2026 Salı Ham tutanak
TBMM bu metni “stenograflar tarafından deşifre edilmiş, uzman incelemesinden geçmemiş” ham tutanak olarak yayımlıyor. Kesin hâli yayımlandığında bu sayfa kendiliğinden güncellenir.
Alınan kararlar
- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 23 Ekim 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre şehrinde düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü (UNITAR) Türkiye Stratejik İş Birliği Çerçeve Toplantısı’na katılım sağlanması hususuna ilişkin tezkeresi kabul edildi.
- Görüşmelerinin Genel Kurulun 13 Ekim 2026 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerileri yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.
TBMM tutanak özetinden, değiştirilmeden.
En çok konuşanlar
- Bülent Kaya İstanbul11 söz
- Turhan Çömez Balıkesir17 söz
- Murat Emir Ankara19 söz
- Muhammet Emin Akbaşoğlu Çankırı19 söz
- Serkan Sarı Balıkesir13 söz
- Turan Taşkın Özer İstanbul2 söz
- Sezai Temelli Muş7 söz
- Filiz Kılıç Nevşehir3 söz
Toplam 68 konuşmacı. Tümü için Tutanak sekmesindeki Konuşmacılar.
TBMM tutanak özetinin tamamı
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK ÖZETİ
5’inci Birleşim
13 Ekim 2026 Salı
TBMM Genel Kurulu saat 15.01’de açılarak iki oturum yaptı.
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yusuf Beyazıt, Genel Kurulu ilk kez Başkan Vekili sıfatıyla yönetmesi nedeniyle bir konuşma yaptı.
Siirt Milletvekili Mervan Gül, Siirt ili yatırımlarına,
Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Ankara’nın başkent oluşunun 103’üncü yılına,
Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk, Ordu iline,
İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.
Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Siirt Milletvekili Mervan Gül’ün yaptığı gündem dışı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.
Hakkâri Milletvekili Onur Düşünmez, Hakkâri’deki ve özellikle Yüksekova’daki gençler üzerindeki baskılara,
Konya Milletvekili Mustafa Hakan Özer, birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt’a ve 13 Ekim Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü’ne,
Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt’a ve Tokatlı çiftçilere,
Konya Milletvekili Barış Bektaş, Konya’nın ulaşım sorunlarının başında gelen çevre yolu projesine,
Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, il emri uygulamasına ilişkin mağduriyetlere,
Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp, engelli yurttaşların kazanılmış emeklilik hakkına,
Samsun Milletvekili Murat Çan, Samsun Büyükşehir Belediyesine ve iktidara sorduğu soruya,
Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt’a ve Hatay’daki depremzede esnafa,
Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Tarım ve Orman Bakanlığına yaptığı çağrıya,
Tokat Milletvekili Cüneyt Aldemir, Tokat’ta bulantı, kusma şikâyetleriyle hastanelere başvuran hemşehrilerine, önceki Başkan Vekili Bekir Bozdağ ile birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt’a,
Kocaeli Milletvekili Sami Çakır, 16’ncı Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı’na ve birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt’a,
Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın, lekelenmeme hakkına,
Adana Milletvekili Bilal Bilici, basın özgürlüğüne,
Adana Milletvekili Ayhan Barut, çiftçiye ve tarıma yeterli desteğin verilmesi gerektiğine,
Mersin Milletvekili Ali Bozan, Osmaniye’de süreç karşıtı güçlerin olduğuna,
Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, Kırıkkale Yahşihan Belediyesi Başkanı Vekiline ve eski İmar Müdürüne,
İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Esenyurt Belediyesinin Kıraç Cemevi’nin boşaltılmasına yönelik tebligatına,
Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, geçen hafta pek çok ilde yapılan baro seçimlerine ve yargı bürokrasisine,
Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul, fındık üreticisine,
Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt’a, Göksun elmasının ve Kahramanmaraş zeytininin fiyatına,
İstanbul Milletvekili Bülent Kaya, yeni çalışma haftasına, birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt ile önceki Başkan Vekili Bekir Bozdağ’a, Şanlıurfa’nın elektrik sorununa, fon soygununa ve konuyla ilgili bir araştırma komisyonu kurulmasının milletin talebi olduğuna,
Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt ile önceki Başkan Vekili Bekir Bozdağ’a, fon piyasasındaki soyguna ve kurulacak komisyonlarda tek tek hesap sorulması gerektiğine,
Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt ile önceki Başkan Vekili Bekir Bozdağ’a, Ankara’nın başkent oluşunun 103’üncü yıl dönümüne, 10 Ekim Ankara Gar katliamına, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’ne, Edirne’de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı bir kuruluştan ayrılan 14 çocuğa, Birleşik Emekliler Sendikasının yaptığı basın açıklamasına, Ankara 2 Nolu Barosu Başkanının yapmış olduğu açıklamaya ve fon kriziyle ilgili getirilen yasal düzenlemeye,
Nevşehir Milletvekili Filiz Kılıç, yeni yasama yılına, birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt ile önceki Başkan Vekili Bekir Bozdağ’a, Ankara’nın başkent oluşunun 103’üncü yıl dönümüne, tarımın ve çiftçinin içinde bulunduğu duruma, köylerin yeniden yaşanılabilir hâle gelmesi için yapılması gerekenlere,
Muş Milletvekili Sezai Temelli, birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt ile önceki Başkan Vekili Bekir Bozdağ’a, bugün araştırma önergesi olarak verdikleri fon meselesine ve yarın Plan ve Bütçe Komisyonuna gelecek olan kanun teklifine, futboldaki hakem skandalına, Ankara 2 Nolu Barosu Başkanının açıklamasına, hasta tutsak Hatice Yıldız’a, Fatma Betül Sayan Kaya’ya,
Ankara Milletvekili Murat Emir, birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt’a, Ankara’nın başkent oluşunun 103’üncü yıl dönümüne, fon vurgununa ve sordukları sorulara, dezenformasyon yasasına,
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt ile önceki Başkan Vekili Bekir Bozdağ’a, Ankara’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti oluşunun 103’üncü yıl dönümüne, İlim Yayma Cemiyetinin 75’inci yıl dönümüne, İsrail’in Savunma Bakanı Katz’a, yılın dokuz ayında 54 ilin ihracatının artmasına, “terörsüz Türkiye”ye, İŞKUR Gençlik Programı’na ve fon meselesine,
Ankara Milletvekili Murat Emir, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine,
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Ankara Milletvekili Murat Emir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine,
Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez,
Ankara Milletvekili Murat Emir,
İstanbul Milletvekili Bülent Kaya,
Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı,
Muş Milletvekili Sezai Temelli;
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine,
İstanbul Milletvekili Mehmet Önder Aksakal, birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt ile önceki Başkan Vekili Bekir Bozdağ’a, Ankara’nın başkent olarak ilan edilişinin 103’üncü yılına,
Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’ne,
Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, birleşimi yöneten Başkan Vekili Yusuf Beyazıt ile önceki Başkan Vekili Bekir Bozdağ’a, Belçika vatandaşı Emre Tezmen’e,
İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin taleplerine,
Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, Millî Eğitim Bakanlığının okullarda ücretsiz yemek vermek için yaptığı ankete,
Mersin Milletvekili Perihan Koca,
Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş;
Emeklilere,
Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, Mekke İttifakı’na,
Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, hapishanelerin doluluk oranına ve Adalet Bakanlığının denetimli serbestlik yükümlüleriyle ilgili projesine,
Uşak Milletvekili Ali Karaoba, Uşak’ın maden sahası olarak görülmesine,
İlişkin birer açıklamada bulundular.
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yusuf Beyazıt, Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç’e ilişkin bir açıklamada bulundu.
Başkanlıkça, Mersin Milletvekili Gülcan Kış’ın, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden geri çekildiğine ilişkin yazısı 13/10/2026 tarihinde Başkanlığa ulaştığına ilişkin bir duyuruda bulunuldu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 23 Ekim 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre şehrinde düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü (UNITAR) Türkiye Stratejik İş Birliği Çerçeve Toplantısı’na katılım sağlanması hususuna ilişkin tezkeresi kabul edildi.
YENİ YOL Grubunun, 13/10/2026 tarihinde İstanbul Milletvekili Bülent Kaya ve 19 milletvekili tarafından, sermaye piyasalarında yatırım fonları üzerinden gerçekleştirilen usulsüz işlemler, piyasa manipülasyonları ve haksız kazanç faaliyetlerinde siyasi nüfuz sahibi kişilerin ve kamu görevlilerinin olası rollerinin, siyasi ve idari sorumluluklarının, ihmal ve kusurlarının, denetim eksikliklerinin ve soruşturma süreçlerindeki muhtemel ayrıcalıklı uygulamaların bütün yönleriyle araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak,
İYİ Parti Grubunun, 13/10/2026 tarihinde Grup Başkan Vekili Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez tarafından, sermaye piyasalarında ortaya çıkan ve 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine, 455.758 yatırımcının tasfiye sürecinden etkilenmesine yol açan fon skandalının bütün yönleriyle araştırılması; başta Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere ilgili kamu kurumlarının gözetim ve denetim görevlerini yerine getirip getirmediğinin, yaşanan usulsüzlüklerde kamu görevlilerinin ihmal ve sorumluluklarının, siyasi karar alıcıların süreçteki rolünün ve olası siyasi müdahalelerin ortaya çıkarılması, yatırımcıların uğradığı zararların tespit edilerek haklarının korunmasına yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak,
CHP Grubunun, 13/10/2026 tarihinde CHP TBMM Grup Başkanı Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli ile Grup Başkan Vekili Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı tarafından, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın bölgesel güç dengelerinde yaratacağı muhtemel sarsıntılar ve ülkeyi çok boyutlu bir güvenlik krizine çekme riskinin tüm boyutlarıyla incelenerek TBMM'nin süreçteki anayasal denetim rolünün işletilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan genel görüşme önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak,
DEM PARTİ Grubunun, 13/10/2026 tarihinde Grup Başkan Vekili Muş Milletvekili Sezai Temelli ve Grup Başkan Vekili Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit tarafından, yatırım fonlarında başlayan manipülasyon iddialarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak,
Görüşmelerinin Genel Kurulun 13 Ekim 2026 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerileri yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.
Yeni Parti Grubunun, 13/10/2026 tarihinde Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ve arkadaşları tarafından, SPK'nin izin, denetim, yatırım ve tasfiye kararlarının incelenmesi, olası çıkar ilişkileri ile kamu görevlilerinin sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin Genel Kurulun 13 Ekim 2026 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisinin yapılan görüşmelerinden sonra oylaması sırasında istem üzerine yapılan yoklamalarda toplantı yeter sayısı bulunamadı.
Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, Ağrı Milletvekili Sırrı Sakik’in YENİ YOL grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin bir açıklamada bulundu.
Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Trabzon Beşikdüzü ilçesi Muhtarlar Derneği Başkanına, Yönetim Kuruluna ve Beşikdüzü ilçesi muhtarlarına “Hoş geldiniz.” denildi.
Yapılan yoklamalar sonucunda toplantı yeter sayısı bulunamadığından, alınan karar gereğince, 14 Ekim 2026 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmak üzere 20.23’te birleşime son verildi.
Yusuf BEYAZIT
Başkan Vekili
Müzeyyen ŞEVKİN Havva Sibel SÖYLEMEZ
Adana Mersin
Kâtip Üye Kâtip Üye
1
Kapak, içindekiler ve ön bilgiler
13 Ekim 2026 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.01
BAŞKAN: Başkan Vekili Yusuf BEYAZIT
KÂTİP ÜYELER: Müzeyyen ŞEVKİN (Adana), Havva Sibel SÖYLEMEZ (Mersin)
BaşkanTürkiye Büyük Millet Meclisinin 5'inci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
BaşkanDeğerli milletvekilleri, öncelikle yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. Görüşmelere başlarken, Genel Kurulumuzu ilk kez Başkan Vekili sıfatıyla yönetmenin onurunu yaşarken, hoşgörünüze sığınarak birkaç söz söylemek istiyorum.
Öncelikle, içinde bulunduğumuz 28'inci Dönem Beşinci Yasama Yılının ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, dünyada çok az parlamentoya nasip olan şanlı bir tarihe sahiptir. "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." şiarından hiçbir şekilde ayrılmayan Meclisimiz, Kurtuluş Savaşı'ndaki kahramanlığıyla "Gazi Meclis" ünvanını almıştır. Böylesine şanlı bir tarihî mirası olan Gazi Meclisimizin bir mensubu olmak ve bugün bu kürsüde toplantıyı yönetmek benim için büyük bir onur ve mutluluktur.
Meclisimiz, bütün meselelerimizin özgürce konuşulabileceği, tartışılabileceği ve çözüme kavuşturulabileceği en uygun yerdir. Bu anlayışla, hoşgörünün, karşılıklı saygının ve uzlaşının hâkim olduğu; lisanın temizliğine ve hitabın düzgünlüğüne özen gösterdiğimiz verimli bir dönem geçirmemizi temenni ediyor, milletvekillerimize ve parti gruplarımıza başarılar ve kolaylıklar diliyorum.
Sağlık sebeplerinden dolayı görevi devraldığımız Şanlıurfa Milletvekilimiz, Başkan Vekilimiz Sayın Bekir Bozdağ'a Rabb'imden acil şifalar diliyor, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere uzun yıllar boyunca ülkemizde yaptığı önemli ve kıymetli hizmetlerden dolayı kendilerine şükranlarımı arz ediyorum.
Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz yasama döneminde Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin Genel Kurulda 467 gibi rekor oyla kabul edilmesiyle milletimizin geleceği adına tarihî bir adım atılmış oldu. Birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi güçlendiren bu sürece katkı sunan, başta Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş olmak üzere Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerimize ve tüm milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum.
Göreve gelmemde teveccühünü ve iyi dileklerini esirgemeyen, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Meclis Başkanımıza, Grup Başkanımıza, parti grubumuza ve destekleriyle beni onurlandıran siz değerli milletvekillerimize şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ, Yeni Parti, MHP, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Millete hizmet yolunda hepimizi başarılı kılmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Bu vesileyle, Gazi Meclisimizin ilk Başkanı, cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere rahmete kavuşan, Mecliste görev yapan bütün Başkan ve üyeleri rahmet, minnet, şükran ve duayla yâd ediyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün, Ankara'nın başkent oluşunun 103'üncü yıl dönümü. Bu vesileyle, millî iradenin ve bağımsızlık mücadelemizin merkezi, cumhuriyetimizin kalbi Ankara'nın başkent oluşunun 103'üncü yılını kutluyorum.
Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
İlk söz talebi, Siirt ili yatırımları hakkında söz isteyen Siirt Milletvekili Mervan Gül'e aittir.
Buyurunuz Sayın Gül. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Mervan Gül · SiirtSayın Başkanım, öncelikle, göreviniz hayırlı olsun; Allahutaala mübarek etsin, Allahutaala nice hizmetlere vesile kılsın. Bekir Başkanımıza da Allahutaala şifalar versin.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisimizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
Geçtiğimiz günlerde Meclisimizde Siirt'imizin bazı sorunları gündeme getirilmiştir. Şehrimizin meselelerinin dile getirilmesini önemsiyoruz ancak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için yapılan yatırımların, hizmetlerin resmî veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Siirt'e, 1 Ocak-30 Eylül 2026 tarihleri arasında eğitimden sağlığa, ulaşımdan tarıma, enerjiden turizme kadar birçok alanda toplam 167 proje için 6 milyar 9 milyon 793 bin lira yatırım yapılmıştır. Ulaşım alanında, 1993-2002 döneminde 592 milyon lira olan yatırım tutarı 2003-2025 döneminde 52 milyara ulaşmıştır. Kırsal altyapıda, 2025 yılında hizmete alınan asfalt plenti ve konkasör tesisleriyle 2025'te 121 kilometre, 2026 yılı itibarıyla ise 125 kilometre olmak üzere toplam 244 kilometre BSK sıcak asfalt yapılmıştır. Siirt Havalimanı'nda 2020-2026 yılları arasında 4.270 uçak trafiği gerçekleşmiş, 332 bin 963 yolcuya hizmet verilmiştir. Modern yeni terminal binasıyla altyapısı güçlendirilen havalimanımızda uçuşların sürekliliği ve hava ulaşımının güçlendirilmesi için çalışmalarımız sürmektedir. 34 kilometrelik Siirt-Kurtalan Demiryolu Projesi'nde fiziki gerçekleştirme yüzde 30'a ulaşmış olup projenin 2029-2030 yıllarında tamamlanması hedeflenmektedir. Eğitim alanında, 2026 yılında toplam 3,2 milyar lira bedelli 13 proje yürütülmektedir. Yeni öğretmenevi, 8 okulun yeniden yapımı devam ederken Siirt Üniversitesindeki morfoloji binaları ve Arıcılık Uygulama ve Araştırma Merkezi tamamlanmıştır. Kültür ve Turizm yatırımları kapsamında tamamlanan Siirt Halk Kütüphanesi vatandaşlarımızın hizmetine sunulmuştur. Enerji alanında, Siirt'te yıllık 4,9 milyon varil petrol üretilmektedir. Baraj ve hidroelektrik santrallerimiz aracılığıyla 2025 yılında ülke ekonomisine 2 milyar 670 milyon lira katkı sağlanmıştır. Şirvan Madenköy'deki Eti Bakır işletmesinde ise yıllık 1 milyon ton cevher çıkarılmakta, 80 bin ton konsantre bakır üretilmektedir; yaklaşık 1.750 kişi istihdam edilmektedir. Sağlık alanında, 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi ek binasının yapımında sona yaklaşılmıştır. 386 deprem izolatörü ve modern altyapısıyla bu yatırımın sağlık hizmetlerinin kapasitesini ve niteliğini artırması hedeflenmektedir. Üniversite öğrencilerimizin barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen 2 bin kişilik öğrenci yurdu tamamlanarak hizmete açılmıştır. Son iki yılda, çiftçilerimize ve yetiştiricilerimize 1 milyar 77 milyon 180 bin TL bitkisel ve hayvansal üretim desteği, kırsal kalkınma kapsamında ise üreticilerimize son üç yılda 242 milyon 266 bin TL destek sağlanmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elbette Siirt'imizin çözüm bekleyen sorunları vardır ve bunların Meclis gündemine taşınmasını önemsiyoruz ancak değerlendirmelerin resmî veriler, yatırımlar ve sahadaki gerçekler doğrultusunda yapılması ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bizim önceliğimiz; Siirt'in ihtiyaçlarını doğru tespit etmek, sorunlara kalıcı çözümler üretmek ve hemşerilerimizin yaşam kalitesini yükseltmektir. Bu anlayışla çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Teşekkür ediyorum, sağ olun Sayın Başkanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Mahmut Tanal · ŞanlıurfaSayın Başkanım, özür dilerim, geçen günlerde yani 6 Ekimde Siirt'in sorunlarıyla ilgili ben konuştum. Sayın hatip "Siirt'in sorunları anlatıldığı gibi değildir, gerçek dışıdır." dedi. Bana sataşmada bulundu. İzin verirseniz ben sataşma nedeniyle söz almak istiyorum.
BaşkanSayın Tanal, ben de beni tebrik edeceksin diye ayağa kalktın zannetmiştim. (AK PARTİ, MHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Mahmut Tanal · ŞanlıurfaAma ona sıra gelmedi ki. Özür dilerim, öncelikle niçin söz aldığımı anlatmam gerekiyor, onun için...
BaşkanGündem dışı sözleri tamamladıktan sonra size söz veririm ama şimdi devam edelim müsaade ederseniz.
Mahmut Tanal · ŞanlıurfaBittikten sonra mı?
BaşkanEvet, diğer arkadaşları da dinledikten sonra.
Mahmut Tanal · ŞanlıurfaPeki Başkanım.
Ben özür dilerim yani o kadar nezaketsiz değilim. Sizi telefonla arayıp, hayırlı olsun deyip tebrik eden bir arkadaşınızım. Bu vesileyle, Allah sizi mahcup ettirmesin ve hayırlı olsun, hepimize başarılar diliyorum.
BaşkanAmin, çok teşekkür ediyorum, sağ olasınız.
İkinci söz talebi, Ankara'nın başkent oluşunun 103'üncü yılı hakkında Ankara Milletvekili Umut Akdoğan'a aittir.
Buyurun Sayın Akdoğan. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Umut Akdoğan · AnkaraSayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bu vesileyle, Yusuf Başkanım, sizleri de kutluyoruz, başarılar diliyoruz. Bekir Bozdağ Bey'e de Allah'tan şifa diliyoruz.
Değerli milletvekilleri, Ankara'mız yüz üç yıl önce başkent oldu ancak yüz üç yıldır tamamlanamayan, AK PARTİ iktidarı döneminde önemsenmeyen, başlanan veya ağırdan alınan, yeterince kaynak aktarılmayan sorunlarla boğuşmakta. Ankara gibi bir başkentte havaalanına metroyla gidememenizden tutun, metroyla gidemediğiniz havaalanından dünyanın belli başlı başkentlerine direkt uçamamanıza kadar; bir fuar alanı bulunmamasından tutun, ihtiyaç olan diğer çevre yolunun yapılmamasına kadar çok büyük eksiklikler var. Ankaralı hemşehrilerimiz Ankara'nın başkent oluşunun 103'üncü yıl dönümünü kutlarken aynı zamanda bu eksikliklerle de boğuşmakta.
Ankara diğer kentlerimizden farklı; hepimiz Ankara'da yaşıyoruz, Ankara'ya geliyoruz, Ankara'ya uğruyoruz, işimizi görüyoruz, devletimiz buradan yönetiliyor. Hâl böyle olunca diğer kentlerden ayrıksı olarak özel bir önem verilmesi, yatırımların buraya daha fazla aktarılması, eksikliklerin giderilmesi 86 milyonun kullanımında olan Ankara için çok büyük önem taşımakta. Dolayısıyla hem yerel yönetimlerin hem merkezî idarenin, parti farkı gözetmeksizin Ankara'da birlikte, iş birliği içinde çalışması çok önemli.
Bakın, bir NATO zirvesi yapıldı. NATO zirvesinde Ankara Büyükşehir Belediyesi ile merkezî idarenin nasıl koordineli çalıştığı hem Büyükşehir Belediyesi cephesinden hem merkezî idare cephesinden söylendi, aktarıldı ve sıfır sorunla bir NATO zirvesi atlatıldı. Bu bir örnek olmalıdır, partizanlık yapılmamalıdır; havaalanı metrosunun yapımında da fuarımızın yapımında da Ankara'nın dünya başkentleriyle bağlanmasında da su konusunda da yol konusunda da herkes iş birliği yapmalıdır.
Biraz önce, bundan yarım saat önce, Ankara'da bir açılış oldu. Bu açılışa hem İYİ Partiden hem DEVA Partisinden hem Yeni Partiden hem de Adalet ve Kalkınma Partisinden milletvekilleri geldi; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız da vardı, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız da vardı. Bana sorarsanız Ankara için son derece faydalı bir işin kurdelesini hepimiz hep birlikte kestik. Niye, bundan niye özel mutluluk duyuyorum? Ankara olduğu için çok daha özel mutluluk duyuyorum. İşte, merkezî idarenin, hiçbir şekilde ayrımcılık yapmadan, başkent oluşunun 103'üncü yılını kutladığımız Ankara'ya bu gözle bakması lazım.
Aynı zamanda, Ankara'mızın Ankaragücü ve Gençlerbirliği'ne, iki önemli takımımıza hem yerel yönetimlerin -ki yerel yönetimlerimizin çok destek olduğunu biliyorum- hem de merkezî idarenin gözü gibi bakması gerektiğine, bu iki futbol takımımızı yürekten desteklemesi gerektiğine inanıyorum.
Ankara'mız başkent olarak ilan edildiğinde, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi bu kararı aldığında Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısındaki kiremitler evlerden sökülerek getirildi; Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinin sıraları okullardan getirildi; Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisini aydınlatan lüks lambaları kahvehanelerden getirildi. Bu kadar çetin şartlarda eğer o Meclis kurulduysa ve Ankara yüz üç yıl önce başkent ilan edildiyse bugün hem yerel yönetim hem merkezî idare hiçbir şekilde partizanlık yapmadan birbirine destek olmalıdır. Çevre yolu mu; destek versinler, Büyükşehir Belediyesi yapsın. Metro mu; destek versinler, Büyükşehir Belediyesi yapsın. Yeter ki Ankara'mız 103'üncü yılına hak ettiği gibi kavuşsun.
Hepinize çok teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanÇok teşekkür ediyorum.
Üçüncü söz talebi, Ordu ili hakkında Ordu Milletvekili Sayın Naci Şanlıtürk'e aittir.
Buyurun Sayın Şanlıtürk. (MHP sıralarından alkışlar)
Naci Şanlıtürk · OrduSayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen necip Türk milletini saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.
Sayın Başkanım, sizlere de yeni görevinizde başarılar diliyorum.
Millî ürünümüz fındıkla ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum. Ülkemizin tarımsal ihracatının birinci kalemi olan fındıktan yıllık 3 milyar dolara yakın gelir elde ediyoruz.
Ülkemizde, resmî olarak 16 il, 125 ilçede, Karadeniz Bölgesi'nin tamamında yaklaşık 6-7 milyondan fazla vatandaşımız geçimini fındıktan temin etmektedir. Son yirmi yıla baktığımızda en yüksek rekolte 801 bin tonla 2008 yılında olmuş, yıllık ortalama ise 700 ila 750 bin ton arasında gerçekleşmiştir. Biz her yıl 600 ila 630 bin ton kabuklu fındığı ihraç ediyoruz, 120 ila 130 bin ton civarında kabuklu fındığı da iç piyasada tüketiyoruz yani Türkiye'ye her yıl ortalama 750 bin ton kabuklu fındık gerekmektedir.
Toprak Mahsulleri Ofisimiz 2025 yılı Levant kalite fındık için 195 TL fiyat açıklamasına rağmen zirai don olması ve rekoltenin yarıya düşmesi nedeniyle fiyat, arz/talep dengesi içerisinde geçen yıl 350 TL'lere kadar çıkmıştır. 2026 için devletin Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla açıklamış olduğu fiyat Levant kalite için 250 TL, Giresun kalite için 255 TL'dir. Ordu, Giresun, Trabzon gibi yamaç arazinin fazla olduğu bölgelerde 2026 yılı fındık üretim maliyeti kilogram başı 220 ila 230 TL arasındadır. Bu yıl, başta tekelci firma ve içerideki iş birlikçilerinin birlikte hareket etmesiyle 15 Ağustosta pazara inen fındık 160 TL ile 180 TL arasında satılmaktadır.
Fındık, yılda 1 kez hasat edilen fakat on iki ay ihraç edilebilen bir üründür. Ağustos ayında, hasat başladığında, çalıştırdığı işçinin parasını ödemek için, borcu olan borcunu ödemek için, çocuğunun okul masraflarını karşılamak için, gurbetten gelen bir an önce geri dönebilmek için ve benzeri birçok sebeple üretici ürününü erken satmak zorunda kalmaktadır.
Ağustos, eylül aylarında piyasaya çok miktarda fındık arz ediliyor; hâl böyle olunca fırsatçıya gün doğuyor, bu ürünleri ucuza kapatmak için bilinçli olarak fındık fiyatı serbest piyasada düşürülüyor. Tekelci firma, devletin kurumuyla anlaşmasına göre devletin açıklamış olduğu fiyatın altında fındık almayacağını, yıllık alacağı 100 bin ton kabuklu fındığın 45 bin tonunu sezonun yüksek olduğu ağustostan yılbaşına kadar alacağını taahhüt etmesine rağmen bilinçli olarak şu ana kadar piyasaya girmemiştir. Üreticinin mahsulü 160 ile 180 TL arasında değişen fiyatlarla maliyetin 50 lira, 60 lira altında âdeta talan ediliyor. Şu ana kadar piyasaya herhangi bir müdahale olmamıştır. Ne yapılmak istenmektedir? Üretici ürününe mi küstürülmek isteniyor yoksa Cumhur İttifakı'na mı küstürülmek isteniyor? Devlet, tekelci firmaya "Benim açıkladığım 250 TL'nin altında fındık alamazsın, cezai yaptırım uygularım." dediği gibi, kim taban fiyatın altında fındık alıyorsa yaptırım uygulamalıdır. Üreticinin el emeği, göz nuru olan ürünü bir avuç fırsatçıya kurban edilmemelidir.
İhracatçıyı da koruyucu önlemler alınmalıdır. Faizlerin yüksek olduğu bu dönemde hiçbir ihracatçı stok maliyetine katlanmak istemiyor, güvendikleri yer ise devletimizin Toprak Mahsulleri Ofisi eliyle alıp deposuna koyduğu fındıktır. Toprak Mahsulleri Ofisi alım şartları itibarıyla piyasadaki en kaliteli fındığı almaktadır. Deposuna koyduğu bu fındıkları her yıl mart, nisan aylarında satışa çıkarmaktadır. Bunu gören tekelci firma ve ihracatçı piyasadan fındık almamaktadır.
Bu sene havaların yağışlı gitmesi nedeniyle üretici fındığını kurutamamıştır. Bu nedenle fındıkta çürük oranı fazladır. Bölgedeki kokarca böceği zararlısı nedeniyle dünyaca ünlü kaliteli Türk fındığının kalitesi düşmüştür. Serbest piyasanın yükselebilmesi için Toprak Mahsulleri Ofisi peşin alım yapmalı ve almış olduğu yaklaşık 200 bin ton fındığı 2027 yılı içerisinde satmayacağını açık, net bir dille piyasaya ifade etmelidir. Yaklaşık 3 milyar dolar gelir elde ettiğimiz bir ürün için devletimiz 1 milyar dolar da mı ayıramıyor?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Naci Şanlıtürk · Ordu · devamlaTamamlıyorum Başkanım.
BaşkanTamamlayın.
Naci Şanlıtürk · Ordu · devamlaİlgili bakanlıklar sahada özellikle Ordu, Giresun illerine müfettiş görevlendirmiş; müfettişler sahadaki çalışmasını tamamlamıştır.
Başta Tarım ve Ticaret Bakanlığımız olmak üzere devletimizin ilgili kurumları piyasaya bir an önce müdahale etmelidir, fındık piyasasını düzenleyici önlemler alınmalıdır.
Cumhur İttifakı olarak her zaman üreticimizin yanındayız, bundan sonra da Gazi Meclisimizde üreticimizin sesi olmaya devam edeceğiz.
Genel Kurula ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımıza saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BaşkanTeşekkür ediyorum.
Naci Şanlıtürk · Ordu · devamlaBen teşekkür ederim.
Mahmut Tanal · ŞanlıurfaSayın Başkan...
BaşkanŞimdi Sayın Tanal'a söz veriyorum.
Buyurun efendim.
Yerinden Sayın Tanal...
Mahmut Tanal · ŞanlıurfaBaşkanım, kürsüden sataşmıştı; eşitlik...
BaşkanSataşma olmadı Sayın Tanal, lütfen...
Mahmut Tanal · ŞanlıurfaSataşmayacağım Değerli Başkanım, sataşmayacağım, gerçekten sataşmayacağım.
BaşkanBuyurun.
Mahmut Tanal · ŞanlıurfaPeki, teşekkür ederim, sağ olun.
Mahmut Tanal · ŞanlıurfaTeşekkür ederim Değerli Başkanım; yeni göreviniz hayırlı olsun, Allah utandırmasın, başarılar diliyorum.
Siirt milletvekili biraz önce kalktı, Siirt'e yapılan yatırımlardan bahsetti. Gerçekten, 300 milyarın üzerinde bir yatırım yaptıklarını hesapladım ben burada. Şimdi, bu kadar yatırım yapılan bir Siirt 81 il arasında neden 76'ncı sırada kalır?
İkincisi, Türkiye'de 973 ilçe var, yıllardan beri madem bu kadar yatırım yapıldı. Pervari 973 ilçe arasında 972'nci sırada, Şirvan 968'inci sırada, Tillo 931'inci sırada. Bir ile bu kadar yatırım yapılıyorsa bu kadar geride mi kalır? Biraz önce dedi ki: "Siirt Havaalanı'nı biz, en teknik bir donanımda yaptık, seferler çok düzenlidir." Buyurun, bismillah, daha yeni haber: Siirt'e gelecek olan uçak hava muhalefeti nedeniyle -aynen Batman da yağış var, Siirt'te de yağış var- Siirt'e iniş yapamıyor, Batman'a iniş yapıyor yani bu ne perhiz ne lahana... Nasıl oluyor da siz bu kadar Siirt Havaalanı'na yatırım yaptınız da bu uçak Siirt'e iniş yapamıyor!
"İstihdam" denildi. Yahu, Siirt'in en önemli mekânlarına gidin bakın, hepsinde Sayın Vekilin soyadındaki akrabaları orada çalışıyor, kendi ailenize siz istihdam alanı yarattınız. Siirtli gariban, fakir fukara, gurebaya alanı açmadınız ki.
Bu açıdan, ulaşımla ilgili yine şunu söyledi... Evet, Siirt'in tam 50 köyünün yollarını kesen Botan Köprüsü var. Eski Botan Köprüsü baraj altında kaldı, Botan Köprüsü yapılmadı. İki gün öncesi daha yine orada bir tekneye bindirilmiş olan bir araç iki günden beri kayıptı, zorla bulundu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Mahmut Tanal · Şanlıurfa · devamlaYa arkadaş, bu 40 tane köy haritadan silinmedi, niye siz bunu yapmıyorsunuz? Hatta Sayın Vekilim de herhâlde Siirt'e gitmiştir. Siirt'in durumunu çok iyi biliyorsunuz.
BaşkanTeşekkür ediyoruz Sayın Tanal.
Mahmut Tanal · Şanlıurfa · devamlaBen teşekkür ediyorum sabrınız için.
Tekrar hayırlı olsun, Allah utandırmasın, başarılar diliyorum.
BaşkanSağ olasınız.
Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren ilk 20 milletvekilimize yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.
Şimdi Sayın Düşünmez, buyurun.
Onur Düşünmez · HakkâriTeşekkür ederim Sayın Başkan.
Hakkâri ve özellikle Yüksekova'da gençler üzerinde son dönemde yoğunlaşan kolluk ve istihbaratın baskılarını kabul etmiyoruz. Barışın konuşulduğu, toplumsal huzurun güçlendirilmesinin gerektiği bir dönemde gençleri hedef alan bu uygulamalar barış sürecinin ruhuyla açıkça çelişmektedir. Buradan açıkça uyarıyoruz: Gençliğin peşine düşmekten, onları baskı altına almaktan ve huzursuzluk yaratacak uygulamalardan vazgeçin. Hakkâri'nin gençlerini hedef hâline getirerek toplumsal barışa katkı sunamazsınız.
Özellikle bazı kolluk görevlilerinin bu uygulamaları sistematik ve kasıtlı biçimde yürüttüğüne ilişkin ciddi kaygılarımız vardır. Söz konusu görevliler hakkında gerekli mercilere başvurulmuştur. Şayet amaç toplumsal gerilimi tırmandırmak, gençleri kışkırtmak ve barış umudunu zedelemekse buna sessiz kalacağımızı düşünenler yanılıyor. Hiç kimse kendi keyfî tutumuyla halkın geleceğini ve barış iradesini hedef alamaz. Gençlerimizin üzerindeki baskılara derhâl son verin.
BaşkanSayın Özer...
Mustafa Hakan Özer · KonyaÖncelikle Başkanımız Sayın Yusuf Beyazıt'ı tebrik ediyor, yeni görevinde başarılar diliyorum.
Bugün 13 Ekim Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü. Türkiye deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkedir. Deprem, sürpriz değil hayatımızın bir gerçeğidir. Bu nedenle yaşlanan yapı stokunun yenilenmesi ve kentsel dönüşümün hızlandırılması hayati önem taşımaktadır. Vatandaşlarımızın da kentsel dönüşüme ekonomik kazançtan öte can güvenliği açısından yaklaşması gerekmektedir.
Konya'mız bu alanda örnek çalışmalar yürütüyor. Konya Büyükşehir Belediyemizin tamamladığı, devam eden ve hayata geçireceği dönüşüm projelerinin güncel ekonomik büyüklüğü 37 milyarı aşmaktadır. Darü'l Mülk Projesi kapsamında tarihî dokumuzu koruyarak yapı yoğunluğunu artırmadan hatta yerine göre azaltarak şehrimizi güncelliyoruz. Unutmayalım, afetlere karşı en etkili mücadele afet yaşanmadan alınan tedbirlerdir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BaşkanSayın Durmaz...
Kadim Durmaz · TokatTeşekkür ederim.
Sayın Başkanım, görevinizi tebrik ediyor, başarılar diliyorum.
Geçen yıl zirai donla, bu yıl selle yıkılan Tokatlı çiftçilerimizi şimdi borç ve faiz yükü altında eziyorsunuz. Çiftçi, borçlarının faizsiz ertelenmesini beklerken Tarım Kredi 30 Eylül vadeli borçlarını ödemeyen çiftçiyi takibe aldı. 1 Ekim itibarıyla yüksek faiz işlemeye başladı. Hava şartları nedeniyle mısır hasadı gecikti. Çiftçi mısırını satmadan mısıra ektiği gübrenin parasını nasıl ödeyecek? Tarlası, ürünü su altında kalan çiftçiye 500 lira yatırılmış. 500 lira hangi yaraya merhem olacak? Çiftçinin üretim masraflarını bari karşılayın. Çiftçi sadaka değil Tarım Kanunu gereği hakkını ve emeğinin karşılığını istiyor. Tarım Krediye olan, vadesi geçmiş borçlar faizsiz ertelenmelidir. Üreteni faizle cezalandırmayın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Kadim Durmaz · TokatÇiftçiyi tarlasından koparmayın, üretime sahip çıkın. (CHP sıralarından alkışlar)
BaşkanSayın Bektaş...
Barış Bektaş · KonyaSayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konya'nın yıllardır çözülemeyen ulaşım sorunlarının başında çevre yolu projesi gelmektedir. Tam on dört yıl önce başlanan proje hâlâ tamamlanamamıştır. Her geçen gün artan araç yoğunluğu şehir içi trafiğini içinden çıkılmaz hâle getirmiştir. Özellikle ağır vasıtalar için yeterli alternatif güzergâh oluşturulamaması kent merkezindeki trafik yükünü daha da artırmaktadır.
Konyalı hemşehrilerimiz, sosyal medyada ve her platformda bu gecikmeden duydukları rahatsızlığı dile getirmektedirler.
Türkiye'nin en büyük şehirlerinden biri olan Konya, çevre yolunun tamamlanması için daha kaç yıl bekleyecektir? Yetkilileri, yıllardır süren bu projeyi bir an önce tamamlamaya ve Konyalıların ulaşım çilesine son vermeye davet ediyorum.
Saygılarımla.
BaşkanSayın Yontar...
Nurten Yontar · TekirdağSayın Başkan, binlerce öğretmenimiz aile birliğinin sağlanması, sağlık ve can güvenliği mazeretlerinin giderilmesi için çözüm bekliyor. İl emri uygulamasından yararlanamayan öğretmenlerimizin yaşadığı mağduriyetleri görmezden geliyorsunuz. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e soruyorum: Norm kadro sorununun bedelini neden öğretmenler ve çocuklar ödüyor? Yıllardır çözemediğiniz öğretmen dağılımındaki dengesizliğin sorumlusu ailesine kavuşmak isteyen öğretmenler midir? Norm fazlası öğretmenleri çalışmadan maaş alıyormuş gibi göstermek bu mesleğe yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biridir ve aileleri birbirinden ayırmak, eğitim politikası değildir. Öğretmenlerimizi norm fazlası ilan edebilirsiniz ama aile birliğini yok sayamazsınız.
Boşanmaların hızla arttığı ülkemizde il emri uygulamasına ilişkin mağduriyetleri giderecek somut çözüm bekliyoruz. Öğretmenler ayrıcalık değil adalet istiyor.
BaşkanSayın Çağlar Gökalp...
Semra Çağlar Gökalp · BitlisSayın Başkan, engelli yurttaşlara "Ya sağlığını hiçe sayarak çalış ya da yoksulluğa mahkûm ol." diyen bir sosyal güvenlik anlayışını kabul etmiyoruz. 15 Ocak 2025'te yürürlüğe giren 7538 sayılı Kanun'la vergi indirimi üzerinden emeklilik yolu kaldırıldı. Yıllarca prim ödeyen, emeklilik koşullarını tamamlamayı bekleyen yurttaşlar değişen değerlendirme ölçütleri nedeniyle mağdur ediliyor; kanser tedavisi görenin emekli aylığı kesiliyor, iş kazasında elini kaybeden işçinin emeklilik başvurusu reddediliyor, başka bir yurttaşın ise iki gün farkla emeklilik hakkı elinden alınıyor. İnsanların hastalıkları, yaşadıkları güçlükler ortadan kalkmıyor, geçimlerini sağlayan gelirleri ortadan kaldırılıyor.
EMED'in 200 kişiyle yaptığı araştırmada katılımcıların yaklaşık yüzde 77'si gelir kaybı yaşadığını, yüzde 64'ü sağlığı uygun olmamasına rağmen çalışmak zorunda kaldığını, yüzde 14,4'ü işsiz kaldığını söylüyor. Çağrımızı yineliyoruz: Bu adaletsizliğe "Dur!" deyin, engelli yurttaşların kazanılmış emeklilik hakkını geri verin.
BaşkanSayın Çan...
Murat Çan · SamsunTeşekkür ediyorum.
Burada, Samsun'un Ayvacık ilçesi Tiryakioğlu Mahallesi'nden Mehmet Bey'e ait bir SASKİ su faturası var. Ürettiği fındığın hakkını vermediğiniz, yollarını yapmadığınız, yeterli hizmet götürmediğiniz Samsun'un en kırsal ilçelerinden biri olan Ayvacık'tan bahsediyorum. Yüzünüzü en az döndüğünüz bu ilçede vatandaşımız 29 metreküp su tüketmiş, karşılığında tam 1.155 lira fatura kesmişsiniz. Üstelik 650 liralık su bedelinin üzerine kendi yaptığı foseptiğe atık suyunu gönderme bedeli olarak 325 lira eklenmiş; kendi yaptığı foseptiğe... Emekli maaşlarının, asgari ücretin yoksulluk karşısında eridiği bir ülkede Ayvacıklı vatandaşımızdan 29 metreküp su için 1.155 lira almak neyin nesidir? Samsun Büyükşehir Belediyesi ve iktidara soruyorum: Utanmıyor musunuz; hizmet götürmediğiniz köylülerden bu bedelleri hangi vicdanla alıyorsunuz?
BaşkanSayın Güzelmansur...
Mehmet Güzelmansur · HatayTeşekkür ederim Sayın Başkan; yeni göreviniz de hayırlı olsun.
Hatay'da depremzede esnafımız isyanda; çarşılar eski canlılığına kavuşmadı, esnafımız siftah yapmadan kepenk kapatıyor. Soruyorum: Esnaf kazanmadığı parayla KOSGEB kredisini mi ödesin, vergisini mi yatırsın, BAĞ-KUR primini mi ödesin; esnaf kefalet borcunu mu ödesin, yoksa deprem konutuna taşınmanın masraflarını mı karşılasın? Esnaf kefalet kooperatifleri bugüne kadar esnafı idare etti. Depremle işini, kazancını, düzenini kaybeden esnafımız şimdi de borç kıskacında eziliyor, yüksek faizin altından kalkamıyor. Buradan çağrı yapıyorum: Esnaf kefalet kredilerinin ödemelerini en az bir yıl faizsiz erteleyin. Hatay esnafını borca boğarak yok etmeyin; teşvikle, kredi ödemesiyle destekleyerek canlandırın.
Teşekkür ederim.
BaşkanSayın Kaya...
Aykut Kaya · AntalyaSayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Elimde gördüğünüz bu elma rengiyle, kalitesiyle, aromasıyla fark yaratan Elmalı ilçemizin meşhur elması, kilo başı maliyeti yaklaşık 15 lira. Üreticimiz 15-20 liraya satmaya çalışıyor ama yeterli talep yok. Geçen yıl meyve suyuna 12 liradan verdiği bu elmayı bugün 3,5 liraya ancak veriyor, soğuk hava deposuna koysa kilo başına 10 lira daha maliyet biniyor yani çiftçimiz ürettikçe batıyor. Markette elma 80 lira, üreticide 10 liraya alıcı yok. Yani soruyorum size: Bu, nasıl bir düzen? Böyle giderse elma dalında kalacak, seneye üreten kalmayacak.
Tarım ve Orman Bakanlığına çağrıda bulunuyorum: Hasat döneminde elma ithalatını durdurun, üreticimize kilogram başına destek verin, maliyetinin üzerine makul bir kâr koyarak taban fiyat belirleyin, üreticimize sahip çıkın.
BaşkanSayın Aldemir...
Cüneyt Aldemir · TokatSayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tokat'ımızda bulantı, kusma şikâyetleriyle hastanelerimize başvuran hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, hastalarımıza acil şifalar diliyorum. Tedavisi süren hastalarımızın bir an önce iyileşmesini temenni ediyorum. Rahatsızlıkların kaynağına ilişkin incelemeler sürmektedir. Hemşehrilerimizi resmî açıklamaları dikkate almaya ve hijyen tedbirlerine uymaya davet ediyor, sağlık çalışanlarımıza ve ilgili kurumlarımıza teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle, Meclis Başkan Vekilliği görevini bugüne kadar özveriyle yürüten Sayın Bekir Bozdağ'a hizmetleri için teşekkür ediyor, bu göreve seçilen Tokat Milletvekilimiz Sayın Yusuf Beyazıt'ı tebrik ediyor, Gazi Meclisimizin çalışmalarına kıymetli katkılar sunacağına inanıyor, kendisine başarılar diliyorum.
BaşkanSayın Çakır...
Sami Çakır · KocaeliSayın Başkan, "Kâğıttan Dünyaların Keşfi" düsturuyla yola çıkan ve Türkiye'nin en büyük ve en kapsamlı kitap fuarı olan 16'ncı Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı 3-11 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirildi. "Romanların ve Hatıratların İzinde" temasıyla bu yıl yine rekor ziyaretçiyle yolculuğuna devam etti. Fuar, 515 yayınevinin katıldığı, 1.065 söyleşi, panel ve imza etkinliğinin düzenlendiği, gönüllere ve zihinlere hitap eden özellik ve güzellikteydi. Fuar, kitapla haşır neşir olmanın zevkini, kitapla bir arada olmanın heyecanını yaşattı. Kitapların anası Kur'an'daki "Oku! Yaratan Rabb'inin adıyla oku!" ifadesindeki uyarıyı dikkate alarak kitapla ilgili yapılan, yapılacak her çalışmanın güzelliği takdire şayandır.
Bu vesileyle, Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın'a, emeği geçen çalışma ekibine teşekkür ediyor; Meclis Başkan Vekilliğinizi tebrik ediyor, Genel Kurulu ve milletimizi saygıyla selamlıyorum.
BaşkanSayın Aydın...
Yavuz Aydın · TrabzonAK PARTİ sözcüleri fon soygununda adı geçenlerin açıklanmamasını lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesiyle savunuyorlar. Soruyorum size: Bu hak bugün mü aklınıza geldi? "Ergenekon" "Balyoz" diyerek Türk ordusunun komutanlarını yıllarca manşetlerde peşinen suçlu ilan ederken, hayatlarını ve itibarlarını karartırken lekelenmeme hakkı neredeydi? Belediye başkanlarının kapısına sabaha karşı polis dayanırken, daha mahkeme kararı çıkmadan insanlar suçlu ilan edilirken lekelenmeme hakkı neredeydi? Fakat iş milyarlarca liralık fon hırsızlığındaki AK PARTİ'li isimlere gelince birden hukuk hatırlandı. Hukuk, güç sağlayan bir perde değildir, lekelenmeme hakkı işinize geldiğinde hatırlayacağınız bir imtiyaz alanı değildir diyor, heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanSayın Bilici...
Bilal Bilici · AdanaTürkiye'de gazeteciler yine gözaltı, tutuklama ve ev hapsi kararlarıyla gündemde. Türkiye, basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 163'üncü sırada; internet özgürlüğünde puanımız 100 üzerinden 61'inci sıradan 31'inci sıraya düştü; hukukun üstünlüğünde 118'inci sıraya geriledi; enflasyon da ise zaten durum ortada, rakamlar da belli, ortada. Vatandaşın hem geçim sıkıntısı hem de özgürlüklerle ilgili olan sorunları var; toplum sıkışmış ve sıkıştırılmış durumda. Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin değil aynı zamanda tüm toplumun, hepimizin haber alma hakkıdır; bunu da belirtiyorum buradan.
BaşkanSayın Barut...
Ayhan Barut · AdanaSayın Başkan, 2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla çiftçi borcu 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldi. Tohum, gübre, mazot, elektrik, sulama, yem, zirai ilaç ve işçilik gibi giderler katlanarak artarken limondan domatese, üzümden fındığa, çaydan elmaya, pamuktan buğdaya hiçbir ürün para etmiyor. Borç batağına saplanan çiftçi üründen para kazanamazken tüketici de pahalıya tüketmek zorunda kalıyor. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ülkenin gıda egemenliği riske girmiş durumda. Hâl böyleyken yurdun dört bir yanından emektar üreticilerimiz feryat ediyor, onların gözyaşları, feryat ve figanları yüreklerimizi dağlıyor; bu kara tabloya yürek dayanmaz. Derhâl çiftçiye ve tarıma yeterli desteği verin. Borçların iki yıl süreyle faizsiz ertelenmesi, maliyet yükünün azaltılması, ürünlerin de değerini bulması için adım atılmalıdır.
BaşkanSayın Bozan...
Ali Bozan · MersinTeşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, dün Osmaniye'deydik çünkü Osmaniye Emniyetinden birileri partili arkadaşlarımızı taciz ve tehdit ediyordu. Osmaniye'de açıklama yaparak iktidara seslendik. Osmaniye'de süreç karşıtı güçler var, bu güçleri kim yönetiyor diye sorduk. Bugün aynı polislerin aynı tutumunun devam ettiğini öğrendik. Demek ki Osmaniye'de süreci enfekte etme çabasında olan güçler AKP'nin kontrolünde. Bize ha bire üst perdeden parmak sallayarak süreç diliyle ilgili ayar vermeye çalışan iktidar sözcülerine sesleniyoruz: Sizin talimat verdiğiniz polisler partili arkadaşlarımızı tehdit edecek, biz de buna sessiz kalacağız; yok öyle bir dünya. Osmaniye'deki süreç karşıtı kirli güçleri tespit edin ve geri çekin. Partililerimizin tırnağına zarar gelse sorumlusu sizsiniz.
BaşkanSayın Alp...
İnan Akgün Alp · KarsSayın Başkanım, Kırıkkale'nin Yahşihan beldesinin imar müdürü 68 milyon liraya kendine bir araba almış efendim. Baldızı arabayı çok beğenince aynısından bir tane de baldızına almış. Teyzesine de ayağını yerden kessin diye 23 milyona başka bir araba almış, Bodrum'da 300 milyona bir yazlık, 110 milyona bir yat almış. Mal varlığını araştırmışlar, imar müdürünün mal varlığı belediyenin mal varlığının 4,5 katına ulaşmış. Aynı belediyenin başkan yardımcısının üzerine 1.630 taşınmaz tespit edilmiş, evinde de 11 bin tane mermi ele geçirilmiş. Mermiyi ne yapacak bilmiyorum ama 1.630 taşınmaz edininceye kadar sessiz kalanlar acaba WhatsApp grubundan çıkarılacak mı çok merak ediyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
BaşkanSayın Fırat...
Celal Fırat · İstanbulSayın Başkan, Esenyurt Belediyesi, Kıraç Cemevi'nin boşaltılmasına yönelik tebligat göndermiş. Kayyum yönetimindeki Esenyurt Belediyesi halkın makamını işgal ediyorken şimdi de bir cemevi özelinde kayyum atama girişiminde bulunmaktadır; bundan vazgeçmeliler. Birileri siyasi gücünü kullanarak karar aldırıyorsa bu, kararın inançsal, vicdani bakımdan doğru olduğu anlamına gelmez. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 9'uncu maddesi din ve inanç özgürlüğünü güvence altına alır. Bir ibadethanenin kullanımına son verilmesi, orada ibadet eden insanların inanç yaşamını doğrudan etkiler. Rızalık alınmadan, toplumun iradesi gözetilmeden bir ibadet mekânının boşaltılması Alevi yolunun temel ilkeleriyle bağdaşmaz. Cemevleri kimsenin şubesi, canlar da kimsenin tebaası değildir. Yol kimsenin mülkü de değildir. Bütün canlarımızı cemevimize sahip çıkmaya davet ediyorum.
Aşk ile...
BaşkanSayın Güneş Altın...
Beritan Güneş Altın · MardinSayın Başkan, geçen hafta pek çok ilde baro seçimleri yapıldı. Başta Mardin olmak üzere bütün barolara ve yönetimlerine başarılar diliyorum adaletin tesisi yolunda. Aynı zamanda adil yasama yılları diliyorum çünkü adaleti tesisle görevli olduğu iddia edilen yargı bürokrasisindeki kadrolaşma bütün ülkenin gündeminde. 2 no.lu barolardan birinin başkanının "Son iki yılda 70 baro üyesi avukatı hâkim, savcı yaptık. Bakanlıkla görüştük, bize ayrıcalık tanındı." demesi bütün yargı bürokrasisinin nasıl oluşturulduğunun açık itirafıdır. Bu itiraf karşısında adil bir soruşturma yürütmek şöyle dursun, üstü örtülmeye çalışılmaktadır. Fakat bu kadrolaşma her gün başka bir yerden patlak vermektedir. Mardin'de bir savcının hesabında milyonlarca liralık kaynağı belirsiz para hareketleri tespit edilmesi, takip ettiğimiz pek çok dava dosyasındaki cezasızlık, "Referans olduk, şu kadar kişiyi hâkim yaptık." söylemleri bir puzzleın tamamlanan parçalarıdır. Yargı başta olmak üzere bürokraside köklü bir değişime ihtiyaç olduğu açıktır.
BaşkanSayın Ertuğrul...
Eylem Ertuğ Ertuğrul · ZonguldakKaradeniz'in alın teri, fındık üreticimiz bugün büyük bir zarara ve haksızlığa mahkûm ediliyor. Gübre fiyatları yüzde 50 artmış, mazotun litre fiyatı 95 liraya dayanmışken bugün fındık serbest piyasada 170 ila 190 liraya ancak alıcı bulabiliyor. Üretici, sattığı her bir kilogramda 30 ila 60 lira civarında zarar ediyor, ton başına zarar 60 bin lirayı buluyor. İktidarın verdiği dönüm başı destek ise sadece 5 litre mazot parası. 5 litre mazotla hangi bahçeye gireceksiniz, hangi ürünü pazara indireceksiniz?
Buradan sesleniyoruz: Toprak Mahsulleri Ofisi kota engelini derhâl kaldırmalı, üreticinin elindeki ürünün tamamını almalıdır. Alım noktaları ve kapasiteler artırılmalı, ödemeler geciktirilmemelidir. Levant kalite fındığın fiyatı en az 300 liraya -taban fiyat- yükseltilmelidir. Fındığın gerçek sahibi üreticidir bu emeği birkaç büyük alıcının insafına terk etmekten vazgeçin.
BaşkanSayın Öztunç...
Ali Öztunç · KahramanmaraşTeşekkürler Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, sizleri kutluyorum, başarılar diliyorum.
Sayın Başkanım, vatandaş fonuna kadar soyulurken Göksunlu vatandaşlarımızın da elması dalda kaldı. Göksun elmasıyla meşhur bir kentimiz, şehrimizdir, sembolü de elmadır. Maalesef bu yıl elma dalda kaldı, maliyet 15-16 lira, verilen para ise 4-4,5 lira meyve suyu fabrikaları tarafından. Zeytin hakeza aynı durumda. Kahramanmaraş zeytin üretiminde çok önemli bir yerde idi ama şu anda zeytinlikler sökülüyor çünkü zeytin fiyatı toplama fiyatını dahi karşılamıyor. Hâlâ geçen yıla ait zeytinyağları, zeytinler depoda duruyor.
Nitekim, netice itibarıyla çiftçi bitirilmiş durumda, çiftçi bitti; foncular malı götürdüler, foncular milleti fonuna kadar soyup çiftçiyi de perperişan ettiler.
Teşekkür ederim.
BaşkanDeğerli milletvekilleri, Yeni Parti Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Melih Meriç Bey aramıza döndüler, sağlığına kavuştular. Kendisine geçmiş olsun diyorum, hoş geldiniz diyorum. (Alkışlar)
Şimdi, Sayın Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.
YENİ YOL Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Kaya.
Buyurun efendim.
Bülent Kaya · İstanbulSayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni bir çalışma haftasına başlamış bulunuyoruz, bu haftanın ve yapmış olduğumuz çalışmalarımızın milletin huzur ve refahına katkıda bulunmasını dileyerek hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Meclis Başkan Vekili olarak bugün itibarıyla görevine Genel Kurulda başlamış olan Sayın Yusuf Beyazıt Bey'e de yeni görevinde başarılar diliyorum. Tarafsız bir Meclis Başkanı olarak İç Tüzük ve Anayasa'nın gerektirdiği hassasiyeti göstereceğine inanıyor, şimdiye kadar deruhte etmiş olduğu devlet görevleri ve Meclisteki komisyon başkanlıklarındaki tecrübesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarına önemli bir katkı sunacağına inanıyorum ve tekrar başarılar diliyorum Sayın Başkanımıza.
Ayrıca önceki Meclis Başkan Vekilimiz Bekir Bozdağ Bey'e de hem sağlığıyla ilgili geçmiş olsun dileklerimi iletiyor hem de bugüne kadar yapmış olduğu hizmetlerden dolayı da kendisine ayrıca teşekkür ediyoruz.
Değerli Başkanım, Urfa'nın elektrik sorunu... İstanbul'dan Siverek'e memleket ziyaretine giden bir arkadaşımız bugün bana bir mesaj attı ve bölgedeki izlenimlerini anlatarak dile getirmemi istedi. Siverek'in Büyükyakıtlı köyüne cumartesiden beri misafir olduğunu, üç gün içerisinde toplam sadece sekiz saat elektrik verilebildiğini, bunun da sabah iki saat, akşam bir saat, bir saat de genellikle gece yarısı verildiğini ve bunun da on iki aylık süre içerisinde devam ettiğini vurguladı. Hadi, Hükûmet bunu duymuyor ama burada Sayın Mahmut Tanal dâhil olmak üzere Urfa vekilleri bu konunun üzerinde duruyorlar mı? Niçin bu çağda hâlâ Urfa'nın elektrik sorununun çözümüne yeterince katkıda bulunamıyorlar; doğrusu bunu merak ettiğimi buradan bir kez daha ifade etmiş olayım.
Mahmut Tanal · ŞanlıurfaDesteğiniz için teşekkür ederim.
Bülent Kaya · İstanbulÖnemli olan hususlardan bir tanesi de fon soygunu. "Fon vurgunu" diye tabir ettiğimiz ve yaklaşık üç haftadır ülkemizin gündeminde önemli bir yer bulan fon soygunuyla ilgili hususlar milletimizin ve Meclisimizin gündeminde olmaya devam ediyor. Bunu "fon meselesi, fon krizi ya da foncuk" diyerek normalleştirmeye çalışanların esas niyetinin maalesef ve maalesef bunu görmezlikten gelmeye çalışmak olduğunu vurguluyorum. Bunun bir fon meselesi ya da fon krizi değil örgütlü bir soygun, örgütlü bir vurgun olduğunu bir kere kabul ederek bu meseleleri hep beraber değerlendirmemiz lazım. 25 milyar dolarlık bir büyüklükten bahsediyoruz, bir vurgundan bahsediyoruz. Bunun sonuçlarının, etkilerinin ne kadar olacağı belli değil. Aynı zamanda borsadaki şirketlerin borsadaki kayıtlı değerlerinde de çok ciddi düşüşler var ve dolayısıyla bir toplumsal ahlak çürümüşlüğünü de dikkate aldığımız zaman topyekûn milleti derinden sarsan bir soygunla karşı karşıyayız. Bu soygun meydana gelirken devletin düzenleyici ve denetleyici kurumları vardı. "Bu soygunlar gerçekleşmesin, meydana gelmesin, kimse tevessül etmesin." diye mevzuatımızda görevlendirilen kurumlar vardı. Bunların bir kısmı düzenleyici, bir kısmı da denetleyiciydi ama maalesef bu düzenleyici ve denetleyici kurumlarımız iş başındayken bu soygunlar oldu. Elbette bu soygun yapanların bir kısmı siyasi ve bürokrasi içerisinde görevleri olan kişiler, bir kısım siyasi ve bürokratların direkt olarak bu soygunculara destek verdiğini, en azından ortaya çıkan iddialardan bir şekilde gözlemleme imkânına sahibiz ama en az suça karışmış olanlar kadar üzerinde durmamız gereken bir diğer nokta da şu: Buna seyirci olanlar. "Bu soygunlar, bu hırsızlıklar, bu yolsuzluklar olmasın." diye milletin kendilerine yetki verdiği, devleti yöneten kişilerin buradaki ihmalleri ya da bu soyguna engel olamamalarının da elbette siyasal sonuçlarını konuşmamız lazım. Yani gece yarısı uyuyan bir bekçinin fabrikadan veya iş yerinden 25 milyar doların soyulmasına direkt katkısı olmasa dahi uykuya dalmış olması, o soygunculara engel olamaması bile başlı başına bir kabahattir dolayısıyla bu sistem yolsuzluk üretiyor, maalesef engelleyici bir kısım zaaflar içeriyor, bu sistem vurgun yapanların... Bunu görmeden, bu siyasal sistemin ahlaksızlığa, vurguna, yolsuzluk yapanlara maalesef açık verdiği noktalar olduğunu görmeden bu meseleyi yeterince sağlıklı bir şekilde değerlendiremeyiz. Dediğim gibi, kasıt ve ihmal arasında sonuç olarak bir fark yoktur, sadece niyet farkı vardır. Olan milletin 25 milyar dolarına olmuştur. İster kasıtlı olarak o mala el uzatın ister milletin 25 milyar dolarına bekçilik etme görevi olanlar görevlerini ihmal ettiği için o 25 milyar dolar çalınmış olsun; sonuç olarak, millet zarar görmüştür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Bülent Kaya · İstanbulToparlıyorum.
BaşkanTamamlayın efendim.
Bülent Kaya · İstanbulDolayısıyla buradan bu siyasal sistemi hep beraber sorgulamak durumundayız. Türkiye Büyük Millet Meclisinin ana görevlerinden bir tanesi de kural koymaktır. İktidarlar konulan kurallara göre icraat yaparlar. Meclis bu konulan kurallara göre icraat yapan hükûmetlerin, iktidarların ve bürokrasinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından konulan kurallara uygun hareket edip etmediklerine dair denetleme yetkisine sahiptir dolayısıyla bu hususta Türkiye Büyük Millet Meclisi koymuş olduğu kuralların eksik olup olmadığını, koyduğu kurallara Hükûmeti idare edenlerin, bürokratların uygun davranıp davranmadığını denetleme vazifesini mutlaka yerine getirmelidir, bu da ancak Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulacak bir komisyonla söz konusu olabilir. O hâlde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ana yetkilerinden bir tanesi olan iktidarı denetleme yetkisini burada Meclisten, milletvekillerinden kaçırmaya hiçbirimizin hakkı yoktur diye düşünüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanBuyurun, tamamlayın efendim.
Bülent Kaya · İstanbulTürkiye Büyük Millet Meclisinin ana vazifelerinden bir tanesi olan denetleme yetkisini ortadan kaldırıcı "hayır" oylarının aynı zamanda milletin Türkiye Büyük Millet Meclisine verdiği vazifeyi yapmaktan alıkoymak olduğunu da göz önüne almak lazım çünkü dediğim gibi, milletvekilinin vazifesi sadece buraya gelen kanunlarla ilgili el kaldırıp el indirmek değil, çıkarılan kanunlar, çıkarılan mevzuatlar çerçevesinde bu memleketi yöneten idarecilerin bu mevzuatlara uygun olarak davranıp davranmadıklarını denetleme görevini de bu yüce millet bu yüce Meclise veriyor. O hâlde, Türkiye Büyük Millet Meclisinde mutlaka ve mutlaka bir araştırma komisyonu kurmak mecburiyetindeyiz. Bundan kaçınmak suçun üstünü örtmek değildir tek başına; aynı zamanda, milletin bu Meclise verdiği denetleme yetkisini görmemezlikten gelmektir. Bu fon soygunu daha önce kurmuş olduğumuz komisyonlardan daha az önemli bir konu değildir, o açıdan bunu mutlaka ve mutlaka soruşturmamız lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Bülent Kaya · İstanbulToparlıyorum.
BaşkanSon kez uzatıyorum, lütfen.
Bülent Kaya · İstanbulDolayısıyla bundan önce hep beraber kurmuş olduğumuz Meclis araştırma komisyonları gerçekten çok önemli hizmetlerde bulundu. Birer ihtisas komisyonu olarak kuruldular ve görevlerine odaklandıkları için de son derece faydalı çalışmalar ortaya koydular. Eğer bir konuda Mecliste bir araştırma komisyonu kurulmak istenmiyorsa ya olay önemsiz görüldüğü içindir ya da üstü örtülmeye çalışıldığı içindir. Bu olay ne önemsizdir ne de üstü örtülebilecek bir meseledir. O açıdan, buradan özellikle Cumhur İttifakı'nın ortaklarına seslenmek istiyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir komisyon kurulması bu milletin talebidir, bu milletin talebini görmezlikten gelenleri millet her gün ekranlarda seyretmeye devam ediyor. Gelin, bu milletin bu Meclise verdiği en önemli yetkilerinden bir tanesi olan iktidarı ve bürokrasiyi denetleme yetkisini bu milletin elinden ve bu Meclisin elinden almayalım diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BaşkanÇok teşekkür ederim.
Şimdi, İYİ Parti Grup Başkan Vekili Sayın Turhan Çömez'e söz veriyorum.
Buyurun efendim.
Turhan Çömez · BalıkesirÇok teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkanım, yeni göreviniz için sizleri tebrik ediyorum, Allah kolaylık versin, muvaffakiyetler diliyorum. Bir önceki Başkanımıza da Allah'tan acil şifalar diliyorum.
Değerli milletvekilleri, bundan üç yıl önce Sayın Erdoğan'ın borsayla ilgili yaptığı çok önemli bir konuşma var, diyor ki: "Borsada yabancılar yerli yatırımcıları ve ülke kaynaklarını çeşitli manipülasyonlarla sömürüyorlardı. Biz borsada köklü bir dönüşüm yaptık, borsayı sağlamlaştırdık ve bunun önüne geçtik. Borsamızı gazino kapitalizminin cenderesinden kurtardık ve rantiyenin tasallutundan çıkarttık, ülkemizin, milletimizin ve reel sektörün hizmetine tahsis ettik." Bunu söyleyen Sayın Erdoğan, tam üç yıl önce borsadaki durumu böyle anlattı ve üç yıl sonra borsada büyük bir çöküş, fon piyasasında akıl almaz bir soygun ve vurgun, tam 188 tır dolusu paranın çalındığı, bir yerlere götürüldüğü korkunç bir rant düzeni.
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, tam bir yıl önce Mecliste yapmış olduğu grup konuşmasında "Manipülasyon yapanlar var, spekülasyon yapanlar var. Her seferinde olan gariban vatandaşa oluyor. Kamu gücünü kullanarak manipülasyon yapanlara hesap sorulması lazım." dedi bu Gazi Meclisin çatısı altında ve ardından iki hafta sonra bir başka değerlendirme daha yaptı, "Sayın Şimşek borsada manipülasyonların olduğunu ifade ediyor ve bu manipülasyonlara mâni olamadığını söylüyor. Bu vaziyette görev yapamaz." dedi, Sayın Gönül'ü de SPK Başkanı olarak istifaya davet etti. Şimdi, o dönemde Sayın Şimşek'in yaptığı açıklama var, çok net, bundan on bir ay önce diyor ki: "Borsada manipülasyon var, borsada düzenlemelerin ve regülasyonların yapılması lazım." E, Sayın Şimşek, elinden tutan mı vardı? Bu manipülasyonların suç olduğunu bilmiyor muydun? Niye mâni olmadın? Sen bu lafı ettikten sonra 500 küsur milyar lira para yatırıldı o 131 fona, neredeydin Allah aşkına? Açıkça buradan Gazi Meclisin çatısı altından sesleniyorum kendisine: Beceremiyorsan çek git, bilemiyorsan çek git, yapamıyorsan çek git, birileri bileğinden tuttuysa, birileri sana mâni olduysa kalk, onları ifşa et ve yine çek git. Sen bu vaziyette, bu ülkenin ne ekonomisini yönetirsin ne de bu ülkeyi ayağa kaldırabilirsin.
Bu arada, eski MASAK Başkan Yardımcısı, pek çok gazeteci, pek çok önemli yorumcu sosyal medyada paylaşımlar yaptılar hatta hatta bir tanesi açıkça dedi ki: "Fonlar patlamayı bekleyen bir saatli bombadır." Yani göz göre göre geldi ama çok daha önemlisi var, bugün şimdi sizlerle paylaşacağım. Bakın, 26/02/2025, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının SPK'ye yazdığı bir yazı var burada, diyor ki: "Biz bir soruşturma yürütüyoruz. Bu soruşturmada BİST piyasasında oluşan olağan dışı fiyat ve miktar hareketlilikleri var, ani hareketlerle düşüşler var. Makul bir ekonomik ve finansal gerekçeyle bunlar açıklanamaz, resen soruşturma başlattık ve Başsavcılığımıza gelen çok sayıda ihbar, sosyal medya platformunda yapılmış paylaşımlar, değerlendirmeler var." ve isimler veriyor; bu isimler hepinizin bildiği isimler. Ne zaman yapmış? 26/2/2025. Soruyorum, şimdi hem Sayın Başsavcılığa hem Adalet Bakanlığına hem de SPK'ye sesleniyorum, diğer devlet kurumlarına sesleniyorum: Demek ki bu soruşturma yürüyordu o zamanlar, bu uyarılar yapılırken neredeydiniz Allah aşkına? Bu korkunç soygun oluyorken neredeydiniz? Devletin kurumları çalışmış, Cumhuriyet Başsavcılığı ikaz etmiş; çok net, yazı burada.
Gelelim, gelelim ağustos ayına. Şimdi burada tarihî bir yazı var elimde. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bir kere daha yazıyor, 19 Ağustos 2026'da diyor ki, SPK'ye gönderiyor bu yazıyı: "Manipülatif eylemler var." Manipülasyon suçtur biliyorsunuz. "100 kat fiyat artışları olan şirketler var." diyor. "Hisseler fonlar tarafından satın alınıyor." diyor. "Yanı sıra şirketlerin ve fonların hisse değerlerinde manipülasyonlarla artışlar ve azalmalar var." diyor. Kim diyor bunu? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı. Ne yaptınız Allah aşkına bu oluyorken? Cumhuriyet Başsavcılığı fotoğrafı çekmiş, kepazeliği ve rezaleti net olarak ortaya koymuş. Devletin kurumu görevini yapmış. Ne yaptınız? SPK ne yaptı? Devlet Denetleme Kurulu ne yaptı? BDDK ne yaptı? MASAK ne yaptı? Maliye Bakanlığı ne yaptı? MKK ne yaptı? Nerede bu kurumlar? Bunlar görevini yapmadığı için, arkalarına aldıkları birtakım siyasal güçlerin de desteğiyle korkunç soyguna, inanılmaz talana alan açtılar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanBuyurun, tamamlayın.
Turhan Çömez · BalıkesirŞimdi daha vahim bir şey paylaşacağım sizinle: Cumhuriyet Başsavcılığının bu yazısının yayınlanmasının veyahut da SPK'ye gönderilmesinin hemen ardından ne oldu biliyor musunuz? AK PARTİ'nin parlak çocukları paralarını aldılar, oluk oluk İsviçre'ye taşımaya başladılar. Belli ki bu çeteler devlet içerisine nüfuz etmişler, Başsavcılığın bu yazısından haberleri var ve ceplerindeki parayı, tam 4 milyar lirayı yurt dışına gönderdiler. Peki, nereye gönderdiler biliyor musunuz? Rothschild Banka gönderdiler, finansal siyonizmin merkezi olan Rothschild Banka gönderdiler, tam 4 milyar lira. Kim gönderdi bunu? AK PARTİ'nin 28 yaşındaki parlak çocuğu. AK PARTİ teşkilatlarında rabia işaretleriyle gezen ve yanı sıra partinin siyasi toplantılarına katılıp propaganda yapan bu delikanlı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanBuyurun, tamamlayın.
Turhan Çömez · Balıkesir...tam 4 milyar lirayı götürdü, Yahudi bankalarına gönderdi. Peki, onunla başka kim gönderdi bu parayı? Serdar Turhan adında bir başkası; o da aynı, aynı Pusulada görevli. Bu da Türkiye'yi parsel parsel, karış karış gezerek İslami finans sistemini anlatıyordu. Bunlar soydukları parayı götürdüler, Yahudilerin merkezine transfer ettiler. Peki, bu mekanizma nasıl oluyor? Çok net. Biraz sonra anlatacağım, DEM PARTİ'nin grup önerisinde konuşurken çok daha ayrıntılar vereceğim size. Bunlar bir şirketi ellerine geçiriyorlar, ondan sonra fona teslim ediyorlar, manipülasyonlarla fiyatları düşürüp indiriyorlar ve aradan milyarlarca lirayı ceplerine boca ediyorlar ve millet, yüz binlerce insanımız üç kuruşunu, beş kuruşunu o fonlara yatırıp maalesef zarar ediyor.
Peki, bu esnada siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Turhan Çömez · BalıkesirBitireceğim Başkanım.
BaşkanLütfen, son kez uzatıyorum.
Buyurun.
Turhan Çömez · BalıkesirSiz ne yapıyorsunuz bu esnada? "Aman lekelenmesinler, lekelenmesinler." Başka ne diyorsunuz? "E, vicdanları bu aldıkları parayı kabul etmiyorsa, haksız kazandıklarını düşünüyorlarsa geri getirsinler." Başka ne diyorsunuz? "Gereğini yapacağız."
Allah aşkına, böyle bir uygulama olur mu? Bakın, burada çok profesyonelce organize ve koordine edilmiş, çok ciddi bir finansal terör örgütü vardır. Arkasına aldıkları devlet gücüyle, saray gücüyle, siyaset gücüyle bu milletin istikbaline kastetmiş, milyarları cebine indirmiş inanılmaz bir çete vardır. Bu çetelerle mücadele etmek hepimizin vazifesidir, hepimizin sorumluluğudur. "Aramıza girmiş birkaç tane çürük elma." veyahut da "Şeytana uymuş." diyerek bu işten kurtulamazsınız. Bu, sistematik bir soygundur ve sistemin çürümüşlüğünün, sistemin kokuşmuşluğunun net olarak yansımasıdır ve bütün bu sistemin arkasında siz varsınız.
Parlamentoyu çalıştıralım ve kurulacak komisyonlarda tek tek hesap soralım diyorum, teşekkür ediyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanCumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Serkan Sarı.
Buyurun efendim.
Serkan Sarı · BalıkesirTeşekkürler Sayın Başkan.
Öncelikle, almış olduğunuz bu onurlu görevde, adaletli yöneteceğinize olan inancımla başarılar diliyorum, tebrik ediyorum. Görevden ayrılan Bekir Bozdağ'a da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Kurtuluş Savaşı'mızın karargâhı Ankara'mızın başkent oluşunun 103'üncü yıl dönümü. 13 Ekim 1923'te Gazi Meclis çatısı altında alınan kararla Ankara yalnızca bir başkent değil bağımsızlığın, millî egemenliğin ve cumhuriyetimizin simgesi olmuştur. Başta cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele kahramanlarımıza saygı ve minnetlerimi sunuyorum; Ankara'mızın başkent oluşunun 103'üncü yıl dönümünü kutluyorum.
Onun dışında, iki tane önemli günü geride bıraktık. Bunlardan bir tanesi 10 Ekim Ankara Gar katliamı; barış, demokrasi ve kardeşlik için bir araya gelen 104 yurttaşımız terör saldırısında hayatını kaybetti. Katliamın 11'inci yılında, kaybettiğimiz vatandaşlarımızı saygı ve minnetle anıyorum. Aradan geçen on bir yıla rağmen adalet arayışı devam ediyor. Biz olanları unutmadık, unutturmayacağız, bunu da vurgulamak isterim.
Ayrıca, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü'ydü. Tabii, bunu kutlamak isteriz ama ülkemizde yaşanılan olaylar hepimizin bunu kutlamaktan daha uzak bir gün, bazı sorunları görünür kılmamız gerektiren bir gün olduğunu da açıkça ortaya koyuyor. Hayallerini yarım bırakan kız çocuklarımızın acısını yaşıyoruz her gün yeni bir haberle. Narin Güran'ı, ölümü hâlâ aydınlatılması beklenen Rojin Kabaiş'i, İkbal Uzuner'i, Ayşenur Halil'i unutmadık; daha birkaç gün önce Başakşehir'deki bir okulda bıçaklı bir saldırı sonucunda yaşamını yitiren Eslem Sare Bulut'u ve aynı saldırıda yaralanan 7 kız çocuğumuzu unutmadık. Kaybettiğimiz bütün evlatlarımızı rahmetle anıyor, adalet bekleyen ailelerimizin de yanlarında olduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Ayrıca, 11 Ekimde Edirne'de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı bir kuruluştan ayrılan 14 çocuktan 13'ü hâlâ kayıp, haberi kamuoyuna yansıdı. Bakan "Bu çocuklar devlet korumasında değil. Yabancı uyruklu çocuklar." diyor. Sayın Bakanın bu konuya bakışı da gerçekten içler acısı. Her çocuk milliyeti ne olursa olsun devletin koruma ve sorumluluğu altındadır. Bu çocuklar sizin Bakanlığınıza bağlı bir kurumda kalıyorlarsa bunun sorumluluğu da devletimizdedir ve Bakanımızın kendisindedir. Devlet görevi çocukların statüsünü tartışmak değil, güvenliğini sağlamaktır. Bu açıklamayı kınıyor ve bu rezaletin takipçisi olacağımızı da vurgulamak istiyorum.
Bugün sabah saatlerinde, Birleşik Emekliler Sendikası yaşadıkları sorunu dile getirmek üzere bir basın açıklaması yaptı Meclisimizin önünde, Maliye Bakanlığının önünde. Emeklilerin isyanını ne yazık ki AKP iktidarı görmezden geliyor çünkü yaşanılan bu sorunun mimarı AKP iktidarının almış olduğu siyasi kararlardır. Dünden bugüne yapmış oldukları uygulamalar ve yasal düzenlemelerle emeklilerimizin hakkı, emeklilerimizin emeği, emeklilerimizin birikimi AKP iktidarı tarafından gasbedilmiştir. 2008 yılındaki yapılan düzenlemeyle -bunu "reform" diye dile getirdiler- aylık bağlama oranları düşürüldü. Emekliler yıllarca çalışarak kazanmış oldukları primlerinin karşılığını alamaz hâle geldiler. Ayrıyeten, büyüme payından, onun dışında güncelleme katsayısındaki düzenlemeyle yüzde 100 oranından yüzde 30'a düşürülmesi sebebiyle ciddi bir hak kaybı yaşadı emeklilerimiz. 2008 yılındaki güncellemeler olmasaydı bugün emeklilerimizin maaşı, en düşük emekli aylığı 50 bin lira olacaktı. Aradan geçen süre içinde emeklilerimize sürekli müjde veriyorsunuz "Bin lira seyyanen zam yaptık.", "2 bin lira seyyanen zam yaptık.", "Şu farkları kapatıyoruz." falan. Ama emeklinin cebinden aldığınız parayı yerine koymak bir türlü aklınıza gelmiyor. Şöyle kabaca bir hesap yaptım, 2008'den 2026 yılına kadar on sekiz yılda, iki yüz on altı ayda -biraz önce bahsetmiş olduğum rakamları göz önünde bulundurduğumuzda- şu anda emeklinin kaybı sizin bu yapmış olduğunuz düzenlemeyle 5 milyon 712 bin lira, en düşük emekli aylığında bugünkü değer kurundan baktığımızda kayıp bu.
AKP iktidarına ve Grup Başkan Vekiline sesleniyorum: Emeklilerin bu alacağını ödeyecek misiniz? Gasbettiğiniz bu borcu yerine koyacak mısınız? Emeklilerimizi hak ettiği refah düzeyine ulaştırmak için bir çalışma yapacak mısınız? Hem emeklilerimiz soruyor hem de muhalefet olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bunu sizlere soruyoruz. En düşük emekli aylığının en az asgari ücret kadar olması gerekliliği yönünde yıllardır çağrıda bulunuyoruz ama ne yazık ki emeklilerimiz AKP iktidarından alacaklarını alamıyorlar. İktidarınızın müjde dağıtmak değil bu sorunları çözmektir görevi ama ne yazık ki iktidarın bu konudaki birikimine, donanımına ve yaklaşımına hep birlikte şahit oluyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanBuyurun, tamamlayın.
Serkan Sarı · BalıkesirÖnemli konulardan bir tanesi, kamuoyuna yansıdı, Ankara 2 no.lu Baro Başkanının yapmış olduğu bir açıklama: "İki yılda baro üyesi 70 avukat ve savcıya kontenjandan bizler referans olduk, bakanlıklarla görüştük." Daha da vahimi "Bakanlıklar bize bir ayrıcalık tanıdı." diyor. Eğer böyleyse burada gruplarına hepsine ayrıcalık tanıyalım, 70'er hak verilsin bütün gruplara, hâkim atayalım, savcı atayalım, kafamıza göre eş, dost, hısım, akraba atamalarımızı yapalım. Bu mudur devlet bilinci? Bu mudur sorumluluk? Bu mudur AKP iktidarının devlete olan saygısı ve sorumluluğu? Bunun altını çizmek istiyorum. Bu iktidarın yapmış olduğu yozlaşmanın en gün yüzüne çıkmış hâlidir. Artık kendileri itiraf etmekten bile çekinmiyorlar, o kadar doğal ve olağan bir süreç olarak görüyorlar ki bu konuda ne yazık ki bir açıklama hâlâ gelmedi. Şayet bunlar gerçekten bahsedildiği gibiyse bu 70 kişi yazılı sınavlarda kaç puan aldılar? Mülakatlara hangi sıralamalarla girdiler, hangi ölçütlerle başarılı sayıldılar? Aynı sınavlarda daha yüksek puan almasına rağmen elenen adaylar var mı?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanLütfen tamamlayınız.
Serkan Sarı · BalıkesirAdalet Bakanlığı ve HSK'yi bu konuda açıklama yapmak ve inceleme yapmak üzere göreve davet ediyorum. Herkesin aklına gelen, işte, Ankara 2 no.lu, İstanbul 2 no.lu için verilen bir kontenjan var mı? Ya da size yandaş olarak konumlanmış olan barolara da böyle kontenjanlar veriyor musunuz? Kamuoyu bunlarla ilgili cevaplar bekliyor sizden. Sonra da bağımsız yargıdan, hukukun üstünlüğünden söz ediyorsunuz. Bu nasıl bir adalet anlayışıdır? Bu nasıl bir aymazlıktır? Bu ülkede Türkiye 2'ncisi, 3'üncüsü olan gençlerimiz bir iki dakikalık mülakatlarla elendiler. Deprem felaketini yaşamış bir gencimiz hâkimlik sınavında 93 puan aldı, Türkiye 2'ncisi oldu, üç dakikalık mülakatla elendi; vicdani midir, insani midir, hukuki midir bu?
Mert Akdoğan hâkim savcılık sınavında 115'inci oldu, mülakatta elediler, haksızlığa dayanamayıp intihar etti. Hiç mi yüreğiniz sızlamıyor, hiç mi vicdanınız sızlamıyor, soruyorum size? Bunca konu yaşanırken siz gencecik hukukçularımızın yüzüne nasıl bakacaksınız?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanSon kez uzatıyorum, lütfen tamamlayın.
Serkan Sarı · BalıkesirBizim belediye başkanlarımız hakkında, gazetecilerimiz hakkında, bu ülkenin hakkını arayan vatandaşlarımız hakkında karar verecek olan yandaş hukuk sisteminizin mimarını ve yarattığınız tahribatın sonucunu hep birlikte görüyoruz. Vay halimize, yazık bu hukukun, adaletin getirildiği hâle!
Bakıyoruz, şimdi, bu fon soygununun yaşatıldığı sürece. Ya, bir yasa düzenlemesi getirdiniz, biz sanıyoruz ki bundan sonra bu tarz konulara mahal vermeyecek bir yasal düzenleme olacak, bundan sonra tedbir alacağız, yaşanmışlıklardan dans çıkaracaksınız; amma velakin düzenlemeye baktığımızda, bundan sonrası için değil, şu fon kriziyle ilgili tasfiye sürecinin nasıl yapılacağı yönünde bir düzenleme yapılıyor yani "Günü kurtaralım, yarın ola, hayrola." Bu anlayışla kanun çıkarıyorsanız, bu anlayışla yasal düzenleme çıkarıyorsanız bizim vatandaşımızın hakkını korumaktan uzaksınız diyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Serkan Sarı · BalıkesirBu Meclisin "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir." dediğimiz Meclisin millete hizmet edecek yasalar düzenlemesi, yandaşa hizmet edecek yasalardan uzaklaşmasını talep ediyorum sizlerden.(CHP sıralarından alkışlar)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BaşkanMilliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Filiz Kılıç, buyurun efendim.
Filiz Kılıç · NevşehirTeşekkür ederim Sayın Başkan.
Kıymetli milletvekilleri, ekranları başında bizleri takip eden aziz Türk milleti; öncelikle yeni yasama dönemimizin hayırlı olmasını diliyorum. Akabinde de Sayın Başkanım, size yeni görevinizde üstün başarılar temenni ediyorum. İnşallah, sizin için ve Genel Kurulumuz, Meclisimiz için hayırlı bir dönem olur. Geçmiş dönemde hizmetleri olan Sayın Bekir Bozdağ Vekilimize de Başkanımıza da bundan sonraki hayatında sağlık, huzur ve başarılar diliyorum, kendilerine uyumlu çalışmaları ve hizmetleri için teşekkür ediyorum.
Evet, sözlerime başlarken, cennet vatanımızın dört bir yanında toprağı işleyen, alın teriyle aziz milletimizin sofrasına aş koyan çiftçilerimizi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına hassaten saygıyla selamlıyorum.
Anadolu insanının fedakârlığı, azmi ve bağımsızlık sevdasıyla yükselen Ankara, millî mücadelenin karargâhı, cumhuriyetimizin kalbi olmuştur. Ankara'nın başkent oluşunun 103'üncü yıl dönümünü de canıgönülden kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu vatan uğruna mücadele eden ve canını ortaya koyan tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum.
Bizler Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu toprakların, Anadolu'nun yiğit insanlarının temsilcileriyiz. Üzerimizdeki sorumluluğun bilinciyle tarımın ve çiftçimizin içinde bulunduğu durumu değerlendirmek zorundayız. Çiftçimiz daha fazla üretmek, kendini geliştirmek ve emeğinin karşılığını alabilmek için mücadele ediyor ancak yükselen girdi maliyetleri bu gayretin önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor.
Değerli milletvekilleri, çiftçimiz bütün bu zorluklara rağmen toprağını ekmeye, üretmeye ve geçimini sağladığı bu toprakları terk etmemeye kararlı. Bizim görevimiz de bu gayreti desteklemek, üreticimizin önünü açmak ve emeğinin karşılığını alabileceği şartları oluşturmaktır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak çiftçimizin yanında durmayı yalnızca siyasi bir sorumluluk değil ülkemizin geleceğine karşı bir görev olarak görüyoruz. Köylerimiz yeniden yaşanabilir hâle getirilmeli, köyden kente göç vatandaşlarımız için bir mecburiyet olmaktan çıkarılmalıdır, cezbediciliğin önüne geçilmelidir. Bunun için, tarımsal üretimi modern altyapı ve hizmetlerle buluşturan tarım kentleri modelini hayata geçirmeliyiz. Köylerimizde eğitimden sağlığa, ulaşımdan sosyal imkânlara kadar ihtiyaçların karşılanacağı şartlar oluşturulmalı, gençlerimizin kendi memleketlerinde üretip kazanabilmelerinin önü açılmalıdır. Çiftçimizin emeği birkaç aracının veya piyasa spekülatörünün insafına bırakılamaz. Üretim maliyetleri ile ürünün satış fiyatı arasındaki denge gözetilmeli, taban fiyatlar çiftçinin emeğinin karşılığını almasını sağlayacak şekilde belirlenmelidir. Bu dengenin kalıcı hâle gelmesi için tarımsal ve hayvansal üretici birliklerinin daha etkin çalışması sağlanmalıdır. Üreticimizin teşkilatlı yapıları güçlendirilmeli, bu birlikler depolama, fiyatlandırma ve pazarlama süreçlerinde daha etkin rol oynamalıdır. Böylece çiftçimiz ürününü değerinde satabilmeli, piyasa dalgalanmalarına karşı daha güçlü bir konuma gelmelidir. Türk tarımının geleceği açısından bilimden ve teknolojiden yararlanmak da büyük önem taşımaktadır. Tarım, hayvancılık ve ormancılık fakültelerinden mezun olan gençlerimizin sahada istihdam edilmesi teşvik edilmeli, modern üretim yöntemleri ve akıllı tarım uygulamaları ülkemizin dört bir yanında yaygınlaştırılmalıdır. Üniversitelerimizde üretilen bilgi tarlaya, ahıra ve üretim tesislerine taşınmalıdır. Ülkemiz üretim, depolama ve dağıtım kapasitesiyle stratejik bir lojistik merkezi ve dünyanın önemli bir gıda koridoru hâline gelmelidir. Bizler Anadolu'nun nabzını yalnızca evraklardan, istatistiklerden değil sahada vatandaşlarımızla bir araya gelerek tutuyoruz. Seçim bölgem olan Nevşehir'in bereketli topraklarında şafak vakti patates söken çiftçimizin de pancar tarlasında alın teri döken üreticimizin de hangi şartlarda mücadele ettiğini biliyoruz. Daha geçen hafta pancar tarlasında emek veren üreticilerimizle bir aradaydım, karşılaştıkları sorunları bir bir dinledim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanBuyurun, tamamlayınız lütfen.
Filiz Kılıç · NevşehirPancar için maliyetin üzerinde bir alım fiyatı beklenildiğini özellikle Meclisimizden, Genel Kurulumuzdan bildirmek istiyorum. Bizim için çiftçinin tarlaya attığı her tohum sıradan bir zirai faaliyetten ibaret değildir. O tohum bu topraklara duyulan bağlılığın ve geleceğe yönelik umudun bir göstergesidir. Çiftçinin yaşadığı sorun yalnızca tarımla uğraşan vatandaşlarımızın meselesi değildir. Bu mesele, soframızdaki ekmeğin, gıda fiyatlarının ve ülkemizin ekonomik bağımsızlığının doğrudan meselesidir. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki Cumhur İttifakı olarak tarımı millî bekamızın ve bağımsızlığımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. İlan edilen taban fiyatlar, sağlanan alım garantileri ve üreticilerimize yönelik destekler çiftçimizin emeğine verilen değerin önemli göstergeleridir. Bununla birlikte, mevcut uygulamaların geliştirilmesi ve desteklerin üreticimizin ihtiyaçlarına daha güçlü şekilde cevap vermesi gerektiği de açıktır; Milliyetçi Hareket Partisi olarak meseleye bu anlayışla yaklaşıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanLütfen tamamlayınız.
Filiz Kılıç · NevşehirÇiftçimiz ülkemizin geleceği için üretmeye devam ediyorsa bizim sorumluluğumuz da onun yükünü hafifletmek ve üretim azmini güçlendirmektir. Türk çiftçisi sahipsiz değildir, milliyetçi hareket Anadolu'nun tarlasında, bağında ve bahçesinde ter döken her bir vatandaşımızın teminatıdır. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin ifadeleriyle "Kendi kendine yetebilen bir ülke olmak düş değildir, kadere emanet edilmiş bir dua değildir; jeopolitik bir sorumluluk ve millî bir gerekliliktir."
Bu duygu ve düşüncelerle, üreten ve tam bağımsız Türkiye ülküsü doğrultusunda emek veren bütün çiftçilerimize bereketli hasatlar diliyorum.
Gazi Meclisimizi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
BaşkanÇok teşekkür ediyorum.
Şimdi ise söz Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Sezai Temelli Bey'de.
Buyurun.
Sezai Temelli · MuşTeşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, öncelikle size yeni görevinizde başarılar diliyorum. İnanıyorum ki hakkaniyetli bir yönetim sergileyeceksiniz.
Bu vesileyle, Sayın Bekir Bozdağ'a da acil şifaları bir kez daha diliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bugün araştırma önergesi olarak yine fon meselesini verdik. Bu fon meselesi üzerinden daha çok konuşacağız çünkü gerçekten büyük bir vurgundan, büyük bir soygundan bahsediyoruz. Öyle çuvala sığdırılacak, üstü örtülecek, geçiştirilecek bir şey olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz.
Evet, gerçekten yapısal ve kurumsal bir sorunla karşı karşıyayız. Bu kadar kurum var; bu kadar kuruma rağmen böyle bir kriz ortaya çıkmışsa, böyle bir talan ortaya çıkmışsa gerçekten vahim bir durumla da karşı karşıyayız demektir. O yüzden, bu araştırma önergeleri ciddiye alınmalıdır, birçok parti bu konuda veriyor, ortaklaşılmalıdır, iktidar da bu meseleye sıcak bakmalıdır ki ne yapılması gerektiği konusunda, evet, gerçekten sağlıklı bir adım atılabilsin fakat böyle bir niyeti iktidarda görmüyoruz. Neden görmüyoruz? Çünkü neredeyse -biliyorsunuz, bu fon vurgunu ilk değil, son da olmayacak- böyle vurgunlarla, talanlarla özdeşleşmiş bir siyaset anlayışı var karşımızda, eğer olmasaydı bugüne kadar buna önlem alınırdı. Bu kadar kurum kurup da böyle bir kriz karşınıza çıkıyorsa o zaman dönüp kendinize bakmak zorundasınız. Bakın, öyle bir büyük vurgundan bahsediyoruz ki bu rakamlara dönüp baktığımızda bu meseleyle ilgili aslında bir ciddiyetsizlik de karşımıza çıkıyor.
Şimdi, adamın birisi kalkmış diyor ki: "Adalet ve Kalkınma Partisi kimsesizlerin kimsesidir." Bizim bildiğimiz Adalet ve Kalkınma Partisi olsa olsa sermayenin kimsesidir. Onun dışında kimseye sahip çıkmışlığını biz bugüne kadar görmedik.
Diğer taraftan, bir de bu "Dicle'nin kenarında koyunu kaptırmayız." hikâyesi var. Vallahi biz ne Fırat'ın kenarında ne Dicle'nin kenarında hiçbir koyunumuzu kaptırmadık ama siz de kurt olmaktan vazgeçin artık.
Dolayısıyla da şimdi dönüp baktığımızda artık ciddi ciddi konuşmamız gereken bir yere gelmiş durumdayız. Ne konuşacağız? Bir kere her şeyden önce "Bu yolsuzluk, talan, vurgun meselesine nasıl son verebiliriz?" onu konuşacağız. İkincisi, Sayın Cevdet Yılmaz, çıkmış, diyor ki: "Bu krizden dolayı hiç kimsenin üzerinde bir kuruş yük olmayacak, hiç kimseye bunun bedelini ödetmeyeceğiz." Hayır, halk ödeyecek, emekliler, emekçiler ödeyecek Sayın Yılmaz. Neden ödeyecek biliyor musunuz? Yaptığınız bütçeyle ödeyecek, baş edemediğiniz enflasyonla ödeyecek, adaletsiz vergi sisteminizle ödeyecek. Bakın, bugün bizi yine Birleşik Emekliler Sendikası ziyaret etti. Karadeniz'den, Ege'den, Türkiye'nin her yerinden gelen emekliler bizimle beraberdi. Dolayısıyla emeklileri dinlediğimizde devasa sorunlarını dinlemenin ötesinde artık yaşam hakkından neredeyse feragat edecek kadar büyük bir yoksulluk baskısı altında kaldıklarını çok net görüyoruz ama böyle vurgunların olduğu bir ülkede böyle bütçe yapmaya devam ederseniz aslında bu vurgunların bedelini yine emekliler öder, emekçiler öder, kadınlar öder yani ülkenin yüzde 80'ini yoksullaştırdınız, o yoksul halk öder. Buna dur demenin yolu bugünden başlayarak gerçekten bu meselenin önüne geçebilecek bir iradeyi ortaya koymaktan geçiyor. Muhalefet bu konuda ortaklaşmıştır, iktidara sesleniyoruz; muhalefete kulak verin, DEM Parti'ye kulak verin.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu meseledeki ciddiyetsizliğe bir örnek vereceğim size: Yarın bu meseleye dair bir kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonuna geliyor. Plan ve Bütçe Komisyonuna gelen bu kanun teklifine baksanız devasa bir vurgunun karşısında yapılan kanun teklifinden utanırsınız. Evet, utanırsınız. Böyle devasa bir vurguna karşılık böyle bir kanun teklifiyle nelerin gizlenmeye çalışıldığını çok net anlamanız mümkün. O yüzden de bir an önce ciddiyet diyoruz, bir an önce artık bu Meclisin bir iradeyi çok net bir şekilde ortaya koymasının zamanı gelmiştir diyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hani demişler ya "Boynun niye eğri?" Demiş: "Nerem doğru." Her gün bir yerden gerçekten sansasyonel gelişmelerle karşı karşıya kalıyoruz. Finans piyasalarına bakıyoruz, fon vurgunu; futbola bakıyoruz, bahis skandalı bitti, şimdi hakem skandalı var. Düşünebiliyor musunuz, bir ülkenin Merkez Hakem Kurulu Başkanı şu anda cezaevinde.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanBuyurun, tamamlayın.
Sezai Temelli · MuşŞike, bahis; futbol uzun yıllardır bunlarla anılıyor. Bir zamanlar cemaatle anıldı, sonra mafyayla anıldı, sonra o derin devletle özdeşleşmiş bürokratlarla anıldı, bahis skandalıyla anıldı, şikeyle anıldı, futbol futbol olmaktan çıktı. Evet, diyoruz futbol sadece futbol değildir ama bizim anlatmış olduğumuz şey başka bir şey. Ama bu kadar kirli bir futbolun olduğu bir yerde artık orada futbola el atma zamanı gelmiştir. Biz buradan Meclise ve tüm partilere çağrı yapıyoruz: Bu meseleye bir an önce el atılmalıdır, bu konuda da Meclis ortaklaşıp gerekli tedbiri almalıdır.
Tabii, tuzu kokutmadığınız yer de kalmadı. Ankara 2 Nolu Baro seçimleri; baro seçimlerinden önce Baro Başkanı çıkıyor diyor ki: "İki yıl içinde barodan 70 avukata hâkim ve savcı atamasında biz referans olduk, Bakanlık bize ayrıcalık tanıdı."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanLütfen tamamlayınız.
Sezai Temelli · MuşAdalet Bakanlığına sesleniyorum, Hâkim ve Savcılar Kuruluna sesleniyorum: Bu 70 kişi kimdir? Bu 70 kişi torpille oraya atandıysa, liyakat ölçülerine dikkat edilmediyse hemen görevden alınmaları gerekir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hatice Yıldız, defalarca burada dile getirdik, Hatice Yıldız yaşlı, hasta bir tutsak, cezaevinde tutulmaya devam ediliyor, neden? Çünkü Hatice Yıldız cezaevine 300 lira yolladı. Bu 300 liranın 17 lirasının da vergi olarak kesintiye uğradığını biliyoruz yani aslında 283 lira yollamış ama bu kadar hastalığına rağmen "Terörü finanse etti." diye cezaevinde tutulan bir kadından bahsediyorum size.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanSon kez uzatıyorum.
Buyurun.
Sezai Temelli · MuşOysa diğer tarafta Fatma Betül Sayan Kaya şafak operasyonuyla alınmadı, savcılığa davet edildi, gitti, ifade verdi, pişkin pişkin de çıktı gitti. 2 milyar liradan bahsediyoruz, 283 lira için orada, evladına harçlık gönderen bir anne dört yıl iki aydır ceza evinde tutuluyor, diğer tarafta 2 milyar lira yani bu fon rezaletinin müsebbiplerinden biri gözümüzün içine baka baka gülmeye devam ediyor. İşte, adalet anlayışı bu hâle gelmişse bu ülkede, bu yozlaşma düzeyine ulaşmışsak artık şapkayı önümüze koyup düşünme zamanı gelmiştir.
Teşekkür ediyorum.
BaşkanÇok teşekkür ediyorum.
Şimdi ise Yeni Parti Grup Başkan Vekilimiz Sayın Murat Emir Bey.
Buyurun efendim.
Murat Emir · AnkaraSayın Başkan, sözlerime Başkan Vekilliğinizin hayırlı olması dileklerimle başlamak isterim. Umuyorum ki şahsınız adına hayırlı olacağı gibi, Meclisimiz açısından da Anayasa'ya, İç Tüzük'e ve demokratik teamüllere uygun bir yasama dönemi hep birlikte geçirme olanağımız olur.
Değerli arkadaşlar, bugün Ankara'mızın başkent oluşunun 103'üncü yıl dönümünü kutluyoruz. Lozan'ın imzalandığı, cumhuriyetin ilan edilmesine on altı gün kaldığı bir noktada bozkırda yeşermiş olan bir umudun şehri Ankara'nın, Millî Mücadele'nin karargâhının başkent ilan edilmesi ve sonrasında başkent Ankara'mızın cumhuriyetin modern yüzü olması elbette önemlidir. Ben, buradan, bu vesileyle, Ankara'yı başkent ilan eden Millî Mücadele kahramanlarına ve başta Sayın Mustafa Kemal'e saygılarımı, şükranlarımı iletmek istiyorum.
Bir fon vurgunundan bahsediyoruz, Türkiye'nin en önemli sorunu. Yirmi beş gün oldu ama yirmi beş günde aslında hiçbir adım atılmadı. Hâlâ yirmi beş günün sonunda ne SPK'den yani bilip de denetlemeyen, bilip de adım atmayan SPK'den ne Maliye Bakanlığı bürokrasisinden ne Bankacılık Denetleme Kurulundan ne Borsa İstanbul'dan -çünkü onlar da manipülasyonu gördüler ama adım atmadılar- ne saraydan ne AKP'nin zenginleşen o evlatlarından, sarayın o yandaşlarından hiçbirinin görevden alındığına, hiçbirinin hakkında doğru dürüst, etkili bir soruşturma yapıldığına tanık olmadık. Hâlâ tehditlerle, hâlâ kaçamaklarla, hâlâ erişim engelleriyle, hâlâ korkutmayla, susturmayla, sindirme çabalarıyla, hâlâ gazetecileri hapse atma, ev hapsine koyma çabalarıyla bu meselenin üstünün örtülebileceğini zannediyorlar. 20 milyarın üzerinde bir vurgun var, ekonomiye toplam maliyeti 100 milyar doların üzerinde ve yirmi beş gündür gerçekte hiçbir şey yapmamış bir siyasi iktidar var çünkü siyasi iktidar, Cumhurbaşkanıyla, etrafıyla, siyasi kadrolarıyla, bürokratik kadrolarıyla ve bu vurgunu vuran o hırsızlarla bu olayın tam ortasındadır, iş birliği içerisindedir. Biz biliyoruz; sarayda kimi siyasi kadrolar arasında çekişmeler var, tekmeleşmeler var, kimi bilgiler sızdırılıyor, kimileri hakkında operasyon yapılmaya çalışılıyor ama sonunda etkili bir işlem hâlâ yapılmadı. Biz sorularımızı sormaya devam edeceğiz, asla yılmayacağız. O işlem yapılan 217 şüpheli kimdir? O 214 kişi yani Adalet Bakanının"187 milyar liralık işlem yapmışlar, haksız kazanç elde etmişler." dediği o 214 kişi kimdir? Bunları niye saklıyorsunuz, niye hâlâ söylemiyorsunuz? Şeffaf olmadan, size yakın diye korumaya çalışarak böylesine üstünü örtmeye gayret ederseniz elbette ki kimse sizin gerçekten bunun üstüne gittiğinize inanmayacaktır.
Bakın, bir 401 milyar meselesi var. 1 Eylül ile 16 Eylül arasında 440 büyük yatırımcı tam 401 milyar liralık işlem yapmış ve bunlar da spekülatif, manipülatif, olağanüstü kazançların elde edildiği işlemler. Bunun içerisinde Fatma Betül Sayan Kaya var, bunun içerisinde muhtemeldir ki Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı var, bunun içerisinde muhtemeldir ki size yakın çocuklar var. Biz bu listeleri millet adına soruyoruz ve bir an evvel bunun açıklanmasını elbette bekliyoruz. Mal varlıkları dondurulmadı; izlediler, seyrettiler. Bu işlemler yapıldı, buradaki haksız kazançlar kimi kişiler üzerinden el değiştirilerek aklanmaya çalışıldı ve bir kısmı da yurt dışına kaçırıldı. 4 milyar lirayı biraz önce Sayın Çömez söyledi. Buna benzer çok örnek var. Peki, bunu niye seyrettiniz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanLütfen devam edin.
Murat Emir · AnkaraBakın, hâlâ mal varlığı dondurulan sadece 85 gerçek kişi var, sadece 85 kişi. Burada, baktığınızda gerçekte çok daha fazla kişinin bu işlere karıştığı, bu işlerden vurgun vurduğu hepimizin malumu. Önce seyrettiler, sonra o işlemlere tedbir koymakta geciktiler, bilerek, kasten geciktiler ve hâlâ da işlem yapabilen yani o vurgun parasını kaçırabilen kişiler mevcut. Biz buralarda açıklık, şeffaflık bekliyoruz ve artık daha fazla kaçmayın. Eğer siz de içinde değilseniz, eğer bu vurgunun içerisinde siyasi iktidar yoksa mutlaka açıklaması lazım; başka türlü, bu vurgunun altında kalacaksınız, bunu da unutmayın. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Bakın, bir sehven meselesi var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanLütfen tamamlayınız Sayın Emir.
Murat Emir · AnkaraBu tedbir koymayı konuşmuşken bu sehven meselesini açıklamak lazım. Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı'nın mal varlığına tedbir konuluyor, bir saat sonra onunla birlikte 5 kişinin daha tedbiri kaldırılıyor. Bunun gerekçesi ne? Belli değil ama belli ki etkili kişiler sarayda devreye girmiş ve bu kişilerin tedbiri kaldırılmış. Yine bir benzerini bugün yaşadık. Dün 141 kişinin mal varlığına tedbir konulmuştu, bugün ise 29 kişinin mal varlığına konulan tedbirlerin kaldırıldığını görüyoruz. "Sehven tedbir koymuşuz." diyorlar. Birileri birilerine tedbir koyuyor, "Sen artık işlem yapamazsın." diyor ama birileri saraydan devreye giriyor ve o kişilerin mal varlığının serbest bırakılmasını sağlıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Murat Emir · AnkaraToparlıyorum Sayın Başkan.
BaşkanSon kez uzatıyorum, lütfen tamamlayalım Sayın Emir.
Murat Emir · AnkaraBakın, Fatma Betül Sayan Kaya'ya neredeyse hiçbir etkili soru sorulmadı; kimlerle birlikte hareket ettiği, kimlerden bilgi aldığı, kimlerin önerisi doğrultusunda tam zirvedeyken satış yaptığı hâlâ ortada yok; bunlar sorulmadı. "Mış" gibi yapan bir siyasi iktidar var. Peki, ne yapıyorlar? Gazetecileri hapse atıyorlar, gazetecileri susturmaya çalışıyorlar, ev hapsine atıyorlar. İsmail Saymaz ev hapsinde; resim gösterdi diye, resim paylaştı diye, gerçek ve doğru bir resmi paylaştı, Ömer Çelik'in resmini paylaştı diye Mustafa Balcı şu anda cezaevinde; aynı şekilde Lale Özan Arslan, Fatih Ergin, Ali Tarakcı cezaevinde; Murat Ağırel ev hapsinde; aynı şekilde Tuğba Tekerek, Selahattin Günday yine hapiste. Bakın, bu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Murat Emir · AnkaraToparlıyorum Sayın Başkanım, bir cümle söyleyeceğim.
BaşkanBuyurun, bir cümleyle tamamlayalım.
Murat Emir · AnkaraBu dezenformasyon yasası çıktığında Feti Yıldız buralarda oturuyordu ve "Merak etmeyin, bu işlenemez bir suç, bununla asla kimse tutuklanmaz. Gazeteciler, haber verme hakkını kullananlar, ifade hürriyeti hakkını kullananlar tutuklanmaz, ceza görmezler." demişlerdi ve şu anda bu 217/A yani dezenformasyon yasası bir maymuncuğa dönüşmüş durumda. Kimi susturmak istiyorlarsa, kimi korkutmak istiyorlarsa ya soruşturma açıyorlar ya tutukluyorlar ve bunun üzerinden bu pisliği, bu hırsızlığı gizlemeye çalışıyorlar.
Teşekkür ederim Sayın Başkan. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanŞimdi ise Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Muhammet Emin Akbaşoğlu.
Buyurun efendim.
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıSayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle selamlıyorum.
Sözlerimin başında yeni görevinizin hayırlara, bereketlere vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum, üstün muvaffakiyetler diliyorum. Daha önce bu görevi deruhte eden çok Değerli Bekir Bozdağ Başkanımıza da bugüne kadarki katkıları münasebetiyle teşekkürlerimi sunuyorum.
Değerli Başkanım, değerli milletvekilleri; bugün 13 Ekim 2026 Salı, Millî Mücadele'mizin karargâhı, istiklalimizin sembolü, istikbalimizin teminatı Ankara'mızın Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti oluşunun 103'üncü yıl dönümü. Bu münasebetle Ankara'nın başkent olmasını kutluyorum. Ankara, dün istiklal mücadelemizin karargâhı ve kalbiydi, bugün de Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde istiklal mücadelemizin, istikbal mücadelemizin ve Türkiye Yüzyılı'nın başkentidir.
Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz hafta sonu İlim Yayma Cemiyeti'mizin 75'inci yıl dönümü münasebetiyle bir araya geldik çok değerli insanlarla. Merhum şairimiz Erdem Bayazıt'ın yazmış olduğu "Önden Gidenler İçin" şiirinde ifade ettiği gibi "Onlar gittiler/ Topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında/ Onlar gittiler/ Gelen zamandan bir haber gibiydiler/ Onlar gittiler/ Giderken bir muştu gibiydiler" 1951 yılında İstanbul'daki ilk toplantısına merhum babamın da iştirak ettiği İlim Yayma Cemiyeti'mizin Türkiye'nin eğitim ve sivil toplum hayatına damga vuran projeleriyle, faaliyetleriyle, hizmetleriyle bütün Türkiye'ye katkı sunan, millet ve ümmet âşığı olarak insanlığın hayrına çalışan gençleri Türkiye'ye kazandıran bu hayırlı ve bereketli hareketin bugünlere gelmesinde payı olan fakat şu an aramızda bulunmayan çok değerli büyüklerimizi, hocalarımızı, fikir adamlarımızı, hayırsever insanlarımızı rahmetle ve minnetle yâd ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İsrail'in sözde Savunma Bakanı Katz'ın Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı ve ülkemizi hedef alan açıklamalarını en güçlü şekilde bir kez daha kınıyoruz. Herkes bilsin ki, Türkiye, tehdit diliyle hizaya getirilecek, hadsiz söylemlerle iradesinden vazgeçirilecek bir ülke asla değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın insanlık onurunu, mazlumların hakkını ve uluslararası hukuku esas alan duruşunu hedef alan bu hadsiz açıklamalar Türkiye'nin hakikatleri dile getirme kararlılığını asla ve kata gölgeleyemeyecektir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye dün olduğu gibi bugün de yarın da millî iradesine, devlet vakarına ve mazlumların yanında duran ilkeli duruşuna sahip çıkmaya kararlılıkla devam edecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de yılın dokuz ayında 54 ilin ihracatı arttı. Ticaret Bakanlığımız ocak-eylül döneminde 28 ilin ihracatının 1 milyar doların üzerine çıktığının, 54 ilde de ihracat artışı kaydedildiğinin müjdesini paylaştı. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda üretim, istihdam ve ihracat odaklı büyüme hedeflerimizle ülkemizin ekonomik gücünü artırmaya kararlılıkla devam ediyoruz. Bu rakamların manası Anadolu'nun dört bir yanında üretimin, emeğin ve girişimciliğin yükseldiğini ortaya koymaktadır. AK PARTİ ve Cumhur İttifakı olarak hedefimiz Türkiye'nin her şehrini üretimle, her üreticimizi yeni pazarlarla buluşturmak ve ülkemizi küresel ticarette daha güçlü bir konuma taşımaktır. İnşallah, Türkiye Yüzyılı üreten, büyüyen ve dünyaya açılan Türkiye'nin yüzyılı olacaktır.
Türkiye Yüzyılı'nın en önemli kilit taşlarından biri de tabii ki terörsüz Türkiye'dir. Terörün gölgesinden uzak, kardeşliğin, huzurun ve güvenin hâkim olduğu bir Türkiye hepimizin ortak geleceğidir. Gayemiz, evlatlarımızın terörle değil, umutla büyüdüğü, kaynaklarımızın teröre değil, kalkınmaya harcandığı, birlik ve beraberliğimizin daha da güçlendiği bir ülkeyi gelecek nesillere bırakmaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanLütfen tamamlayın Sayın Akbaşoğlu.
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıSayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz yıl hayata geçirdiğimiz İŞKUR Gençlik Programı, gençlerimizin eğitimlerini sürdürürken çalışma hayatını tanımalarına, tecrübe kazanıp geleceğe daha iyi hazırlanmasına büyük bir katkıda bulunmuştur. Bu amaçla başlattığımız İŞKUR Gençlik Programı'na gençlerimiz de çok yoğun ilgi gösteriyor. Bugüne kadar programdan istifade eden genç sayısı 220 bine yaklaştı. Bu genç arkadaşlarımız hem deneyim sahibi oldular hem de belirli miktarda gelir elde ettiler. Biz de gençlerimizin bu ilgisini karşılıksız bırakmıyoruz. Şimdi yeni bir adım atıyoruz. 2026-27 dönemi kontenjanını 150 bine yükseltiyoruz. Program kapsamında gençlerimize günlük 1.375 lira ödeme yapılacak, ayda on dört gün katılan öğrencilerimiz ise 19.250 liraya kadar inşallah destek alabilecek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanLütfen tamamlayın.
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıDeğerli Başkan, değerli milletvekilleri; fon meselesinin süratle çözülmesi amacıyla yoğun bir gayret içerisindeyiz. Devlet Denetleme Kurulumuzun görevlendirilmesinden Fon Koordinasyon Kurulumuzun teşkiline, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgilendirilmesinden kanuni düzenleme gerektiren hususlarda yasa teklifinin Meclisimizin takdirine sunulmasına, Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankasının Emlak Katılıma devrinin başlamasından Merkezi Kayıt Kuruluşu işlemleri tamamlanan fonların ödemelerinin başlamasına kadar pek çok müspet adım atıldı. Meselenin yargı tarafında soruşturmalar titizlikle ve derinleştirilerek devam ediyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanSon kez uzatıyorum...
Buyurun.
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıFon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de içinde bulunduğu 282 kişi hakkında hukuki işlem yapıldı. Bunlardan 84'ü tutuklanırken 27 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı, 99 kişi hakkında da adli kontrol tedbiri uygulandı. Kanun teklifinin Meclisimizden geçmesiyle birlikte ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar anapara ödemelerine başlanacak. Olağan ve olağanüstü tasfiyelerin ekim ayı içinde yapılmasını müteakip, yatırımcıların kayda değer bir bölümü ara ödemelerini almış olacak. Fon Koordinasyon Kurulumuz kamuoyunun detaylı ve düzenli bir şekilde bilgilendirilmesine devam edecek. Bizim şu anda birinci önceliğimiz, kamu kaynakları kullanılmadan bu süreci şeffaf, adil, hızlı biçimde yönetmektir. Bir kere daha şunu herkesin bilmesini isterim: Milletimizin hak ve hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir. Fahiş gelir elde etmiş, spekülasyon veya manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlamış her kim varsa ister iktidar partisinde ister muhalefet partisinde olsun mutlaka bedelini ödeyecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanCümlemizi tamamlayalım.
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıŞunu bir kez daha vurgulamak isterim: Milletimizin hak ve hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir. Fahiş gelir elde etmiş, spekülasyon veya manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlanmış her kim varsa bunun bedelini mutlaka ama mutlaka ödeyecektir. Başkaları soygunculara, milletin malına el uzatanlara, harama tevessül edenlere sırf siyasi parti aidiyeti sebebiyle sahip çıkabilir, onlara kol kanat gerebilir, onlar için şehir şehir gezip miting düzenleyebilir. Biz onlara benzemeyiz. Bizim ne siyaset tarzımızda ne de devlet yönetim anlayışımızda asla böyle bir durum olamaz. Hukukun meşru sınırları dışına çıkan kim olursa olsun, ister iktidardan ister muhalefetten, bunun mutlaka hesabını soracağız ve bunun mutlaka hesabı verilecektir. Ancak çamur at izi kalsın mantığıyla, nefret siyasetiyle de kadrolarımıza karşı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıBitiriyorum cümlemi...
Turhan Çömez · BalıkesirSayın Başkanım, 3'üncü kez uzatıyorsunuz sekiz dakikanın üzerine. İstirham ediyorum...
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıCümlemi bitiriyorum...
Turhan Çömez · BalıkesirBöyle konuşmadık arka tarafta.
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıHayır, 1 kere uzattı efendim, 1 kere uzattı. Biraz evvel de uzatıldı.
Cümlemi bitireyim...
Sezai Temelli · MuşEfendim, şiir okuyorsunuz, şiiri okuyacağınıza...
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıBitirmeyeyim o zaman, bitirmeyeyim... Açmayın...
Serkan Sarı · BalıkesirO zaman hepimize uzatılsın Sayın Akbaşoğlu.
Turhan Çömez · BalıkesirKaçıncı kez uzatılıyor. O zaman biz de ilave söz talep edelim Sayın Başkan.
Sezai Temelli · MuşBiz riayet ettik.
Serkan Sarı · BalıkesirBiz sizin ricanızı ve talebinizi dikkate aldık Başkanım.
BaşkanPeki, teşekkür ediyorum Sayın Akbaşoğlu.
Sayın Emir, söz talebiniz var, ne için söz istediniz efendim?
Murat Emir · AnkaraSayın Akbaşoğlu konuşmasında bizi ilzam etti, sataştı.
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıNasıl sataştım, ne dedim?
Selami Altınok · ErzurumHiç isim vermedi.
Murat Emir · AnkaraHayır, isim vermesine gerek yok canım, bizi kastetti, hepimizin malumu, ona bir cevap vermemiz lazım.
Selami Altınok · ErzurumYok, ortadan konuştu ya!
Murat Emir · AnkaraElbette ki bize söyledi. Kime söylediniz Sayın Akbaşoğlu, kimi kastettiniz?
Selami Altınok · ErzurumOrtaya konuştu.
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıŞöyle...
Murat Emir · Ankara"Şehir şehir geziyor." derken...
BaşkanSayın Emir, Genel Kurula hitap edelim.
Murat Emir · Ankara"...Kendi partilisi olunca yolsuzluğa kol kanat geriyor." derken kimi kastettiniz, açıkça söyleyin?
BaşkanSayın Emir, buyurun efendim, yerinizden söz veriyorum.
Murat Emir · AnkaraSayın Başkan, basit sorular soruyoruz, basit cevaplar lazım. Yirmi beş gün geçti üstünden. Bu 217 ayrıcalıklı yatırımcı -tırnak içerisinde yatırımcı- gerçekte hırsız kimdir, niye saklıyorsunuz, bunlar kaç milyar lira kazandılar? Bu milyar liraları yurt dışına, yurt içine nasıl kaçırdılar? Ve bütün bu soruların cevabını bu millet adına soruyoruz.
Geçen hafta Özlem Zengin burada oturuyordu "Ben açıklanmasını bekliyorum." dedi. Siz niye açıklamıyorsunuz, siz ne düşünüyorsunuz? Bunun lekelenmeyle lekelenmemeyle alakası yok. Bakın, bizim belediye başkanlarımızı bir buçuk yıldır hapishanede tutuyorsunuz, 1 kuruş bulamadınız. Sadece sizin eski bir bakanınızdan 2,2 milyar lira çıktı; 27 dairelik parayı almış, 367 daire yapmış dört ay içerisinde ve siz sadece soruşturuyormuş gibi yapıyorsunuz. Diğer para kazananlar, paraları götürenler neredeler? Bunları niye saklıyorsunuz?
BaşkanTeşekkür ediyorum.
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıSayın Başkanım...
Turhan Çömez · BalıkesirSayın Başkanım...
BaşkanSayın Grup Başkan Vekilleri, bir saniye...
Şimdi sizden istirham ediyorum, zaten herkes meramını çok güzel, nezaketle, zarafetle, güzel bir üslupla ve iyi bir belagatle açıkladı. Herkesçe anlaşıldı, herkes tarafından da anlaşıldı. Lütfen bu tartışmayı devam ettirmeden Sayın Akbaşoğlu çok kısa size söz veriyorum, sonra da Sayın Çömez'e söz vereceğim.
Nermin Yıldırım Kara · HatayBir dakikalarımız var Başkanım ya!
BaşkanBuyurun.
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıSayın Başkanım, teşekkür ederim.
Çok açık bir şekilde şunu ifade ettim: Biz ister AK PARTİ'den ister muhalefetten haksızlığa ve hukuksuzluğa bulaşan kim varsa ona hesap soracağız dedik, hesabını soruyoruz dedik.
Murat Emir · AnkaraYirmi beş gündür ne yaptınız diye soruyorum. Yirmi beş gündür ne yaptınız?
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıBiz başkalarına benzemeyiz, biz hiçbir hırsızlığın, arsızlığın arkasında durmayız; meydan meydan hırsızın, arsızın, yolsuzun arkasında durmayız dedim çok açık ve seçik. Bundan alındığınıza göre siz demek ki hırsızların, yolsuzların, arsızların ardında durduğunuzu kabul ediyorsunuz. Siz asrın yolsuzluğu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesindeki İmamoğlu suç örgütüyle ilgili itiraflar ortadayken bunlara dair siz olayın neresindesiniz? Karşısında mısınız, merkezinde misiniz? Siz onu açıklayın. (Yeni Parti sıralarından gürültüler) Biz bütün...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Bülent Kaya · İstanbulGündeme dönelim Sayın Başkan.
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıSözlerimi bitireceğim efendim.
Yavuz Aydın · Trabzonİmamoğlu hapiste, Fatma Betül Sayan nerede?
BaşkanArkadaşlar, lütfen...
Sayın Akbaşoğlu...
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıBitiriyorum efendim... Bir dakika...
Başkan...tartışmaya mahal verecek şekilde değerlendirmelere giriyorsunuz. Lütfen, lütfen...
Serkan Sarı · BalıkesirBiz de söz talep ediyoruz, sadece Akbaşoğlu'nun söz hakkı yok herhâlde! Lütfen, rica ediyorum...
BaşkanLütfen, son cümle olarak alayım, son cümlenizi alayım.
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıÇok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Biz çok net bir şekilde ortaya koyuyoruz: Lekelenmeme hakkı derken geçen hafta da malumunuz...
Burhanettin Kocamaz · MersinHikâye anlatıyorsun, hikâye!
Muhammet Emin Akbaşoğlu · Çankırı...Sayın Ticaret Bakanımız ve Aile Bakanımızla ilgili yalan ve iftiralara bütün Türkiye şahit oldu. İşte söylediğimiz şey budur.
Eleştiri hakkı herkesin hakkıdır ama eleştirmek kimseye "Çamur at, izi kalsın." yaklaşımı anlamında kullanılamaz, buna asla ve kata müsaade etmeyiz. (Yeni Parti sıralarından gürültüler)
Ve şunu söylüyorum: İster iktidarda, AK PARTİ'den ister muhalefetten kim bu hukuksuzluğa karışmışsa o hem Türk mahkemeleri önünde hem de ruzumahşerde mutlaka ama mutlaka hesabını verecektir. Hesabını soracağız diyorum. (Yeni Parti sıralarından gürültüler)
Hasan Öztürk · BursaBiz de soracağız! Fatma Betül Sayan Kaya!
Murat Emir · AnkaraSayın Başkanım...
BaşkanSayın Çömez, size söz vereceğim ama...
Hasan Öztürk · BursaBırak biz de soralım hesabını!
BaşkanMüsaade buyurun değerli arkadaşlar.
...siz şahsiyatla falan uğraşmadan, yeni bir sataşmaya da mahal vermeden, lütfen toparlayıcı bir şekilde değerlendirin.
Buyurun.
Turhan Çömez · BalıkesirÇok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Hiçbir zaman öyle olmadığını zaten biliyorsunuz; biz meselelerle, sistemle ve yaşanan olaylarla ilgiliyiz.
Şimdi, az önceki konuşmamda ifade ettim, 19/8/2026'da cumhuriyet başsavcılığı bir yazı yazıyor SPK'ye ve oradaki kepazeliği, rezaleti, hırsızlığı, soygunu, vurgunu kendilerine söylüyor ve bunun arkasından -az önce de yine söyledim- AK PARTİ'nin parlak çocukları paralarını yurt dışına kaçırıyorlar; hepsinin belgesi var.
Asıl mesele şu: Adalet Bakanı Sayın Gürlek açıklama yaptı, dedi ki: "Fon vurguncuları on altı günde tam 401 milyar lirayı götürmüşler." Yani cumhuriyet başsavcılığı bu açıklamayı yaptıktan sonra, bu yazıyı SPK'ye yazdıktan sonra birileri yurt dışına kaçırmış, birileri de 400 milyar lirayı, bu milletin hakkını hukukunu cebine indirmiş; sormayalım mı bunların hakkını? Lekelenmeme hakkı mı var bunların?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Turhan Çömez · BalıkesirBitireceğim, bir cümle efendim; bitireceğim, istirham ediyorum.
BaşkanBuyurun.
Turhan Çömez · BalıkesirBu ülkeyi soyanların; bu ülkeyi soğana çevirenlerin; kadınların, erkeklerin, çoluğun çocuğun, emeklinin hakkını cebine boca edenlerin; lüks ve sefahat içerisinde yaşayanların götürdüğü bu 400 milyar lirayı sormayacak mıyız? Adalet Bakanının kendisi açıkladı bunu. Kimdir bu alçaklar? Kimdir bu istihbaratı alıp, bu bilgiyi alıp milletin alın terine göz dikenler? Kimdir bu soyguncular, kimdir bu vurguncular? Millet adına burada hesap soruyoruz, açıklayın bu kepazeleri, açıklayın bu hırsızları! Niye hâlâ saklıyorsunuz? "Lekelenmesinler; vicdanları varsa gelsinler, paralarını ödesinler." Böyle mi diyeceksiniz, böyle mi yaklaşacaksınız? Götürdükleri para 400 küsur milyar lira para, Yunanistan'ın 2026 savunma bütçesi arkadaşlar. 2 tane köprüyü, 8 tane otoyolu, bilmem kaç tane çevre yolunu satıyorsunuz, 4 milyar dolar para alıyorsunuz; bunun 2 katını bir grup azınlık, yandaş -kimse- çete almış, götürmüş. Bunların hesabını soracağız, kimsenin endişesi olmasın!
BaşkanSayın Emir, size de çok kısa... Lütfen, yeni bir sataşmaya mahal vermeden...
Sırrı Sakik · AğrıSayın Başkan, biz bu Grup Başkan Vekillerinin...
Murat Emir · AnkaraSayın Akbaşoğlu ve AKP siyaseti bizim bu sorularımıza yani...
BaşkanSayın Emir, pardon...
Sayın Sakik, buyurun, bir şey mi diyecektiniz?
Devam edin Sayın Emir.
Murat Emir · AnkaraSayın Akbaşoğlu ve AKP siyaseti bizim millet adına sorduğumuz bu basit sorulara cevap vermek yerine saldırmaya ve çamur atmaya çalışıyor ama nafile! Peşinen söyleyelim: Biz darbe yaparak, demokrasiye darbe yaparak, iftiralar üzerinden, hiçbir somut delil olmaksızın, zimmetlerine geçirilmiş 1 kuruş bulunamamışken belediye başkanlarımızın, kadrolarımızın hapiste tutulmasına karşıyız, tutuklu yargılanmasına karşıyız, kapı gibi arkalarındayız ama siz, eğer o hırsızların, o 400 milyar lirayı götüren 217 hırsızın arkasında değilseniz çıkar, açıklarsınız. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Murat Emir · AnkaraAçıklamadığınız her dakika o hırsızlarla yan yana olduğunuzun, iç içe olduğunuzun, desteklediğinizin, birlikte çalıp birlikte kaçırdığınızın ispatı anlamına gelir.
Bülent Kaya · İstanbulSayın Başkanım, ben de söz istiyorum.
Muhammet Emin Akbaşoğlu · ÇankırıSayın Başkanım...
BaşkanEvet, Bülent Bey size de bir dakika söz veriyorum.
Serkan Sarı · BalıkesirSayın Başkanım, biz ne zaman söz alacağız?
Bülent Kaya · İstanbulSerkan Bey vardı benden önce ama siz nasıl takdir ederseniz Başkanım.
Bülent Kaya · İstanbulSayın Başkanım, şimdi, yolsuzluk, ister iktidar ister muhalefet kim tarafından yapılırsa yapılsın, milletin kuruşuna el uzatma meselesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yolsuzluk gündeme geldiği zaman senin yolsuzluğun benim yolsuzluğum şeklinde havanda su dövecek bir tartışmaya gerek yok. Ben buradan bütün 600 milletvekiline bir hodri meydan diyorum: Gelin, iki komisyon kuralım; belediyelerle ilgili ister iktidar ister muhalefete mensup belediyelerin yolsuzluklarını araştırmayla ilgili bir komisyon kuralım, yine bu fon vurgunuyla ilgili ayrı bir araştırma komisyonu kuralım. Buradan 7 tane siyasi parti grubuna hodri meydan diyorum: Bütün yolsuzlukları araştırmaya var mısınız, yoksa bunun sadece edebiyatını mı yapacaksınız! (YENİ YOL, Yeni Parti ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Turhan Çömez · BalıkesirVarız Bülent Bey.
BaşkanSayın Serkan Sarı, size de bir dakika söz veriyorum; gündeme geçeceğiz, ondan sonra bitireceğim sözü.
Buyurun.
Serkan Sarı · BalıkesirTeşekkür ederim Sayın Başkan.
Yani Sayın Akbaşoğlu sesini çok yükselterek kanımca çok haklı olabileceğini düşünüyor ama burada şeffaf bir şekilde bütün Grup Başkan Vekilleri net bir çağrıda bulunuyor: Bu listeler niye açıklanmadı? Bu konuyla ilgili şeffaf bir tavır niye sergilenmiyor?
Hani "Bize güvenin, biz araştıralım." diyor. Ya, size güvenmişiz, Maliye Bakanı uyarmış, savcısı uyarmış, herkes söylemiş, aradan geçmiş bir yıl, hiçbir işlem yapmamışsınız, şimdi "Bize güvenin, biz gereğini yapıyoruz." Siz gereğini yapmıyorsunuz, siz gereğini yapmayıp bir de üstünü örtmeye çalışıyorsunuz. Bizim belediye başkanlarımız, bürokratlarımız sabahın köründe evlerinden derdest edilerek gözaltına alınıyor ama bahse konu olan arkadaşlarla ilgili bu tarz bir görüntüye şahit olmadık. Pijamalarıyla kadınların evde görüntülerini servis ediyorsunuz ve bu taraflı, yanlı tavrınızın karşısında bizden sizin adaletinize saygı duymamızı istiyorsunuz. Sizin adaletiniz sadece kendinize çalışıyor; AKP'nin adaleti sadece muhalefete. O yüzden, burada şeffaf olmak istiyorsanız, meşru bir zeminde mücadeleyi örgütlemek ve görünür kılmak istiyorsanız buyurun Meclise.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Serkan Sarı · BalıkesirKomisyon... İşte öneriler var, yerel yönetimler, belediyeler...
Kamu kurum, kuruluşları... Her kurumla ilgili bir sürü iddia var, bir sürü yolsuzluk iddiası var.
BaşkanTeşekkür ediyorum.
Serkan Sarı · BalıkesirAma siz bunların üstünü örtmek için var gücünüzle "Biz biliriz, biz yaparız, biz ne dersek o olur..." Bu mudur AKP'nin adaleti?
BaşkanTeşekkür ediyorum.
Serkan Sarı · BalıkesirAtadığınız hâkimlerin, savcıların durumu ortada. (CHP sıralarından alkışlar)
Kendi yandaşlarınızı, kayırdığınız isimlerden kurduğunuz mahkemelerde yargılıyorsunuz. Niye Meclise getirmiyorsunuz Sayın Akbaşoğlu, niye Meclisten saklanıyor bunlar?
BaşkanŞimdi -gündeme geçeceğiz değerli arkadaşlar- Sayın Sezai Temelli Bey'e son sözü vereceğim, ondan sonra gündemimize devam edeceğiz.
Buyurun.
Sezai Temelli · MuşTeşekkür ederim Sayın Başkan.
Olay çok vahim dedik. Ciddi bir yolsuzluk, ciddi bir vurgun, talan... Burada, bu şekilde, polemikçi bir anlayışla bu meselenin çözülmeyeceği ortada. Bunun ciddiyetine vâkıf olmak lazım.
Komisyondaki yasa teklifi 11 madde. Bu kadar büyük bir vurguna 11 maddelik bir yasa teklifiyle çözüm arayan, üstünü örtmeye çalışan bir anlayışı kabul etmek mümkün değil. Hemen araştırma komisyonları kurulmalıdır. Bu yasa teklifi önce geri çekilip ciddiyetle hazırlanmalıdır.
Bir de belediye başkanları tutuksuz yargılanabilir. Dolayısıyla kendinize hak gördüğünüzü muhalefete de hak görmek zorundasınız.
Teşekkür ederim.
BaşkanBirer dakikalara geçiyorum.
Sayın Aksakal, buyurun.
Mehmet Önder Aksakal · İstanbulSayın Başkanım, öncelikle yeni görevinizin hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisin çalışmalarını devletimiz ve milletimiz için ortaya koyacağı irade tahtında bir Başkan Vekili olarak adalet ve hukuk zemininde yöneteceğinize olan inancımı ifade etmek istiyorum. Bu vesileyle, Sayın Bekir Bozdağ'a da acil şifalar temenni ediyorum.
Dünyanın yeniden şekillendirilmeye çalışıldığı küresel bir planının öncüleri, kurguladıkları ve hayal ettikleri stratejinin tam orta yerinde bulunan kadim Türk devletini de hazırladıkları menüye dâhil etmek istemektedirler. Türkiye Cumhuriyeti devleti yüz altı yıl önce "Tam bağımsız Türkiye!" hedefiyle emperyalizmi topraklarından kovmuş ve menülerde değil, kurulan masalarda en etkili taraf olmuştur, olmaya da devam etmektedir. Bu inanç ve kararlılıkla yüz üç yıl önce bugün Gazi Meclisimizin 27 sayılı Kararı'yla Ankara başkent olarak ilan edilmiş ve bu kararı sonsuza kadar da yaşatılacaktır. Ankara'nın başkent olarak ilan edilişinin 103'üncü yılını yürekten kutluyorum.
BaşkanSayın Asu Kaya...
Asu Kaya · OsmaniyeSayın Başkanım, teşekkür ederim.
11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü geçti ama Narin yoktu, Leyla yoktu, Eylül yoktu, Hifa İkra Şengüler yoktu; daha nicelerini katlettiler, büyüyemediler ama biz onların sesi olmak zorundayız.
Yarın İstanbul'da Hifa için adalet mücadelesi vereceğiz. "Babası" demeye utandığımız sanığın tutuklu yargılanmasını istiyoruz. Edirne'de devlet korumasındaki kayıp çocukların peşini bırakmayacağız. Bugün 600 bin çocuk örgün eğitimin dışında, bunların da yarısı kız çocuğu. Geçen yıl 18 yaş altı 8 bin kız çocuğu resmî evlilik yaptı. Bunun sorumlusu kız çocuklarını koruyamayanlardır, eğitimde tutamayanlardır, "Küçüğün rızası var." diyerek çocuk yaşta evlilikleri savunan AKP zihniyetidir. Çocukların istismarına rıza olmaz, bir çocuğun suskunluğunu "rıza" diye savunamazsınız. Çocukları şiddetten korumalısınız. Okuldan koparılan kız çocuklarına ulaşın ve evlilik yaşını istisnasız 18 yapın.
BaşkanSayın Türkoğlu...
Yüksel Selçuk Türkoğlu · BursaSayın Başkanım, öncelikle yeni göreviniz hayırlı olsun. Sayın Bekir Bozdağ'a da acil şifalar dileklerimi iletiyorum.
Fon skandalı kapsamında tutuklanan Tera Menkul Değerler Yöneticisi Emre Tezmen Belçika vatandaşıdır ve ayrıca Malta'da ticari faaliyet gösteren şirketi vardır. Elimdeki belgeler, Malta Finansal Hizmetler Otoritesinin yayınladığı belgelerdir ve Tezmen'in Malta merkezli Axion Securitisation şirketinde tam yetkiyle hisse sahibi olduğunu ve Belçika vatandaşı olduğunu göstermektedir.
Buradan Adalet, Dışişleri, Hazine ve Maliye Bakanlarına açıkça soruyorum: Malta'daki şirket üzerinden hisse alım satımı, fon transferi, menkul kıymet ve para alışverişi yapıldı mı? Ayrıca, vatandaşı bulunduğu Belçika'yla ilişkileri bağımsız biçimde incelendi mi?
Teşekkür ediyorum.
BaşkanSayın Rızvanoğlu...
Evrim Rızvanoğlu · İstanbulTeşekkürler Sayın Başkan.
Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri günlerdir fahiş yemekhane zamlara karşı direnişteler. Son bir yılda ücretlere tam 3 kez zam yapıldı, bir öğün yemek 50 liradan 85 liraya yükseltildi. Bakın, aynı dönemde KYK burslarına yapılan zam yüzde 33; yemekhane ücretlerine yapılan zam ise yüzde 70. Bu ekonomik koşullarda zaten geçinmekte zorlanan gençlerimiz şimdi de karınlarını doyurabilmek için mücadele veriyorlar. Bu gençler derslerini mi düşünsünler, bu gençler yarınlarını mı kursunlar? Yoksa bu gençler bugün ne yiyecekleri mi düşünsünler, hesaplasınlar? Öğrenciler, zam değil insanca yaşamak istiyorlar. Talepleri çok açık: Yemeklerin zamları geri çekilsin, sağlıklı ve nitelikli beslenme hakkı güvence altına alınsın.
Buradan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini sevgiyle selamlıyorum, haklı taleplerinin ve mücadelelerinin yanında olduğumuzu Yeni Parti adına belirtiyorum.
Teşekkür ediyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanSayın Ersever...
Aliye Timisi Ersever · AnkaraSayın Başkan, Millî Eğitim Bakanlığı okullarda ücretsiz yemek vermek için anket yapıyor; bunun bir izahı yok. Sayın Bakan, aç çocuğun derse odaklanamayacağını öğrenmek için mi anket yapıyorsunuz? Çocukların boş beslenme çantasıyla okula gittiğini biliyorsunuz. Çocuğunun çantasına beslenme koyamayan veliden hangi cevabı bekliyorsunuz? Veliler "Çocuğum okula aç gidiyor." demeye utanıyor, siz ise bu tablodan utanmıyorsunuz.
OECD'nin 2026 raporuna göre ilkokulda öğrenci başına eğitim harcamasında sondan 2'nciyiz. Anketi falan bırakın, ülkenin gerçeğine bakın. Yoksulluk yaygınlaşıyor, derinleşiyor. Her çocuğa günde bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek sağlamak bu kadar mı zor?
Teşekkür ederim.
BaşkanSayın Koca...
Perihan Koca · MersinTeşekkürler Sayın Başkan.
Emekliler, hak ettikleri onurlu yaşam hakları için mücadeleye devam ediyorlar. Emeklilerin yaşam hakkını, sağlık, barınma, ulaşım ve toplumsal yaşama katılım hakkını içeren bir bütçe için Birleşik Emekliler Sendikası bugün Ankara'da Maliye Bakanlığı önündeydi. 2027 yılı bütçe içeriği henüz belli olmasa da ne yazık ki yine halkın soyulacağı bir bütçe çıkacağını öngörmek bugünden mümkün ancak 2027 bütçesinde emekli aylıkları insanca yaşam düzeyine çıkarılmak zorundadır, bu yaşamsal bir zorunluluktur. Emekliler için yoksullukla mücadele programı hazırlanmalı, emeklilerin barınma sorunları bütçe politikasının bir parçası olmalıdır. Sağlık ve bakım hizmetleri ücretsiz, erişilebilir ve kamusal olmalıdır. Emeklilerin insanlık onuruna aykırı koşullarda yaşamasına artık son verilmelidir.
BaşkanSayın Işık Gezmiş...
Elvan Işık Gezmiş · GiresunTeşekkür ederim Sayın Başkan.
Bugün Türkiye'nin dört bir yanından Birleşik Emekliler Sendikası ve emeklilerimiz seslerini duyurmak için Ankara'ya geldiler. 23.500 TL alan emeklilerimiz aldığı maaşla kirasını mı ödesin, mutfağını mı doldursun, ilacını mı alsın?
TÜRK-İŞ'in eylül verilerine göre açlık sınırı 37.801, yoksulluk sınırı 123 bin lira. Bu rakamlarla, bir ömür emek veren emeklilerimiz her ay hangi temel ihtiyaçlarından vazgeçeceğinin hesabını yapıyor.
2027 bütçesinde emeklilerimize insanca yaşayacakları bir gelir sağlanmalı, intibak düzenlemesi yapılarak aylıklar arasındaki adaletsizlik düzenlenmelidir.
Bugün Meclisin önünden emeklilerimiz sesleniyor, "Geçinemiyoruz, haklarımıza sahip çıkın." diyor. Emeklilerimiz, bir lütuf değil emeğinin karşılığını istiyor.
BaşkanSayın Kılıç...
Şerafettin Kılıç · AntalyaTeşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Amerika Birleşik Devletleri, Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında coğrafyamızı tarumar ederken İsrail'in güvenliğini temel amaç olarak belirlemiştir. Irak, Afganistan, Suriye, Lübnan istikrarsız hâle getirilmiş ve en sonunda sıra İran'a gelmiştir. Bugün "Mekke ittifakı" adı altında aynı amaca hizmet eden yeni bir girişimle karşı karşıyayız. Bu ittifak, Müslümanları endişelendirirken siyonistleri ise memnun etmiştir. Siyonistler, bu ittifaktan duydukları memnuniyeti gizleme gereği dahi duymuyorlar. Sadece üç yılda Gazze'de 22 binden fazla çocuğu katleden bu katillere karşı organize olamayanların İsrail düşmanı Husilere karşı çabucak organize olduklarını görüyoruz.
"Mekke ittifakı" adıyla cilalanarak bu Meclise getirilecek herhangi bir ihanet tezkeresi asla kabul edilemez.
BaşkanSayın Yıldırım Kara...
Nermin Yıldırım Kara · HatayTeşekkür ederim Sayın Başkanım.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre hapishanelerin doluluk oranı yüzde 142'ye ulaştı. Bu oran, adalet ve ceza infaz sistemimizin ne kadar tıkandığının en somut göstergesi. Hükümlüler ve tutuklu mahkûmlar aynı koğuşlarda yatmak zorunda kalıyorlar. Ranzaları dönüşümlü olarak kullanmak artık sıradanlaşmış. Hapishanelere çeşitli yollardan uyuşturucu gibi tehlikeli maddelerin girişine dair iddialar ise inanılmaz boyuta geldi. Bu bakımdan, cezaevlerindeki yüksek doluluk oranlarına ilişkin bir düzenleme mutlaka yeniden yapılmalıdır.
Yine, Adalet Bakanlığı, denetimli serbestlik yükümlülerinin biyometrik doğrulama, GPS üzerinden takibini amaçlayan bir projeyi duyurmuştu. Şimdi, imza yükümlülüğünün bir sistem üzerinden yapılmasının önünü açacak bu uygulama Hatay'da, İskenderun'da ve Türkiye'nin hangi illerinde uygulanacak, bunu bilmek istiyoruz.
BaşkanSayın Karaoba...
Ali Karaoba · UşakTeşekkürler Sayın Başkan.
Uşak haritada bir maden sahası, köylü de aşılması gereken kişiler olarak görülüyor. Uşak Banaz Gürlek'te 24,79 hektar, yine Gürlek'te 23,88 hektar, Comburt'ta 23,60 hektar alan maden şirketlerine peşkeş çekildi; 3 proje de 25 hektarın altında. Çıkaracakları nikelin hesabını yapıyorlar ama Uşak'ın suyunun hesabını yapan yok. Çokrağan Kaynağı, Küçükler Barajı, Darıderesi regülatörü risk altına girerse bunun bedelini kim ödeyecek? Altı yıl önce alınan bir ÇED raporuyla, bilimsel raporlara bakıldığında geçerli olmadığı bilindiği hâlde kazı yapmaya başladılar.
Gürlek'in, Comburt'un, Ayrancı'nın ve Banaz'ın sesi olmaya devam edeceğiz. Bu topraklarda Trikupis'i esir aldık biz. Uşak işgale boyun eğmeyecektir. Gavurları kovan Banazlılar, madencileri de buraya sokmayacaklardır. Murat Dağı ve Uşak sahipsiz değildir; sonuna kadar Banazlı hemşehrilerimizin arkasındayız.
Saygılar sunuyorum.
BaşkanGündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
BaşkanCumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanlığının, İç Tüzük'ün 21'inci maddesi uyarınca Mersin Milletvekili Sayın Gülcan Kış'ın Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden geri çekildiğine ilişkin yazısı 13 Ekim 2026 tarihinde Başkanlığımıza ulaşmıştır.
Bilgilerinize sunulur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü (UNITAR) Türkiye Stratejik İş Birliği Çerçeve Toplantısı 23 Ekim 2026 tarihinde İsviçre'nin Cenevre şehrinde düzenlenecektir.
Söz konusu toplantıya katılım sağlanması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9'uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.
Numan Kurtulmuş
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
BaşkanKabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
YENİ YOL Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu 13/10/2026 Salı günü (bugün) toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Bülent Kaya
İstanbul
Grup Başkan Vekili
Öneri:
İstanbul Milletvekili Bülent Kaya ve 19 milletvekili tarafından sermaye piyasalarında yatırım fonları üzerinden gerçekleştirilen usulsüz işlemler, piyasa manipülasyonları ve haksız kazanç faaliyetlerinde siyasi nüfuz sahibi kişilerin ve kamu görevlilerinin olası rollerinin, siyasi ve idari sorumluluklarının, ihmal ve kusurlarının, denetim eksikliklerinin ve soruşturma süreçlerindeki muhtemel ayrıcalıklı uygulamaların bütün yönleriyle araştırılması amacıyla 13/10/2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergemizin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 13/10/2026 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.
BaşkanÖnerinin gerekçesini açıklamak üzere YENİ YOL Partisi Grubu adına Sayın İdris Şahin.
Buyurun. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
İdris Şahin · Ankara · Yeni Yol Grubu adınaSayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, Meclisimizin yeni Başkan Vekilini tebrik ederek sözlerime başlamak istiyorum ve kendisine ufak da bir hatırlatma yapmak istiyorum. Kendisi, Vakıflar Genel Müdürlüğü döneminde bu memlekete çok önemli hizmetler yapmış bir devlet adamıydı.
Selcan Taşcı · TekirdağSizden bahsediyor Sayın Başkan.
İdris Şahin · Ankara · devamlaOradaki adil ve adaletli tutumunu inşallah Meclis Başkan Vekilliğinde de göstermesini kendisinden istiyor ve bekliyoruz.
Değerli milletvekilleri, burada çok önemli bir konuyu tartışıyoruz ve iktidar sıraları her zaman olduğu gibi yine boş ama işin adını koyarak konuşmamız gerekiyor. Kimisi "fon vurgunu" kimisi "fon meselesi" diyor, kimisi başka türlü izahlarda bulunuyor oysa bunun adı son derece net, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 106'ncı ve 107'nci maddelerinde bu suç tipi tanımlanmış. Bu; iktidar eliyle, organize bir şekilde örgütlü fon dolandırıcılığı suçudur. Bu suçun soruşturulması elbette ki bağımsız ve tarafsız yargının işidir ancak bir hukukçu olarak üzülerek ifade ediyorum ki "bağımsız ve tarafsız yargı" derken vicdanımın nasıl sızladığını burada ifade etmekte güçlük çekiyorum çünkü "bağımsız ve tarafsız yargı" dediğinizde bu Parlamentodaki her kesime eşit muamelede bulunan bir yargıdan bahsetmemiz lazım. Oysa uygulamasına baktığımızda Türkiye'de artık ikili hukuk sisteminin cari olduğunu iliklerimize kadar hissettiren bir yargıyla karşı karşıyayız.
O yüzden, değerli milletvekilleri, burada sadece 455.758 mağdurdan bahsetmeyeceğiz; burada 7,5 milyon borsa yatırımcısından ve itibarı iki paralık olan Türkiye Cumhuriyeti İstanbul Menkul Kıymetler Borsasından bahsedeceğiz yani 86 milyonun burada mağduriyeti söz konusu. Dolayısıyla siz 86 milyonun ahını almış bir iktidarsınız. Dolayısıyla burada sadece bu olayları münferit bir adli vaka gibi göstermek bu işte minderden kaçmak demektir. Biz sizi mindere davet ediyoruz, diyoruz ki: Bu suç oluşmadan önce denetim kurumlarınız neredeydi, ne iş tuttu, suç ortaklığı mı yaptı? Allah için söylüyoruz: Yeni yetme AK PARTİ'liler, geçmiş dönemde "Kimsesizlerin kimsesiyiz." diyen, "Sessiz yığınların sesiyiz." diyen binlerce AK PARTİ'linin ahına giriyor. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) O yüzden, size özellikle söylüyorum. Aklanmak için size bir fırsat sunuyoruz, YENİ YOL Grubu olarak diyoruz ki: Taraflı-tarafsız, belediyesi-genel yönetimi, hiçbirine bakmaksızın sağlıklıca bir soruşturma istiyor musunuz? O yüzden, bu yeni yetmelerin sizin başınıza ördüğü bu çorabı gelin, hep birlikte sökelim arkadaşlar; yapmayın.
Bakın, özellikle ifade ediyorum ki günlerdir siz minderden kaçıyorsunuz ve olayın gerçeğini konuşmak istemiyorsunuz. Burada büyük bir kavga veriyoruz biz, YENİ YOL Grubu ve muhalefet olarak bu kavganın bir tarafıyız çünkü biz bu kavgada, balya balya para sayanlar ile ay başına gün sayanların kavgasında ay başını bekleyip gün sayanların tarafındayız. Sizler ise balya balya paraları sayanları savunuyorsunuz arkadaşlar. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Yüksel Selçuk Türkoğlu · BursaDefineci bunlar, defineci!
İdris Şahin · Ankara · devamlaBir tarafta haramla servet biriktirenler, diğer tarafta helalinden yaşamak için ömür tüketenler var. 86 milyon alın teriyle, akıl teriyle ömür tüketiyor, siz ise -özellikle ifade ediyorum ve üzülerek ifade ediyorum ki- maalesef bu haramzadeleri korumaya çalışıyorsunuz. Neden korkuyorsunuz arkadaşlar? Niçin ipe un seriyorsunuz? Sonuna kadar gidelim; kim çalmış, kim hak etmeden uhdesine para geçirmiş, bunları hep birlikte görelim ve toplum olarak bir ayrışmanın tarafı olalım, inşallah tertemiz bir iklime yeniden birlikte yürüyelim, hep birlikte yürüyelim.
Bakıyorum, şu anda sıralarda hep yüzüme karşı bakanlar bu AK PARTİ'nin pırıl pırıl isimleri. Ya, kendinize acımıyorsanız hiç olmazsa 86 milyona acıyın; sizin kendi onurunuz için söylüyoruz arkadaşlar. Biz muhalefet olarak "Bırakın, bu iş nereye giderse gitsin, sonuna kadar sorgulayalım." diyoruz. Niçin bu minderden kaçıyorsunuz? Gelip burada bunun hesabını bize vermekle yükümlüsünüz.
Değerli milletvekilleri, bu milletin gözünde sizleri rezil etmek için muhalefetin yapabileceği...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın efendim.
Buyurun.
İdris Şahin · Ankara · devamlaDeğerli iktidar sıraları, bu milletin gözünde sizleri rezil etmek için muhalefetin yapabileceği hiçbir şey, kendi içinizde büyüttüğünüz bu isimlerin size yaptığı kötülük kadar kötülük gerçekleştiremez.
Bakın, bu işin henüz ortaya çıkarılmamış bağlantıları var. Sadece bir isme bunu ciro ederek burada masadan kaçacağınızı düşünüyorsanız aldanıyorsunuz. O yüzden size, iktidar sıralarına buradan bir kez daha soruyorum: Yüz binlerce insanın alın terinin hesabının sorulmasından mı korkuyorsunuz yoksa araştırma derinleşirse karşınıza kimlerin çıkacağından mı korkuyorsunuz?
Bu önerinin karşısında kaldıracağınız her "ret" eli, cevaplanmamış bu soruların siyasi sorumluluğunu da beraberinde taşıyacaktır. Gelin, böyle bir töhmet altında kalmayın, hep birlikte bu araştırma önergesine "evet" diyelim ve ucu nereye giderse gitsin hep birlikte başvuralım diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, Yeni Parti ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanAnkara Milletvekilimiz Sayın İdris Şahin Bey'e teşekkür ediyorum.
Şimdi, İYİ Parti Grubu adına Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun.
Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
Hakan Şeref Olgun · Afyonkarahisar · İyi Parti Grubu adınaSayın Başkan, öncelikle yeni görevinizde başarılar diliyorum, hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün konuştuğumuz fon krizi, borsada yaşanan geçici bir sarsıntı değil devlet kurumlarının kokuşmasının ve görevlerinin kötüye kullanılmasının ağır bir sonucudur. Sermaye Piyasası Kurulunun kendi verilerine göre 455.758 vatandaşımız birikiminin akıbetini bilemez hâle gelmiştir. Bu insanlar spekülatör değil emekli maaşını korumak isteyen yaşlılarımız, ev için kuruş kuruş biriktiren gençlerimiz, küçük esnafımızdır; üstelik paralarını devletin lisans verdiği fonlara yatırmışlardır.
Fonlarda manipülasyon yapıldığı Kasım 2025'te sorumlu makamlarca dile getirilmiş fakat çıkan yangına itfaiye on ay sonra gönderilmiştir. Bu gecikmede tasfiye edilen fonların büyüklüğü 297 milyar liradan 822 milyar liraya ulaşmıştır. Sorunu teşhis edip tedaviyi on ay erteleyenlerin bugün başarı hikâyesi anlatması mağdurların acısıyla alay etmektir.
Anayasa’nın 167'nci maddesi, piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemesi için gerekli tedbirleri almayı devletin görevi sayar. 6362 sayılı Kanun ise Kurula gerekli bütün yetkileri tanımıştır. Demek ki mevzuat hazırdı; eksik kalan, o mevzuatı uygulama kararlılığıydı.
Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın 10'uncu maddesi kanun önünde hiç kimseye ayrıcalık tanınamayacağını hükme bağlar. Peki, bu dosyada herkese aynı hukuk mu uygulanıyor? Hayır, bu dosyada iki ayrı Türkiye vardır. Birinde fon yöneticileri sabaha karşı operasyonlarla gözaltına alınır; diğerinde ise iktidara yakın olanlar ifadeye davetiyeyle çağrılır, kazancını iade eder, adliyeden elini kolunu sallayarak çıkar. Bir diğerinin mal varlığına tedbir konulur, yarım saat sonra kaldırılır. Kazancı iade eden kurtuluyorsa, babası kendisine kefil olan kurtuluyorsa bu hukuk değil pazarlıktır. Görevdeki Bakanların adı dahi iddialarda geçerken iktidar listeyi açıklamak yerine saklamayı tercih etmektedir. Neden? Çünkü o listede kimlerin olduğunu en iyi iktidar bilmektedir. Buradan Sayın Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanına açıkça sesleniyoruz: Madem, ucu kime dayanırsa dayansın sonuna kadar gidileceğini söylüyorsunuz, her sabah çözdüğünüzü iddia ettiğiniz faili meçhul dosyaları açıkladığınız gibi kriz öncesinde fonlardan çıkış yapan tüm isimler, makamı ve partisi ne olursa olsun derhâl açıklanmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın.
Hakan Şeref Olgun · Afyonkarahisar · devamlaEmeklinin parası batarken içeriden bilgi aldığı iddia edilenlerin kurtulduğu bir düzen hukuk devleti değil imtiyazlılar cumhuriyetidir. Biz kimseyi peşinen mahkûm etmiyoruz, masumiyet karinesi herkes için geçerlidir ama eşitlik ilkesi de herkes için geçerlidir.
Anayasa’nın 98'inci maddesi Meclise bu tür meseleleri araştırma yetkisi tanımıştır. Cezai sorumluluğu yargı belirleyecektir ancak sistemin neden işlemediğini ve kimin korunduğunu ortaya çıkarmak bu çatının görevidir. Bu önergeyi reddetmek mağdurları kaderine terk etmek anlamına gelir. İYİ Parti olarak önergeyi destekliyor, vatandaşımızın emeğinin hesabını sormaya devam edeceğimizi belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyoruz. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)
BaşkanCumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Yalova Milletvekili Sayın Tahsin Becan.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Tahsin Becan · Yalova · Chp Grubu adınaSayın Başkanım, öncelikle yeni görevinizde başarılar diliyorum.
Değerli milletvekilleri, YENİ YOL Partisinin grup önerisi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye Yüzyılı'nın vurgunu olarak kabul ettiğimiz fon krizi bugün yüz binlerce vatandaşımızı etkilemektedir. Söz konusu finansal krizi uzun yıllardır yönetilemeyen ekonomi politikalarının sonucunda yaşadığımız yüksek enflasyon, hayat pahalılığı gibi çok öncelikli başlayan ama gerekli tedbirlerin yine alınmaması sonucu gelişmiş, ekonomide yaşanmış bir afet olarak değerlendirebiliriz.
Değerli milletvekilleri, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından 131 yatırım fonunun tasfiye sürecine alınmasıyla birlikte, 450 bini aşkın yatırımcının birikimleri belirsizlikle karşı karşıya kalmıştır. Ortada cevaplanması gereken çok ciddi sorunlar vardır. Burada mesele yalnızca kazanç ya da kayıp meselesi değildir. Mesele, kurallara uygun hareket eden yatırımcının korunması ve finans piyasalarına duyulan güvenin yeniden tesis edilmesidir. Robert Bosch'un bir sözü vardır: "İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim." Ama biz de maalesef, para kazanarak, dolandırıcılık yaparak nasıl güven kazanacağız? Bu durumda halkın devlete, siyasetçiye olan güveni kalır mı, soruyorum. Soruşturma bütün yönleriyle yürütülmeli, şüpheli işlemler, olağan dışı kazançlar, fon yöneticilerinin sorumlulukları ve denetim süreçleri açıklığa kavuşturulmalıdır. Fon vurgununa karışanların milyonlarca lira olarak ifade edilen haksız kazançlarının kaynağı asıl araştırılması gereken bir diğer mevzudur. Hiç kimse siyasi konumu, ekonomik gücü veya sahip olduğu ilişkiler nedeniyle ayrıcalıklı muamele görmemelidir. Hukuk, herkes için eşit uygulanmalıdır. Mağdur yatırımcıların haklarının korunması şarttır. Meselenin yalnızca bir soruşturmayla sınırlı kalacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır çünkü finans piyasalarında ortaya çıkan güven kaybı zincirleme biçimde reel ekonomiye yansıyabilir çünkü kasım ayından itibaren bu olumsuz etkileri hep beraber göreceğiz. Birikimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan yatırımcıların yanı sıra finansman erişiminde zorluk yaşayan işletmeler bu süreçten etkilenebilir. Özellikle sermayesi sınırlı, krediye bağımlı ve nakit akışı hassas olan KOBİ'lerimiz açısından yeni riskler ortaya çıkmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak çağrımız açıktır: Finans piyasalarında şeffaflık güçlendirilmeli, denetim mekanizmaları etkin çalışmalı ve yatırımcıların hakları korunmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın efendim.
Tahsin Becan · Yalova · devamlaSPK başta olmak üzere doğrudan sorumluluğu olan tüm bürokratlar görevden alınmalıdır. Borsa dolandırıcılarının listesi zaman kaybetmeden açıklanmalıdır. Gerçeklerin ortaya çıkması için bağımsız bir komisyon kurulmalı ve konunun tüm boyutları ele alınmalıdır. Fon vurgununa katılan dolandırıcılar örgütlü suçlardan yargılanmalıdır. Devletin görevi, vatandaşın parasını kaybettikten sonra açıklama yapmak değil vatandaşın birikimini koruyacak denetimi zamanında yapmaktır. Hiçbir yurttaşımızın emeği birilerinin kazanç kapısına kurban edilemez. Fon skandalıyla oluşan finans depreminden sonra maalesef, umarım ekonomide tsunami yaşanmaz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BaşkanHalkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubu adına Ağrı Milletvekili Sayın Sırrı Sakik.
Buyurun efendim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Sırrı Sakik · Ağrı · Dem Parti Grubu adınaSayın Başkan, sevgili arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yeni göreviniz hayırlı uğurlu olsun Sayın Başkan. Kürtler diyor ki: "..."[1]
Şimdi, sevgili arkadaşlar, Türkiye'de ciddi bir yolsuzluk var, ciddi bir vurgun var, fay hatları paramparça ama biz yıllardır burada bunun üstünü örterek geliyoruz. Burada, geçmişte yaşananlar eğer yargının karşısına çıkmış olsaydı bugün bunlar bu ülkede olmayacaktı yani Türkiye, Avrupa'da en yoksul ülke ama en çok milyarderi olan yine Türkiye. Burada büyük bir tezat yok mu? Hem Türkiye en yoksul ülke olacak Avrupa'da ama bir taraftan da en çok milyarderin olduğu bir ülke olacak. İşte, bu ülkenin adı "Türkiye." Türkiye böyle yönetiliyor. Zengin çok zengin, yoksul çok yoksul; her sabah uyandığımızda telefonlarda, mesajlarda vallahi yoksulluk, yoksulluk; insanlar "Biz geçinemiyoruz." diyorlar. Lortlar lort oluyor, vallahi, yoksullar da yok olup gidiyorlar. Şimdi, aslında bunun bütün günahkârı bu Parlamentodur. Bu Parlamento şeffaf olmadı, hiçbir dönem olmadı; herkes kendi yandaşlarını kolladı, korudu; öyle bir hukuk oluşturdu ki kendi yandaşları asla hukukun karşısına çıkmadı, muhalifler çıktı; muhalifler gittiler, cezalandırıldılar ama kendi yandaşları ellerini kollarını sallayarak gittiler ve burada muhalefetin de çok büyük günahı var. Onlar olduğu zaman bu Parlamentoyu terk etmeliydiler. Biz bu yoksullukların üzerinde siyaset yapmayız. Siyaset risk alma sanatıdır ama bunların hiçbirini yapmayan bu siyaset dünyası.
Çağrımızdır... Bütün siyasetçiler, biz vekil olduğumuz zaman, belediye başkanı olduğumuz zaman ne yapıyoruz? Mal beyanında bulunuyoruz. Sadece, o zarflar, burada kapalı kapılar ardında kalmamalı, vallahi bunların hepsi bilinmeli, vekiller şeffaf olmalıdır. Yeni bir çağrımdır bütün muhalefete, iktidara: Gelin, mal varlıklarımızı açık, net olarak kamuoyuna sunalım. Bir siyasetçinin evinde neden altınlar olur, 10 kilo altın neden olur, döviz niye olur? Bir belediye başkanının 3.630 gayrimenkulü niye olur? Ancak böyle bir ülkede olur. Onun için, bizim bir an önce şeffaflaşmamız lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayalım efendim.
Sırrı Sakik · Ağrı · devamlaTeşekkür ediyorum.
Meclis Başkanlığına verdiğimiz mal beyanlarında acaba bu 10 kilo altın var mı, yok mu? Bu dövizler var mı, yok mu? Şimdi, Meclis Başkanına çağrımdır: Açıklayın, hepimizin mal varlıklarını açıklayın. Bunlar var mıydı, yok muydu, dolandırıcıların dolandırdığı bu 10 kilo altın gerçekten mal beyanında var mı yok mu? Bunları bilmek bizim hakkımızdır ama siz öyle kötü örnekler oluşturdunuz ki bu ülkeyi çeteye, mafyaya mahkûm ettiniz. Mafya için, çete için özel yasalar çıkardınız. Yoksul Anadolu çocuklarını alıp çetelerin kucağına attınız. Herkes döndü, baktı, bu ülkede... "Vallahi ben liyakatimden gelmiyorum, çeteye, mafyaya sığınırsam köşeyi dönerim, iktidara sığınırsam köşeyi dönerim." dedi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Sırrı Sakik · Ağrı · devamlaOnun için, hepimizin, bütün siyasetçilerin, özellikle çıkıp kamuoyuna bütün malını mülkünü açık, net bir şekilde beyan etmesi gerekir diyor, Genel Kurulu selamlıyorum.
Önergeye destek veriyoruz, iyi ki varsınız. Muhalefet hep de böyle olmalıdır, haklı noktalarda bizim buluşabilmemiz gereklidir. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
BaşkanŞimdi, Yeni Parti Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Özgür Karabat.
Buyurun. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Özgür Karabat · İstanbul · Yeni Parti Grubu adınaSayın Başkan, Değerli Meclis üyeleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkanı yeni görevi dolayısıyla tebrik ediyorum, başarılar diliyorum.
Değerli milletvekilleri, buraya muhalefet partisinden biri çıkınca biliyorum ki Türkiye kamuoyu yeni bir isim açıklanmasını bekliyor. Oysa muhalefetin görevi yeni bir isim açıklamak değil; devletin organları var, savcıları var, ilgili kurumları var. Devlet ile partinin eşitlenmediği, devletin parti olmadığı, partinin devlet olmadığı yerde her şey yerli yerinde olsa bu zaten açıklanır ama Türkiye'nin bir derdi var: Ne yazık ki Türkiye de bir parti devleti olmuş, ne yazık ki devlet partisi var, ne yazık ki o parti de kişi partisi olmuş, ne yazık ki devleti de kişi partisi hâline getirmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla, ben aslında bizim liste açıklamamız değil, açıklanmayan listeleri sormak istiyorum. Neden açıklamıyorsunuz? Neyi gizliyorsunuz? Neyi saklıyorsunuz? Bu işin ucu kime kadar gidiyor da çekiniyorsunuz? Neden korkuyorsunuz? Neden bu listeleri açıklamıyorsunuz? Bunun çok zor olmadığını biliyoruz. Şunu açıklamak isterim: Eğer bunu açıklamasını bilmiyorsanız bırakın bu işi, yeteneksizsiniz demektir. Yirmi beş gün boyunca açıklamadığınız hisseleri -bize verin görevi- yirmi beş dakikada açıklayalım, yirmi beş dakikada açıklayalım. (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Bu iş bu kadar basit ama niyetiniz yok ve iyi niyetli olmamaya devam ediyorsunuz.
Bakın, bir kanun teklifi getirdiniz, milleti kandırıyorsunuz yine. Nasıl kandırıyorsunuz? Diyorsunuz ki: Herkese 1 milyon vereceğiz. Herkese 1 milyon mu vereceksiniz? Bu kanun bunu böyle mi diyor? Hayır, tavan 1 milyon. Peki, 1 milyonla girmişse bir kişi -1 milyonla- hissesinin güncel değeri 400'e düşmüşse ne olacak değerli milletvekilleri? 400 alacak 400; bu kanun böyle diyor. Yine, bu kanun diyor ki: Fondan toplayabildiğimiz para kadarını dağıtırız yani herkese 1 milyon değil en fazla 1 milyon veririm. Niye milleti kandırıyorsunuz? Niye manşet atıyorsunuz? Bu işler manşet atarak çözülmez, bunu böyle bilin, sorumlulukla çözülür; bunu söylemek istiyorum.
İkinci iddianız ne? Kamu kaynakları kullanılmayacak değil mi? İddia ediyorum, kamu kaynakları kullanılacak. İki gündür bir iddia var, kamuoyunda geziyor, sosyal medyada, Twitter'da, diyor ki: Bakın, Katılımevimin hisselerinden Teradan 12 milyar lira Emlak Katılım Bankası aldı. Yalanlayan var mı? Yok. 12 milyar da Pusuladan alacak, etti 24, yalanlayan var mı? Yok. 24 milyar nereden gidecek? Emlak Katılım Bankasının hissesi kimin değerli arkadaşlar? Yüzde 99'u Hazine ve Maliye Bakanlığının. Bu, kamu kaynağı değil mi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın Sayın Karabat.
Özgür Karabat · İstanbul · devamlaNiye milleti kandırıyorsunuz? Neden milleti kandırıyorsunuz?
Dolayısıyla değerli arkadaşlar, burada 1 milyon yok, burada bir takvim yok, burada bir garanti yok; millet kandırılıyor. Kamu kaynakları da harcanacak bir yasa... Yasada dağ fare doğurmuştur ve sonra kırmızı çizgimiz Sayın Cumhurbaşkanı. Vallahi, sizin derdiniz o olabilir. Ama Esengül vardı, eski şarkıcı, hatırlar mısınız, ne derdi: "Senin derdin dert midir benim derdim yanında?" diye, hatırlıyor musunuz? Milletin derdi sizin derdinizden büyük kardeşlerim, beterin beteri var. "Senin derdin dert midir benim derdim yanında?/ Hiç kimsede gördün mü böyle dert hayatında?" diyor millet, biliyor musunuz? O dert parasını yatıran garsonun, o dert parayı yatıran polisin, o dert benzincide çalışan, pompacılık yapan emekçinin hakkı değerli arkadaşlar, onun derdi. İşte bizim derdimiz, bizim kırmızı çizgimiz milletin çizgisidir değerli arkadaşlar.
Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanAdalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Osmaniye Milletvekilimiz Sayın Seydi Gülsoy.
Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Seydi Gülsoy · Osmaniye · Ak Parti Grubu adınaTeşekkür ederim Sayın Başkanım.
Öncelikle, yeni görevinizin hayırlı olmasını temenni ediyor, bu önemli görevde sizlere başarılar diliyorum.
Gazi Meclisimizin kıymetli milletvekillerimizi, aziz milletimizi ve yiğit Osmaniyeli hemşehrilerimizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.
Fon piyasalarında yaşanan gelişmeler üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son dönemlerde fon piyasalarında yaşanan gelişmeler hepimize önemli bir sorumluluğu bir kez daha hatırlatmış bulunmaktadır. Türkiye'nin sermaye piyasaları büyürken, yatırım araçları çeşitlenirken, tasarruf sahiplerinin farklı yatırım araçlarına ilgisi artarken denetim, gözetim, risk, analiz ve erken uyarı mekanizmalarının da aynı ölçüde geliştirilmesi ve güçlendirilmesi gerekmektedir. Burada temel yaklaşımımız son derece açıktır: Piyasanın önünü kesmek değil piyasanın sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir şekilde büyümesini teminat altına almaktır. Çünkü güçlü sermaye piyasaları, ekonomik büyümeyi destekleyen, şirketlerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran, tasarrufların yatırıma dönüşmesini sağlayan ve ülkemizin ekonomik kapasitesini artıran önemli bir unsurdur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu süreçte kurumlarımız arasındaki koordinasyon da büyük önem taşımaktadır. Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında oluşturulan Fon Koordinasyon Kuruluyla ilgili kurumlarımızın çalışmalarının eş güdüm içerisinde yürütülmesi amaçlanmaktadır.
Açılan yol haritası doğrultusunda SPK, BDDK, TMSF ve diğer ilgili kurumlarımız kendi görev ve yetki alanlarında gerekli incelemeler, değerlendirmeler, düzenlemeler ve çalışmalar sürdürmektedir. Bundan sonraki süreçte de kurumlarımız arasındaki veri paylaşımının güçlendirilmesi, risklerin daha erken tespit edilmesi, olağan dışı hareketlerin daha hızlı analiz edilmesi ve yatırımcı güvenini zedeleyebilecek durumlara karşı daha etkin tedbir alınması büyük önem taşımaktadır.
Değerli milletvekilleri, özellikle bir hususun altını çizmek istiyorum: Adaletin gereği neyse yapılmalıdır. Hukuka aykırı işlem gerçekleştiren, yatırımcıyı mağdur eden, piyasa düzenini bozan ve piyasalara duyulan güveni zedeleyen kim varsa hukukun önünde hesabını vermelidir ve verecektir. Devletimiz bu konuda gereken iradeyi ortaya koymakta ve ilgili kurumlarımız görevlerini hukuk çerçevesinde yerine getirmektedir. Ancak hukukun temel ilkelerinden de asla taviz verilmemelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanSayın Gülsoy, tamamlayın lütfen.
Seydi Gülsoy · Osmaniye · devamlaHerhangi bir suç unsuru veya hukuka aykırı işlemi bulunmayan vatandaşlarımızın, yatırımcılarımızın ve şirketlerimizin haklarının korunması daha da önem arz etmektedir.
Soruşturmanın etkin şekilde yürütülmesi de çok çok önemlidir. Nitekim 9 Ekimde Meclis Başkanlığına sunmuş olduğumuz Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'yle de mağduriyet yaşayan yatırımcılarımızın tasfiye süreci tamamlanacak, azami olarak da 1 milyon TL'ye kadar avans ödemesi yapılacaktır.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Türkiye vizyonu doğrultusunda, ekonomimizin her alanında olduğu gibi sermaye piyasalarında da güveni, istikrarı ve kurumsal kapasiteyi güçlendirmeye devam edeceğiz diyor, bu duygularla Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BaşkanTeşekkür ederim.
Şimdi öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Sayın Kocamaz, sizin bir söz talebiniz var; nedir, öncelikle ne için söz istiyorsunuz?
Burhanettin Kocamaz · MersinBurada hadsizce konuşmalar oluyor. Bu konuda genel bir çerçeve çizmek istiyorum.
BaşkanSayın Kocamaz, yerinizden bir dakika söz veriyorum.
Buyurun.
Burhanettin Kocamaz · MersinÖncelikle teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Burada bir konuşmacı temcit pilavı gibi her defasında bir konuyu dile getiriyor. Ben bu ülkede, bu memlekette yirmi beş yıl alnının akıyla belediye başkanlığı yapmış bir kişiyim. Bu ülkede, geçmişte Parsadanlar Başbakanı dolandırdı, TELEKOM'la Hariri ailesi Türkiye Cumhuriyeti devletini dolandırdı, Çin BYD'yle yine Türkiye Cumhuriyeti'ni dolandırdı. Bu konuda benim veremeyeceğim hiçbir hesabım yoktur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Burhanettin Kocamaz · MersinMal beyanımda da bütün mal varlığım yazılıdır. Ben buradan özellikle Meclis Başkanından rica ediyorum aslında hepimizin mal beyanının açıklanması lazım ama ben kendi mal beyanımın açıklanmasını istiyorum.
Teşekkür ediyorum.
BaşkanSayın Kocamaz, meramınız anlaşıldı.
Teşekkür ediyorum.
Sırrı Sakik · AğrıSayın Başkan, buradan bir şey söyleyeyim.
BaşkanBir sataşma yok Sayın Sakik. Şu an da hayır...
Sırrı Sakik · AğrıSiyasetin şeffaf olması lazım. Bu kürsüde ahlak dersi verip sonrasında dönüp bunları inkar etmek yok.
BaşkanBir açıklama yaptı, açıklaması gayet... Yerinden yaptı, herhangi bir şey yok.
Şimdi, İYİ Parti Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu 13/10/2026 Salı günü toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz derim.
Turhan Çömez
Balıkesir
Grup Başkan Vekili
Öneri:
Grup Başkan Vekili, Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez tarafından sermaye piyasalarında ortaya çıkan ve 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine, 455.758 yatırımcının tasfiye sürecinden etkilenmesine yol açan fon skandalının bütün yönleriyle araştırılması; başta Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere ilgili kamu kurumlarının gözetim ve denetim görevlerini yerine getirip getirmediğinin, yaşanan usulsüzlüklerde kamu görevlilerinin ihmal ve sorumluluklarının, siyasi karar alıcıların süreçteki rolünün ve olası siyasi müdahalelerin ortaya çıkarılması, yatırımcıların uğradığı zararların tespit edilerek haklarının korunmasına yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 13/10/2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 13/10/2026 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BaşkanÖnerinin gerekçesini açıklamak üzere İYİ Parti Grubu adına Samsun Milletvekilimiz Erhan Usta.
Buyurun efendim. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Erhan Usta · Samsun · İyi Parti Grubu adınaSayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti Grubu olarak verdiğimiz araştırma önergesinin gerekçesini açıklamak üzere huzurlarınızdayım. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Tabii, daha önceden de -geçen hafta- bu işin tamamına ilişkin, bu fon vurgunun tamamının araştırılmasına ilişkin biz de önerge verdik, diğer partiler de verdi. Bunlar AK PARTİ ve MHP oylarıyla reddedilmişti. Şimdi, bu seferkinde işin daha çok devlet kurumlarına yönelik kısmını biraz daha detaylandırdık. Bu grup önerimiz oraya ait çünkü bu suç örgütünün 3 tane ayağı var dedik, bir ayağı devletin kurumları; maalesef, bu ülkenin kurumları bu suç örgütünün, bu vurgunun bir ayağı hâline getirilmiştir.
Bu kurumsal çürümüşlük meselesine çok fazla daha önceden de vurgu yapan bir milletvekiliyim ben. Bugün yani bu son günlerde, son bir ayda bunun, bu kurumsal çürümüşlüğün en somut örneğini yaşıyoruz. Şimdi, tabii, hikâye biraz eskiye gidiyor. Mesela, örnek olsun diye söylüyorum; Kasım 2021, Plan ve Bütçe Komisyonunda 2022 yılı bütçesi görüşülürken bu halka arzlar üzerinden aslında yapılan manipülasyonları eleştiren bir konuşma yapmışım. O günkü bakana soru sormuşuz ama hiç cevap verilmemiş. Daha sonra zamanın SPK Başkanı Taşkesenlioğlu'yla ilgili, onun AK PARTİ milletvekili olan ablasının da ortaya koyduğu birtakım meseleler vardı. Bakın, bunların hepsinin üzeri kapatıldı. Eğer o gün bunların üstleri kapatılmasaydı belki bugün bu işler olmayacaktı, çok daha iyi bir noktada olacaktık. Dolayısıyla, bu kurumsal çürümüşlüğün bir örneğini yaşıyoruz.
Şimdi, çok kısa kısa... Tabii, söylenecek o kadar çok malzeme var ki ama beş dakikada bunları ifade etmek mümkün değil. 26 Şubat 2025'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu borsada olağanüstü fiyat hareketleri olduğuna ilişkin yazı yazıyor, devletin resmî yazısı var bakın. Ne zaman? 2025'in Şubat ayı ama olanlar bundan sonda oluyor. Bu yazıya rağmen, bunların hangi firmalar da olduğu belli olmasına rağmen -şu kurumsal çürümüşlüğü görüyor musunuz- olanlar oluyor, şimdi olanların ne olduğunu anlatacağız. Bundan işte yedi sekiz ay sonra ama şimdikinden on ay önce yani Kasım 2025'te manipülasyon olduğunu Hazine ve Maliye Bakanı da söylüyor fakat bakıyoruz, hiç kimse bir şey yapmıyor; işte, temel soru bu. Devletin kurumları bunu biliyor, efendim, devletin kurumları bunu açıktan maalesef söyleyemiyor ama bir kısım yazışmalar olmuş ama hiç kimse işin üzerine gitmiyor. Bu talimatları veren kim? Bu işlerin ortaya çıkmasını engelleyen kim? Kurumların hareket etmesini engelleyen kim? Aslında temel soru bu.
Şimdi, başka ne yapıyor kurumlar? Sadece konuşmuyor değil ama işin içerisinde... Burada daha önce de söyledim ama çok kıymetli olduğunu bildiğim için tekrar söylüyorum, bununla ilgili bu iddiama da herhangi bir cevap gelmedi bugüne kadar. Teranın en büyük yatırım fonu, en büyük fonu TEFAS'a yani devletin bu elektronik sistemine SPK onayı olmadan gayrihukuki, gayrimeşru bir şekilde Takasbank tarafından alınıyor. Ya, bir devletin bir kurumu nasıl gayrimeşru iş yapar? Yani kanunda öngörülen SPK onayını aramıyor, Takasbank onu TEFAS'a alıyor, 161 olan yatırımcı sayısı yedi sekiz ay içerisinde 111 bine çıkıyor, fon büyüklüğü 268 milyar liraya çıkıyor. Niye? TEFAS'a alınması bütün halk kitlesine yayılması demektir. Bakın, 2 tane kurumun nasıl işin içerisinde olduğunun en büyük delilidir. Gelsinler, desinler ki: "Biz bu işin içerisinde değiliz." SPK da on bir ay boyunca göz yumuyor bu hukuksuzluğa. İnsanlar oraya iyice doluşuyor, iş patlak vermeye tam başlayacağı sırada SPK diyor ki: Ya, böyle böyle bir şey olmuş. İlk günü görmesi gereken SPK on bir ay sonra ancak görüyor bunu. Böyle bir şey olabilir mi? Bu kabul edilebilir bir şey mi? Dolayısıyla hem SPK hem de Takasbank bu olay özelinde bu kurumsal çürümüşlüğün içerisinde.
Şimdi, BDDK lisanslarını söyledik, SPK lisanslarını söyledik... Ya, bütün şu anda konuştuğumuz varlık fonları, yatırım fonları, bankalar, 3 tane yatırım bankası, hepsinin lisansları son birkaç yılda veriyor değerli arkadaşlar. Hatta bir tanesi İktisat Katılım Bankası, Pusulanın. Ya, Allah'tan korkun ya! 2026'nın son aylarında veriliyor yani bütün pislik ortaya çıkmış hâlâ bir yatırım bankası izni veriliyor. Bu, BDDK'daki çürümüşlük değildir de nedir? Tera Yatırım Bankasına 17 Mart 2026'da 22 milyar lira borçlanma izni veriliyor. Borçlanmasını kimden yapıyor? Halktan yapıyor. Halkı dolandırdığı yetmiyormuş gibi bir de vatandaşın işte yüzde 40 faiz vereceğim bilmem ne şeyiyle 22 milyar lirası toplanıyor. Bu izni SPK veriyor. Bu, kurumsal çürümüşlük değildir de nedir? Cumhuriyet başsavcısının yazısı var. Kendi tespitlerinin olması gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın efendim.
Erhan Usta · SamsunMehmet Şimşek söylüyor. Fakat bütün bunlara rağmen milleti biraz daha dolandırsın diye SPK 22 milyar liralık borçlanma, özel tahvil çıkarma izni veriyor. 5 milyar lirası temerrüde düştü, kalanları da zaten bu şartlarda ödeme imkânı yok.
Sadece o mu? Hedef Holdinge yine borçlanma izni veriliyor bu süreç içerisinde. Bu izinleri kim veriyor arkadaşlar? Niye sorgulamıyorsunuz Allah rızası için ya! Ya, biz babamızın hayrına mı konuşuyoruz bunları!
Hele, şimdi, Adil Varlık yani Hayati Yazıcı'nın oğlunun olduğu şirket. Adil Varlıka da borçlanma izni veriliyor. Ya, utanmazlığın boyutuna bakın. Borçlanmayı Tera yapıyor, aracı kuruluş, borçlanıyor; üç gün sonra, aldığı paranın tamamını Teranın bugün tasfiye edilen bir yatırım fonuna aktarıyor, orada değerlendiriyor. Böyle bir rezalet olabilir mi? Bunları kurumlar niye görmedi? Kurumlar bu işlerin tamamen içerisinde.
Daha birçok örnek verecektim. Sabah gazetesinde, Akit gazetesinde çıkan meseleler çok önemli. Onları da başka bir gün konuşuruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Erhan Usta · Samsun · devamlaDolayısıyla, Türkiye'nin kurumları çürütülmüştür bu iktidar tarafından ve bunun üzerine gitme yükümlülüğü Meclisimize aittir. O yüzden, araştırma önergemizin kabulünü sizden istirham ediyorum.
Teşekkür ederim. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanYENİ YOL Partisi Grubu adına Muğla Milletvekilimiz Sayın Selçuk Özdağ.
Buyurun efendim. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)
Selçuk Özdağ · Muğla · Yeni Yol Grubu adınaSayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Partinin grup önerisi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Evet, sizin, geçmişte parti kurulurken bir davanız vardı. Şimdi ise iktidarda kalma gibi bir inadınız var arkadaşlar ve Türkiye'nin çok ciddi şekilde bir soygunla karşı karşıya kaldığını sizler de itiraf ediyorsunuz. Arkadaşlarınız söylüyorlar zaten. Günlerdir burada konuştular "Bu listeler açıklansın." diyerek veyahut da sosyal medyada da bunları dile getiriyor arkadaşlarınız, ne kadar güzel; vicdanlı insanlar var, seslerini yükselten kişiler var.
Türkiye'nin öncelikle "nereden buldun kanununa" ihtiyacı var yani yurt dışından paraları getirebilmek için 3 ayrı kanun çıkardınız, Türkiye'nin onlara ihtiyacı yok. İkincisi, neye ihtiyacı var? Siyasi partiler kanununa ihtiyacı var. Üçüncüsü, neye ihtiyacı var? Türkiye'de yolsuzluğu ve hırsızlığı önleme yasasına ihtiyacınız var. Dördüncüsü, neye ihtiyacınız var? Siyasi ahlak yasasına, etik yasasına ihtiyacınız var. Ardından, neye ihtiyacınız var? İmar yasasına ihtiyacınız var. Sonra, neye ihtiyacınız var? Açık ve net söylüyorum: Türkiye'de Avrupa Birliği kriterlerinde bir ihale yasasına ihtiyacınız var. Bunların hiçbirini yapmıyorsunuz, yapmadığınızın en büyük delili ve tescili de işte bu fon soygunu yani yüzyılın soygunuyla ilgili sessiz kalışınız. "Biz bunlarla ilgili her türlü işlemi yapıyoruz." diyorsunuz. Hangi işlemi yapıyorsunuz? Yargı mı yapacak? Hangi yargı? Biraz önce İdris Şahin Vekilimizin söylemiş olduğu gibi çifte standartlı bir yargı mı yapacak veyahut da Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu mu yapacak arkadaşlar? Bunlar yapmazlar, yapamazlar, yapmaları da mümkün değildir.
Bakın, Sermaye Piyasası Kurulunun üyelerini kim atadı? Sayın Cumhurbaşkanı atamadı mı? Bu BİST'i kim atadı? Bu MASAK'ı kim atadı? Aynı zamanda, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunu kim atadı? Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunu kim atadı? Hepsini siz atadınız ve sizin oy çokluğunuzla atandılar bunların hepsi. Niye istifa etmiyorlar? Bakın, siz şöyle yapıyorsunuz: Bade harabül Basra. "Basra harap olduktan sonra..." diyorsunuz. Deprem olur, depremden önce tedbir almazsınız; depremde 70 bin kişi ölür, 100 bin kişi yaralanır ve genç yaşta bu insanlar can çekişe çekişe ölürler, ardından siz "Ev yaptık." diye övünürsünüz. Siz dere yataklarına ev yaptırırsınız, imar geçirirsiniz oralardan, iskan verirsiniz, ardından insanlar ölür orada ve "Bir daha buralara yaptırmayacağız." dersiniz. Siz aynı zamanda gelirsiniz, Türkiye'de orman yangınları olur "Gece görüşlü helikopterlerimiz var." dersiniz, diğeri "Yok." der, sonra insanlar ölür orada, hayvanlar ölür, ardından "Tedbir alıyoruz." dersiniz. Ve ardından okullarda cinayetler olur, biz burada bas bas bağırırız, "Gelin, 30 bin, 40 bin, 50 bin güvenlik alın." deriz, almazsınız, cinayetler artmaya başlar, 30 bin kişiyi buraya güvenlikçi olarak alırsınız. Ya, devlet şudur arkadaşlar: Olaylar olmadan önce, sosyal olaylar, siyasi olaylar, kültürel olaylar, eğitim olayları olmadan önce bunlarla ilgili tedbir alana devlet denir, bunlara hükûmet denir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın Sayın Özdağ.
Selçuk Özdağ · Muğla · devamlaTamamlıyorum efendim.
Siz olaylar olduktan sonra neyin tedbirini alıyorsunuz? Bu insanların mağduriyetlerini siz oluşturdunuz, sizin bürokratlarınız oluşturdu; sizin siyasileriniz oluşturdu bunları, bu mağduriyetleri. Bu mağduriyet öyle üç kuruşluk, beş kuruşluk mağduriyet değil; bu, falan yerde... Sedat Peker'in söylediklerine de kulak vermediniz veyahut da bir milletvekilinizin boşanma davası onu ilgilendiriyordu veya 17-25 Aralık birilerini ilgilendiriyordu; şimdi, bütün Türkiye'yi ilgilendiriyor, değil bütün Türkiye'yi Türkiye'nin ilişki hâlinde olduğu bütün ülkeleri ilgilendiriyor, 86 milyonu ilgilendiriyor, Türkiye'nin itibarını ilgilendiriyor. 1 trilyon para gitti arkadaşlar, 1 trilyon, korkunç bir para. Şimdi de diyorsunuz ki: "Getirin paraları koyun." Burası aşiret devleti mi? Burası kabile devleti mi? Burası çadır devleti mi? Burası hukuk devleti olacak. Yapmayacaksınız biliyoruz ve size dokunduğu için de hukuku rafa kaldırdığınızı biliyoruz. Demokrasiyi işletmeyeceğinizi biliyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Selçuk Özdağ · Muğla · devamlaYargıyı çifte standartlı olarak kullanacağınızı biliyoruz. Ret oyu vereceksiniz ama millet de bir gün size sandıkta ret oyu verecektir.
Hepinize saygılar sunuyorum. (YENİ YOL ve Yeni Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanTeşekkür ediyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Bolu Milletvekili Sayın Türker Ateş.
Buyurun Sayın Ateş. (CHP sıralarından alkışlar)
Türker Ateş · Bolu · Chp Grubu adınaSayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti grup önerisi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sermaye piyasalarında yaşanan büyük vurgunu konuşuyoruz. 100 binlerce yurttaşımız çalınan birikimlerinin telafi edilmesini istiyor. Bu mesele basit bir finans krizi değildir, artık tam anlamıyla bir devlet krizidir. İlk günden beri iktidarı uyardık, öneriler sunduk ancak iktidar adım atmakta gecikti. Kaçışlar ve kayıplar hızlanıyor. Bakın, Merkezi Kayıt Kuruluşunun verileri ortada. Fon krizinde yatırımcı çareyi kaçmakta buldu. Sadece bir ayda 50.234 kişi hisse senedi hesabını tamamen kapattı, yatırım fonlarında hesabını sıfırlayıp kaçan kişi sayısı 1.133. İktidarın basiretsizliği, borsadaki sert düşüşler ve güvensizlik ortamı gittikçe hızlanıyor. Bu vurgun sadece vatandaşı değil, KOBİ'leri de ataşe attı. BIST KOBI Endeksi yerlerde sürünüyor. Anadolu'daki KOBİ'lerimiz, üretim yapan küçük işletmelerimiz bu krizden ciddi zarar aldı. İnsanlar birikimlerini kurtarabilmek için zararına piyasalardan kaçıyor. Peki, bu noktaya nasıl geldik? Bu vurgunu devlet yetkilileri dokuz ay önce biliyordu. Finans İstikrar Komitesinde bu riskler konuşuldu. SPK "2 Aralıkta Komiteyi bilgilendirdik." diyor. Göz göre göre önlem alınmadı. Sığ hisselerle piyasanın şişirildiği tespit edildi. Buna rağmen ne yapıldı? Görevdekiler aylarca seyretti, uyarılar sümen altı yapıldı; faturası ise 455.758 vatandaşa kesildi. Borsa yatırımcısı milyonlarca vatandaş mağdur, küçük yatırımcılar mağdur, birikimler uçtu.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün bu gelişmeler yaşanıyor ama iktidar vahim hatalarına devam ediyor. Bugün bu skandalın başaktörlerinden biri olan SPK getirilen yeni kanunla yine tasfiyenin tek yetkilisi yapılıyor. Bütün kritik kararları SPK verecek. Zamanında bu krizi göremediler ya da görüp de sesini çıkarmadılar. SPK hangi kadrolarla verdiği görevi yapacak? Açıkça söylüyoruz, bu kurdu kuzuya teslim etmektir.
Sayın Genel Başkanımız grup toplantısında aktardı. Suçlular derhâl görevden alınmalıdır, borsa dolandırıcıları listesi açıklanmalıdır, bağımsız bir komisyon kurulmalıdır, dolandırıcılar örgüt suçundan yargılanmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın Sayın Ateş.
Türker Ateş · Bolu · devamlaİktidar geciktikçe millî servetimiz eriyor. Vatandaşımızın helal birikimini korumak zorundayız, güven ortamını yerlerden tekrar kaldırmak zorundayız, şeffaf ve adil bir piyasa yaratmak zorundayız, yatırımcıları yalnız bırakmamak zorundayız. Sorumluluklarımız var, görevlerimiz var. Bu vurgun yüce Meclisimiz tarafından araştırılmalı, sorumlular gelip milletvekillerine hesap vermelidir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BaşkanHalkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubu adına Iğdır Milletvekili Sayın Yılmaz Hun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurun.
Yılmaz Hun · Iğdır · Dem Parti Grubu adınaTeşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, yeni göreviniz de hayırlı olsun, kolaylıklar diliyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "Ekmek herkese yetecekti aslında. Tarlaya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami." Bu dizeler Türkiye'de yaşanan buhranın özetidir âdeta. Tarlaya dadanan kargayı da ambardaki fareyi de fırındaki hırsızı da gördük, şimdi de memleketin hazinesini korumakla görevli olanların bu yağma düzenine nasıl kapı araladığını görüyoruz. Yıllarca kamu ihaleleri, özelleştirmeler, vergi afları ve kamu garantili projeler üzerinden halkın ortak zenginlikleri bir avuç ayrıcalıklı kesimin servetine dönüştürüldü. Şimdiyse görüyoruz ki kamu kaynakları üzerinden yürütülen bu yağma düzeni doğrudan yurttaşın cebindeki üç kuruş birikimine kadar uzanmıştır.
Sermaye Piyasası Kurulu, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verdi. Bu fonlarda tam 455.758 yatırımcı bulunuyor, dile kolay, tam yarım milyon insan. Bir tarafta bu rakamların arkasında yıllarca çalışarak para biriktiren emekliler, asgari ücretle hayatta kalmaya çalışan vatandaşlar; diğer tarafta birkaç ay içerisinde milyarlarca liralık işlem gerçekleştirenler. Bu ülkede bir emekli, bir işçi, bir öğretmen ömrü boyunca çalışsa 2 milyar lirayı bir araya getiremez. Peki, en üst kademelerde bulunmuş bir isim ve eşi birkaç ayda böylesine olağanüstü bir kazancı nasıl elde edebiliyor? Üstelik SPK olağan dışı incelemelerinde 2025 yılının son çeyreğinde bu işlemleri tespit ettiğini açıklamıştır. Madem bu işlemler biliniyordu neden zamanında müdahale edilmedi? Kimler bu süreçte servetine servet kattı, kimlerin çıkarları korundu? Halkın birikimlerini korumakla yükümlü kurumlar neden görevlerini yerine getirmedi?
Sayın milletvekilleri; iktidar, yıllardır kamu kurumlarını siyasallaştırarak, denetim mekanizmalarını zayıflatarak ve sermayeye ayrıcalıklar tanınarak bu düzenin zeminini oluşturmuştur. Eskiden kamu kaynaklarını belirli çevrelere aktarıyorlardı, şimdi doğrudan halkın birikimlerine göz dikiyorlar. Yani yöntemi değiştirdiler ama halkın cebindeki parayı çalmaktan vazgeçmediler. Yurttaş devletin denetimine güvenerek yatırım yaptığı piyasada kendini koruyacak bir mekanizma bulamaz hâle geliyor. Halk kurumlara olan güvenini de kaybediyor. Ekonomik güvenin ortadan kalktığı bir ülkede ne toplumsal huzurdan ne de adil bir ekonomik düzenden söz edilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanDevam edin.
Yılmaz Hun · Iğdır · devamlaTeşekkürler Başkan.
Bir başka kriz: İktidar fon krizini bütün yönleriyle aydınlatmak yerine, bunu haber yapanları susturmaya çalışıyor. Halkın parasının hesabını vermesi gerekenler yerine bu paraların akıbetini sorgulayan gazetecilerin susturulmaya çalışılması yaşanan skandalın vahametini daha da büyütmektedir. Gazetecilik suç değildir. Bu krizin üzeri baskı ve sansürle örtülemez. Fon krizinin bütün boyutlarıyla aydınlatılması zorunludur. Şüpheli işlemler, fonlar arasındaki para transferleri, haksız kazanç iddiaları ve siyasi bağlantılar ortaya çıkarılmalıdır.
Ayrıca, bu vahim olaylarda milyarlarca liranın yurt dışındaki hesaplara aktarıldığı iddia edilmektedir. Halkın birikimleri üzerinden haksız biçimde elde edilerek yurt dışına kaçırılan tek bir kuruş dahi bırakılmamalıdır. Bu paraların tamamının izi sürülerek ülkeye geri getirilmesi, mağdur yurttaşların zararının karşılanması, sorumluların hesap vermesi sağlanmalıdır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
BaşkanTeşekkür ediyorum.
Yeni Parti Grubu adına Denizli Milletvekili Sayın Şeref Arpacı.
Buyurun Sayın Arpacı. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Şeref Arpacı · Denizli · Yeni Parti Grubu adınaTeşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Yeni göreviniz hayırlı uğurlu olsun, görevinizde başarılar diliyorum.
Sayın milletvekilleri, asrın soygunu, aslın vurgunu yüz binlerce yatırımcıyı mağdur etmiştir, milyonlarca insanın finansal sisteme güveni sarsılmıştır. Ev parasını, ameliyat parasını, çocuğunun eğitim masraflarını bu sisteme emanet eden vatandaşlar ve maaş ödemelerinin, ay sonu çek ödemelerinin enflasyon karşısında erimemesi için fonda değerlendiren binlerce işletme zor durumdadır. Fonlarda parasını kaybedenlerin yanı sıra manipülatif işlemler sebebiyle borsada mağdur olanların sesi duyulmalıdır. Bu komisyon acilen kurulmalıdır. Bu ülkeye güveni tekrar tesis etmek için acilen bu komisyon kurulmalıdır ve tarafsız bir şekilde, problemli şirketleri halka arz edenlerin, bu şirketin değerlerini artıran tahtacıların, bu hisselere yatırım yapan fon yöneticilerinin, SPK'den BDDK'ye, MASAK'tan Takasbanka, MKK'den Borsa İstanbul'a para piyasalarını denetlemesi, düzenlemesi gereken kuruluşların ve tüm bu olup bitene göz yuman ve yetmezmiş gibi köşeyi dönen siyasetçilerin, bakanların, bürokratların, genel başkan yardımcılarının yani bu işin içinde kim varsa hepsinin araştırılması gerekmektedir. Bugün Genel Başkanımızın açıkladığı ayrıcalıklı kişiler kimlerdir? Adalet Bakanlığının açıkladığı 141 kişi nasıl iki saat sonra 85 kişiye düşürülmüştür? Kimlerdir bu ayrıcalıklı kişiler? Bu komisyon bu kişilerin ortaya çıkmasını sağlamalıdır.
Yine söylüyorum, hep söylüyorum: Ekonominin temeli güvendir, bu güveni tesis etmek için tek yapılması gereken bu araştırma komisyonunun kurulması, şeffaf bir şekilde verilerin paylaşılması ve suçluların ceza almasıdır. Bu iş tövbe hesaplarına gelecek iadelerle "lekelenmeme hakkı" gibi laflarla çözülemez, halledilemez. Bir ay oldu, hâlen daha bu iş çözülemedi ve para piyasalarından oluk oluk para akışı devam ediyor. Merkez Bankasının dövize talebi karşılamak için biriktirdiği rezervler her gün eriyor. Çok düşük riskli para piyasası fonlarını kasa gibi kullanan, T+0'la işlem yapıp, parasını bozdurup ödemesini yapan KOBİ'ler çok zorda. Ay sonu geliyor, çekler, maaşlar, ödemeler durmuyor, bu paralara ihtiyaç var. Bu ihtiyaçları gidermek için bankaya gidenlere kredi yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanBuyurun.
Şeref Arpacı · Denizli · devamlaTeşekkür ediyorum Başkanım.
Şimdi, geçen hafta 3 tane şirketin tasfiye edilen fonlarına ait ödemeler yapıldı fakat bu şirketlerin tasfiye edilmeyen fonları hâlâ TEFAS'ta işleme açılmıyor. Bu inisiyatif neden şirketlere bırakılıyor? Bu fonların değerleri her gün değişiyor, eriyor. Bu mağduriyet ne olacak? AKP'li hatipler bu yatırımcıların belli riskleri göze alarak bu fonlara yatırım yaptığını söylüyor. Evet, ticari bir risk alınıyor, borsaysa borsa, altınsa altın ama dünya konjonktürüne ama ülkedeki gelişmelere göre bir risk alınıyor fakat yatırımcı en yüksek fonlara girdiğinde bile manipülasyon ve spekülasyon riski almıyor çünkü devlet bunları denetliyor diye düşünüyor. Ama hırsız içeriden olunca kapı kilit tutmuyor.
Buradan bir kez daha açıkça söylüyorum: Mesele siyasetüstü bir meseledir. Yüz binlerce vatandaşımızın alın teri, milyonlarca insanımızın geleceği ve Türkiye'nin itibarıdır diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanAdalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Nurettin Alan.
Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Nurettin Alan · İstanbul · Ak Parti Grubu adınaSayın Başkanım, öncelikle, Meclis Başkan Vekili seçilmeniz nedeniyle tebrik ediyor, görevinizde muvaffakiyetler diliyorum.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; İYİ Partinin grup önerisi hakkında AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi ve bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Sorunlu fonlarla ilgili olarak kamunun ve yatırımcıların haklarının korunması, sorumluluğu bulunanların tespit edilmesi ve piyasanın sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla gerekli çalışmaları Hükûmetimiz ilk günden yapmaya başlamıştır. Tasfiyedeki fonların toplam portföy değeri, hane halkının finansal varlıklarının yüzde 2,4'üne karşılık gelmektedir. Tasfiye hâlinde 131 fon toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7'sini oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle sorun fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmaktadır.
Mühip Kanko · KocaeliÖnemli değil mi yani?
Nurettin Alan · İstanbul · devamlaElbette ki önemli. Ben burada tasfiye edildiğinden bahsediyorum.
Sayın Cumhurbaşkanımızın açık bir şekilde belirttiği üzere, yaşanan bu süreçte sorumluluğu olan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan her kim olursa olsun hukuk kuralları çerçevesinde bunun hesabını verecektir, hukuk dışı eylemlerde bulunan kim olursa olsun bunun sonucuna katlanacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın görevlendirmesiyle Devlet Denetleme Kurulu denetimlere başlamıştır. Kurulun hazırlayacağı rapor doğrultusunda hem idari hem adli süreçler daha da hız kazanmış olacaktır. Öte yandan, savcılıklar ve bağımsız mahkemelerce de hızlı bir şekilde süreçler başlatılmış olup şüphelilerin mal varlıklarına karşı tedbirler konulmuş, gözaltılar yapılmış, tutuklamalar yapılmıştır. Ne Hükûmetimiz ne de Meclisimiz hiçbir şeyi halının altına süpürmemekte, olayın üzerine titizlikle gitmektedir. Yine, milletvekillerimizin konuyla ilgili bilgilendirilmesi açısından Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz Meclisimize gelerek konuyla ilgili bilgilendirme yapmış ve sorulan soruları cevaplamıştır. Öte yandan, fonlarla ilgili alınan hızlı tedbirler çerçevesinde, fonlarda parası olan vatandaşlarımızın 1 milyon TL'ye kadar olanlarının ödemelerine de başlanmış olup bu ödemeler sürdürülmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanBuyurun.
Nurettin Alan · İstanbul · devamlaÖnemle hatırlatmak istediğimiz bir husus da şudur: Bu fonların tasfiyesinde hiçbir şekilde hazineden bir para ayrılmamıştır, tamamı fonların varlıklarından, gönüllü iadelerden ya da mahkeme tarafından tedbir konulan malların fonlara geri ödemesinden elde edilecek paralarla karşılanacaktır.
Bu vesileyle yüce Meclisi selamlıyor, hepinize hayırlı günler diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BaşkanTeşekkür ediyorum.
Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
BaşkanDeğerli milletvekilleri, Trabzon Beşikdüzü ilçesi Muhtarlar Derneği Başkanı, Yönetim Kurulu ve Beşikdüzü ilçesi muhtarları şu anda Meclisimizdeler; hoş geldiniz diyoruz kendilerine. (Alkışlar)
BaşkanCumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu 13/10/2026 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Serkan Sarı
Balıkesir
Grup Başkan Vekili
Öneri:
Tekirdağ Milletvekili ve CHP TBMM Grubu Başkanı Faik Öztrak, İzmir Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Sevda Erdan Kılıç, İzmir Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Rahmi Aşkın Türeli ile Balıkesir Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Serkan Sarı tarafından Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın bölgesel güç dengelerinde yaratacağı muhtemel sarsıntılar ve ülkemizi çok boyutlu bir güvenlik krizine çekme riskinin tüm boyutlarıyla incelenerek TBMM'nin süreçteki anayasal denetim rolünün işletilmesi amacıyla 13/10/2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan genel görüşme önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 13/10/2026 Salı günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.
BaşkanCumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Güzelmansur.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Mehmet Güzelmansur · Hatay · Chp Grubu adınaSayın Başkanım, öncelikle hayırlı uğurlu olsun, başarılarınızın devamını diliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ülkemize getireceği sorumlulukların açıklaması ve Meclisimizin bu süreçte söz sahibi olması amacıyla verdiğimiz genel görüşme önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve bizleri izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, bildiğiniz gibi Mekke Ortak Savunma Anlaşması 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalandı. Altmış yedi gündür bu anlaşmayla ilgili gelişmeleri milletvekilleri de vatandaşlarımız da büyük bir ölçüde basından duymaktayız. Ben buradan, Gazi Meclisten soruyorum: Milletin Meclisi savaş ve barış gibi hayati konularda nasıl olur da bilgilendirilmez? Bu anlaşmanın Meclise biraz önce getirilmesi gerekmiyor mu? Nasıl olur da gelişmeleri verildiği kadarıyla basından öğreniriz? Anlaşmanın tam metni neden açıklanmıyor? Türkiye hangi durumlarda anlaşma ülkelerine destek verecek? Türkiye'nin hangi sorumlulukları üstleneceğini kim belirleyecek? Bu soruların cevabını bilmek hem Gazi Meclisimizin hem milletimizin hakkı değil mi?
Değerli milletvekili arkadaşlarım, dış politika Meclis baypas edilerek, Meclise bilgi verilmeden yürütülecek bir iş değildir. Hükûmet ülkemizin geleceğini etkileyen kararların sonuçlarını Meclise anlatmak zorundadır çünkü bu kararların sonuçlarını yalnızca bugünkü Hükûmet değil gelecek hükûmetler ve gelecek nesillerimiz de yaşayacaktır. Biz Türkiye'nin başka ülkelerle iş birliği yapmasına karşı değiliz. Savunma sanayimizin gelişmesini, ülkemizin güçlenmesini ve bölgemizde barışın korunmasını elbette çok istiyoruz ancak bir anlaşma imzalanırken yalnızca kazanacaklarımızı değil karşılaşabileceğimiz riskleri de düşünmek zorundayız. Bu anlaşmaya göre, üç ülkeden birine yapılan silahlı saldırı diğer ülkeleri de ilgilendiren bir savunma meselesine dönüşebilir. Peki, ben buradan soruyorum: Suudi Arabistan'a bir füze atıldığında Türkiye ne yapacak? Yemen'deki savaş büyürse Türkiye bu savaşın içine girecek mi? Türkiye başka ülkelerin çatışmalarında hangi noktaya kadar sorumluluk üstlenecek? Bunlar cevapsız bırakılmayacak sorulardır. Türkiye doğrudan tarafı olmadığı çatışmalar nedeniyle kendisini yeni savaşların içinde bulmamalıdır. Komşularımızla ilişkilerimizin bozulması, bölgemizdeki gerilimin büyümesi ve ticaretimizin zarar görmesi ülkemizin çıkarlarına aykırıdır. Türkiye Orta Doğu coğrafyasında bir denge unsuru olmalıdır. Herhangi bir sıkıntının ekonomik bedelini de dönüp dolaşıp vatandaşımız ödeyecektir. Zaten Türkiye'de ekonomi felç durumdadır. Değerli milletvekilleri Ulu Önder'imiz Mustafa Kemal Atatürk'ün dış politikamıza yön veren çok önemli bir ilkesi vardır. Ulu Önder Atatürk ne demiş? "Yurtta sulh, cihanda sulh." demiş. Bu ilke yalnızca güzel bir söz değildir, Türkiye'nin dünyayla ilişkilerini belirleyen temel bir anlayıştır. Komşularımızla barış içinde yaşamak, başka ülkelerin iç işlerine karışmamak ve ülkemizin güvenliğini korurken bölgesel barışı gözetmek zorundayız. Orta Doğu'da kalıcı barış yeni cepheler açarak değil sorunları diplomasiyle çözerek sağlanabilir. Suudi Arabistan'la, Arap ülkeleriyle ilişkilerimizi geliştirelim, ekonomik ve siyasi iş birliğimizi güçlendirelim ancak bu ülkelerin kendi aralarındaki anlaşmazlıkların kesin bir şekilde bir tarafı olmayalım. Türkiye bölgede barışı destekleyen, sorunların çözümüne katkı sunan bir ülke olmalıdır. Ulu Önder'imiz Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği yol Türkiye'nin kendi kararlarını bağımsız bir biçimde almasını, maceracı politikalardan uzak durmasını ve barışı öncelemesini gerektirir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın lütfen.
Mehmet Güzelmansur · Hatay · devamlaGüçlü dış politika her çatışmaya katılmak değil, ülkemizi çatışmalardan koruyacak aklı ve iradeyi gösterebilmektir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, Hükûmete çağrımız nettir: Anlaşmanın tam metnini Meclise getirin, Türkiye'nin hangi şartlarda genel destek vereceğini, sorumlulukların sınırını ve olası atılacak adımların ülkemize maliyetini açıklayın, Meclisin anayasal yetkilerini gözetin. Bu konuyu milletin temsilcileriyle birlikte bütün yönleriyle tartışalım, konuşalım, Gazi Mecliste en azından bu konuyla ilgili vatandaşlarımızla konuşacak sözlerimiz olsun.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BaşkanTeşekkür ediyorum.
YENİ YOL Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın Birol Aydın Bey konuşacak.
Buyurun. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)
Birol Aydın · İstanbul · Yeni Yol Grubu adınaSayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisinin Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin vermiş olduğu önerge üzerine grubumuz adına söz almış bulunmaktayım.
Öncelikle değerli arkadaşlar, bölgemizdeki problemlerin ve çatışmaların sebeplerini ya da bu sebeplerin ana nedenini iyi idrak etmek durumundayız. Bölgemizdeki sorunun adı "başıboş İsrail sorunu"dur. Zira, 1948'den beri adım adım işgalini devam ettirmektedir, sürdürmektedir. 1990'lı yılların başından itibaren ise Amerika Birleşik Devletleri'nin de bölgemizdeki müdahaleleriyle İsrail'e her geçen gün alan açılmakta ve süreçler İsrail lehine pekişmektedir. Sorunun adını bu şekilde doğru koyarsak dünden bugüne Irak'ta, Suriye'de, Libya'da, Filistin'de, İran'da, Mısır'da, Yemen'de, Körfez'de olup biten hadiseleri daha iyi analiz edebilir, sonuçlar çıkarabiliriz.
Değerli arkadaşlar "Mekke" adıyla ambalajlanarak takdim edilen bu anlaşmaya da işte bu gözlükle, bu anlayışla bakmamız gerekiyor. Mesele basit: Bu anlaşma sonunda kimin işine yarayacak? Mesele basit: Bu anlaşma İsrail'in bölgemizdeki yayılmacılığını ve Amerika Birleşik Devletleri'nin emperyalist müdahalelerini durdurmak için mi? Mesela basit: Bu anlaşma olunca zalimin mi, mazlumun mu yanında yer alınmış olacak? Sözün özü, mesele basit: Bu anlaşma kimi kimden koruyacak, kimi kime karşı savunacak?
Değerli milletvekilleri, lütfen hatırlayınız; arşiv hafızası, mantık hafızası, vicdan hafızası, izan hafızası, hukuk hafızası olanlar için söylüyorum, hatırlayınız: Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Mart 2003'te tarihî bir duruş ortaya koymuştu, Irak tezkeresi. O zaman da birtakım "Bush"severler vardı, tıpkı bugünkü "Trump"perverlerin olduğu gibi ve benzer cümleleri kuruyorlardı: "Bu fırsatı kaçırmamalıyız; bölgenin lideri olacağız, Irak'ın kimyasal silahları Türkiye için tehdittir." diyorlardı. Değişen bir şey yok. Dün Condoleezza Rice, bugün Tom Barrack; dün BOP, bugün Mekke ittifakı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın.
Birol Aydın · İstanbul · devamlaAynı cümleler, aynı hevesler, aynı senaryo, aynı yapımcı, aynı yönetmen hatta oyuncuların, figüranların bile pek azı değişerek bugüne kadar geldik fakat üç yıldır Gazze'ye bir çuval unu sokamayanların, birilerinin Amerika Birleşik Devletleri yetkililerinin ve uzmanlarının ifadesiyle "Orta Doğu'nun NATO'su"nu kurma hevesi kursaklarında kalacak. İnanıyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi bir kez daha tarihin doğru yerinde duracak, zalimin değil mazlumun yanında yer alacak anlaşmalara imza atacaktır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Turhan Çömez · BalıkesirBirol Bey, "Hayır." dedik o 1 Mart tezkeresine; hâlâ gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz.
BaşkanİYİ Parti Grubu adına Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Hakan Şeref Olgun.
Buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Hakan Şeref Olgun · Afyonkarahisar · İyi Parti Grubu adınaSayın Başkan, değerli milletvekilleri; 7 Ağustosta Mekke'de imzalanan ve "Ortak Savunma Anlaşması" adı verilen metin aradan iki ay geçmesine rağmen hâlâ bu Meclisin önüne getirilmemiş, milletten ve onun temsilcilerinden gizlenmektedir. Buna rağmen, Riyad'da toplanan komite Suudi Arabistan'a askerî kuvvet ve kabiliyetlerinin hızla konuşlandırılması kararı almıştır.
Soruyorum, Anayasa’nın 90'ıncı maddesi uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamadığı, yabancı bir ülkeyle yapılan bir anlaşma hangi hukuki zeminle uygulanmaktadır? Anayasa’nın 92'nci maddesi ortadayken Mehmetçik'in yolculuğu hangi yetkiyle planlanmaktadır?
Basında çıkan haberlere göre anlaşmanın özü şudur: Taraflardan birine yönelik silahlı saldırı hepsine yapılmış sayılacaktır. Peki, Suudi Arabistan'ın bugün kiminle sorunu vardır? Yemen'de yeniden alevlenen bir savaşın içindedir, Körfez'de İran'la on yıllardır süren bir rekabetin tarafıdır. Hürmüz'ün kapandığı, ABD-İran geriliminin bölgeyi ateş çemberine çevirdiği bir dönemde bu imzayı atmak Türkiye'yi başkasının kavgasında önceden kaybedilmiş bir asker hâline getirmektedir. Üstelik bu yapıya yeni ülkelerin katılımından söz ediliyor, her yeni üye Türkiye'nin üstlenmek zorunda kalacağı yeni bir cephe, yeni bir düşman demektir. Bugün Yemen, yarın Körfez, öbür gün kim bilir hangi coğrafya?
İran, 500 kilometreyi aşan sınırımız olan bir komşumuzdur, 1639 Kasrı Şirin'den bu yana bu sınır değişmemiştir; bu, iki devletin aklıselimle koruduğu bir dengenin eseridir. Enerjide, ticarette, terörle mücadelede ve sınır illerimizdeki vatandaşlarımızın geçiminde İran'la ilişkilerimiz hayati önemdedir. İran'ın karşısında konumlanan bir yapıya bağlanmak dört asırlık bu dengeyi tek bir imzayla riske atmaktır. Sınır kapılarımızda ticaret yapan esnafımızın doğal gazı kesildiğinde, kışı soğukta geçirecek vatandaşımızın, sınır boyunda nöbet tutan askerimizin bedelini kim ödeyecek?
Asıl soru şudur: Bu anlaşma kimin işine yarar? İran'ı çevrelemek ABD'nin, İran'ı yalnızlaştırmak İsrail'in yıllardır değişmeyen hedefidir. Washington kendi askerini riske atmadan, Tel Aviv de doğrudan çatışmaya girmeden İran'ı kuşatmak istiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Hakan Şeref Olgun · Afyonkarahisar · devamlaBaşkanım, bitiriyorum.
BaşkanBuyurun.
Hakan Şeref Olgun · Afyonkarahisar · devamlaBunun için ihtiyaç duydukları şey, İran'la sınırı olan ve güçlü ordusu olan bir Müslüman ülkenin bu hattın önüne sürülmesidir. Şunu açıkça söylüyoruz: Türk askeri başkalarının stratejik hesaplarının maşası olamaz. Türkiye'nin gücü kimsenin cephesine asker yazdırmasından değil bağımsız ve dengeli dış politikasından gelir.
Bu anlaşma, Meclisi devre dışı bırakan usulüyle, gizlenen içeriğiyle ve ülkemizi sınır komşumuzla karşı karşıya getirecek sonuçlarıyla millî çıkarlarımıza aykırıdır. Tarihte Alman komutanların emrindeki Goeben ve Breslau zırhlı gemilerinin Karadeniz'e çıkıp Rus limanlarını bombalaması sonucunda oldubittiyle Birinci Dünya Savaşı'na girdiğimiz gibi şimdi de birilerinin bizi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmeyen bir anlaşmayla komşularımızla savaşa sokmasına müsaade etmeyelim diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)
BaşkanHalkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Mehmet Kamaç.
Buyurun efendim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Mehmet Kamaç · Diyarbakır · Dem Parti Grubu adınaTeşekkürler Sayın Başkan.
Yeni görevinizde başarılar diliyorum.
Sayın Bekir Bozdağ'a da çok geçmiş olsun dileklerimi buradan iletmek istiyorum.
Mekke derken aklımıza hep hac geliyordu ama son dönemlerde Mekke derken aklımıza artık anlaşma gelmeye başladı. Mekke Anlaşması'nın tarihi önemlidir yani tam NATO toplantısının Ankara'da yapıldığı tarihten tam bir ay sonraya denk geliyor. İsmi de çok manidardır çünkü bir algıyla da oynanması gerekiyordu oysa Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dır, anlaşma neden Mekke Anlaşması olarak geçiyor? Aslında, bir toplumsal algıyı yönetmenin yolu olarak değerlendiriyoruz.
Şimdi, tabii, dünya güvenlik mimarisi çok derin krizlerin içerisinde; yeni arayışlar var, bu krizlerin içerisinde yeni konsept değişiklikleri var ve dünya güvenlik mimarisinin temel parametreleri değişiyor. Burada esas problem nerede yaşanıyor? Çin ve Amerika arasında. Çin'in engellenemeyen ve dengelenemeyen bir yükselişi var ekonomik ve teknolojik olarak. Amerika, Çin'i bir şekilde engelleyemeyince bunu dengelemenin yollarını arıyor. Bu yolların en başı da aslında Çin'i enerji olarak kendisine bağımlı hâle getirmesinden geçiyordu ama öncelikle ne yaptı? Rusya'yı Ukrayna'ya çaktı, Suriye'de rejim değişikliği gerçekleşti, sonra İran'a Amerika-İsrail saldırıları gerçekleşti. Bütün bunların üzerinden aslında yapılan planlama yeni bir durum ortaya çıkarıyordu; Suriye ve İsrail'in Orta Doğu'da güvenilirliği bitmişti, artık Orta Doğu'da güvenlik şemsiyesinin Amerika'ya teslim edilmesi ve Orta Doğu toplumlarının Amerika'ya bu boyutuyla inanması mümkün değildi. Yeni bir şey ortaya çıkardılar, bunun adına dediler ki "Türkiye merkezli güvenlik ekosistemi" ve getirdiler yanına Arabistan'ı yerleştirdiler, sonra getirdiler yanına Pakistan'ı koydular ve aslında bir Mekke Antlaşması'nı bu topluma yutturmaya çalışıyorlar.
Ya, elbette ki her bir ülkenin güvenlik endişesi meşrudur, uluslararası anlaşmalar yapması meşrudur ama biraz önce Sayın Aydın'ın da söylediği gibi bu anlaşmanın sonucunda kim kazanıyor, kimin çıkarları esas alınıyor, buradan olaya bakmak gerekiyor.
CHP'nin önergesini destekliyoruz. Merak etmeyin, AKP Grubu bu anlaşmayı bu Meclise getirecek, onaylatacak, bu Meclisten de geçirecek zaten ama bu ülkede esas alınan bir şey var; yasalar hep arkadan geliyor zaten. Yani bu, bugünkü bir mesele değil, yıllardır bu ülkede artık pratiğe dönüşmüş bir şeydir.
Şimdi, burada yeni Orta Doğu şekillenirken Türkiye nerede duruyor?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın lütfen.
Mehmet Kamaç · Diyarbakır · devamlaYeni Orta Doğu şekillenirken Türkiye Çin'e, Rusya'ya, İran'a karşı tam da Amerika'nın konseptinin yanında duruyor, tam da böyle gizli bir şekilde İsrail'in çıkarlarının yanında duruyor ve uluslararası anlaşmalarını da bu şekilde şekillendiriyor diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ, Yeni Parti ve CHP sıralarından alkışlar)
BaşkanYeni Parti Grubu adına Artvin Milletvekili Sayın Uğur Bayraktutan.
Buyurun. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Uğur Bayraktutan · Artvin · Yeni Parti Grubu adınaTeşekkür ediyorum Sayın Başkan, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben de yeni görevinizde başarılar diliyorum, hayırlı uğurlu olsun.
Değerli arkadaşlarım, burada bir anlaşmayı konuşuyoruz. Aslında usul şudur: 90 ve 92'nci maddeye göre, Anayasa’nın ilgili maddelerine göre bir yasa buradan geçer, Anayasa'ya uygun bir denetim yapılır ve biz de bunu eleştiririz veya eleştirmeyiz.
Şimdi, burada ilginç bir tabloyla karşı karşıyayız, diyoruz ki: Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında ortak bir savunma anlaşması imzalanıyor; tarihi 7 Ağustos 2026, neredeyse iki buçuk aya yaklaşık bir süre geçmiş, gelip gelmediği, olup olmadığı belli değil, çok ilginç bir olay. Pakistan'ın Ankara Büyükelçisi "Bir metin var, onun dışında başka bir şey yok." diyor; anlaşma yoktur diye diyor. Basına yansıyan bilgilere göre ise anlaşmanın olduğuna ilişkin bazı emareler var, "Bir alt komisyon oluşturuldu, sekretaryası atandı." diye birtakım bilgiler var.
Ya, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bunu nasıl konuşuruz değerli arkadaşlarım? 90'ıncı madde açık, diyor ki: Milletlerarası anlaşmaların geçerli olabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinde karar alınması lazım, o da tek başına yeterli değil, onun yanında da mutlaka Resmi Gazete'de yayımlanması gerekir, bir.
İkincisi, 92'nci maddede de diyor ki: Yabancı ülkeye asker göndermeye ilişkin yetki Türkiye Büyük Millet Meclisinde. 90 ve 92'yle alakalı bir süzgeç var mı? Yok. Ne var? Böyle bir anlaşmanın olduğunu öngörüyoruz; böyle bir anlaşmanın yapıldığına ilişkin basında demeçler var.
Değerli arkadaşlarım, bu anlaşmaya ilişkin bir tereddüt var. Siz her ne kadar bu anlaşmanın İsrail'e karşı veya sizin gibi Amerika'nın böyle bir şeyi olsa da bizim bu antlaşmanın İran'a karşı bir savunma refleksi olduğuna, buna ilişkin bir bariyer oluşturulmasına ilişkin bir olgu olduğuna ilişkin kafamızda soru işaretleri var.
Bakın, buna ilişkin daha önce bu Mecliste birtakım yanlışlar yapıldı. Bunlardan bir tanesi nedir değerli arkadaşlarım? Somali'ye ilişkin uluslararası anlaşma... Somali'ye asker gönderilmesine ilişkin uluslararası antlaşma buradan geçmeden siz buraya bir tezkere getirdiniz, 90'ıncı maddeyi ve 92'nci maddeyi çöpe attınız; buna ilişkin bir sözleşmeyi getirdiniz, Meclisten geçirmeye çalıştınız. Şimdi, siz ne yapıyorsunuz? Anayasal denetim olmadan, Anayasa’nın bu amir hükmü ihlal edilerek bir anayasal suç işliyorsunuz. Buna ilişkin bir anayasal suç işliyorsunuz, yarın bugün buraya ilişkin Parlamentoya böyle bir denetim gelirse bu ne olacak?
Değerli arkadaşlarım, bakın, NATO'yla ilişkin düzenlemelerde -NATO, aslında bir saldırı paktı değildir, bir savunma paktıdır- buna ilişkin kararlar alınıyorken hep şöyle alınmıştır bu kararlar: Barış dönemlerinde alınmıştır. Savaş dönemlerinde NATO'yla ilişkin bir karar alınabilir mi? Şimdi, Suudi Arabistan bir savaş hâlinde, orada görüyoruz ki bir çatışma hâlleri var. Barışın olmadığı bir ortamda siz kalkıyorsunuz Mekke'de böyle bir ortak savunma anlaşması yapıyorsunuz. Bu, anlaşmaların bir kere seyrine aykırı; bu, anlaşmaların ortak aklına aykırı. Buna ilişkin düzenlemeler, bir kere daha buradan ifade ediyoruz, bir kere daha söylüyoruz değerli arkadaşlarım...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanLütfen tamamlayın.
Uğur Bayraktutan · Artvin · devamlaBaşkanım, tamamlıyorum.
90'ıncı madde ortadayken, 92'nci maddenin amir hükmü ortadayken bu yanlışları yapamazsınız. Bu nedir? Bakın, yüz on yıl önce bir dejavu yaşamış bu ülke. Bu ülkede dedelerimiz Yemen'de şehit olmuşlar. Şimdi diyor ki aileler: "Bizim çocuklarımız Yemen'de şehit olmasınlar." Ha, siz diyorsanız ki "Bizim çocuklarımız Yemen'de şehit olsun, sizinkiler olsunlar." ki Allah göstermesin olmasınlar tabii ki. Biz çocuklarımızın Yemen de şehit olmasını istemiyoruz değerli arkadaşlarım. Suudi Arabistan çatışma yapacakmış, bize ne? Bize ne değerli arkadaşlarım? Bize ne yani?
O nedenle, herkesin aklını başına alması gerekiyor. Eğer söylendiği gibi bir anlaşma metnine ilişkin emareler varsa bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisine getirin, Mustafa Kemal'in Meclisinde doğru mudur yanlış mıdır eğrisiyle doğrusuyla tartışalım diyorum.
Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanÇok teşekkür ederim.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Bursa Milletvekilimiz Sayın Refik Özen.
Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Refik Özen · Bursa · Ak Parti Grubu adınaSayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu grup önerisi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Konuşmamın hemen başında, Sayın Başkanım, yeni görevinizin hayırlı olmasını diliyorum. Ayrıca, Kahramanmaraş Afşin ilçesinde trafik kazası geçiren Milliyetçi Hareket Partisi Kahramanmaraş Milletvekili ve aynı zamanda Millî Savunma Komisyonunda mesai arkadaşımız Zuhal Karakoç kardeşimize acil şifalar diliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün yalnızca 3 ülke arasındaki bir savunma anlaşmasını değil; bölgemizin geleceğini, milletimizin güvenliğini ve Türkiye'nin uluslararası sistemde üstlendiği sorumluluğu ilgilendiren önemli bir gelişmeyi değerlendirmek üzere söz almış bulunuyorum.
7 Ağustos 2026 tarihinde, Mekke'de, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, değişen küresel dengeler ve giderek karmaşıklaşan güvenlik tehditleri karşısında atılan stratejik bir adımdır. Dünya, güvenlik anlayışının yeniden şekillendiği bir dönemden geçmektedir. Bölgesel savaşlar, terörizm, sınır aşan tehditler, siber saldırılar, enerji güvenliği sorunları ve savunma teknolojilerindeki hızlı dönüşüm devletlerin güvenlik politikalarını yeniden değerlendirmesini zorunlu kılmaktadır. Böylesi bir dönemde ülkelerin kendi güvenliklerini yalnızca başkalarının kararlarına, imkânlarına ve önceliklerine bağlaması yeterli değildir. Her ülkenin kendi savunma kapasitesini güçlendirmesi kadar dost ve müttefik ülkelerle güvene dayalı iş birlikleri geliştirmesi de büyük önem arz etmektedir.
Türkiye olarak bizim anlayışımız nettir. Güçlü olmak savaş istemek değildir; güçlü olmak barışı koruyabilecek imkâna sahip olmaktır. Caydırıcılık, çatışmayı büyütmenin değil çatışmayı önlemenin araçlarından biridir. Bizler, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı bu anlayış çerçevesinde değerlendirmekteyiz. Anlaşmanın temelinde 3 ülke dayanışmalarını güçlendirecek, kolektif caydırıcılık ve savunmalarının muteberliğini ve etkinliğini sağlayacak adil, kapsayıcı ve kalıcı barışa yönelik bölgesel gayretlere ve iş birliğine dayalı güvenliğe katkıda bulunacak şekilde iş birliğinin daha da kurumsallaştırılması için adımlar atma hususunda mutabık kalmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizler, bölge ülkelerinin kendi gelecekleri hakkında söz sahibi olmasını savunuyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın lütfen.
Refik Özen · Bursa · devamlaBölgesel meselelerin çözümünde bölge halklarının iradesinin esas alınmasını, uluslararası hukukun korunmasını ve diplomatik kanalların açık tutulmasını önemsiyoruz.
Anlaşma çerçevesinde oluşturulacak kurumsal yapılara ilişkin yapılar hâlihazırda 3 üye ülke arasında yürütülmekte olup bu çerçevede görüşülen hususlar bizim açımızdan anlaşmanın onay süreci tamamlandıktan sonra işlerlik kazanacaktır.
Önümüzdeki günlerde Gazi Meclisimize sevk edilecek ve Meclisimizin iradesiyle onaylanması hâlinde yürürlüğe girecek Mekke Anlaşması'nın, Mekke'de atılan bu adımın ülkemiz, milletimiz ve kardeş ülkeler için hayırlara vesile olmasını diliyor, Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BaşkanÖneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu 13/10/2026 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Sezai Temelli
Muş
Grup Başkan Vekili
Öneri:
13 Ekim 2026 tarihinde Muş Milletvekili Grup Başkan Vekili Sezai Temelli ve Kars Milletvekili Grup Başkan Vekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit tarafından verilen (20327) grup numaralı yatırım fonlarında başlayan manipülasyon iddialarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 13/10/2026 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BaşkanÖnerinin gerekçesini açıklamak üzere Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Adalet Kaya.
Buyurun Sayın Kaya. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Adalet Kaya · Diyarbakır · Dem Parti Grubu adınaHayırlı olsun Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen kıymetli yurttaşları saygıyla selamlıyorum.
17 Eylülde büyük bir skandal, ülke tarihinin en organize ve büyük çapta finansal soygunlarından birini yaşadık. O gün bugündür herkes vurgunculardan hesap sorulması gerektiğini söylüyor, buna iktidar da dâhil. Daha dün Sayın Cumhurbaşkanı kabine toplantısı sonrası tekrar "Spekülasyon üzerinden kazanç elde eden bedelini ödeyecek." dedi. İşte, biz de DEM PARTİ olarak haksız kazanç elde edenlerin kimler olduğunu gelin hep birlikte aydınlatalım, halkın gasbedilen emeğine sahip çıkalım diye bir kez daha Meclis araştırma komisyonu kurulmasını teklif ediyoruz.
Değerli arkadaşlar, mevzunun üzerinde bir aydır tartışıyoruz. İktidar sürekli sorumluluğu üzerinden atmak üzere konuyu teknik bir mesele, bir piyasa dalgalanması gibi göstermek istiyor. Bunun böyle olmadığını bizler de yurttaş da biliyor. Bu vurgun adım adım, göz göre göre, bile bile geldi. Bakın, Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek 4 Kasım 2025 tarihinde açıkça bu fonlarda manipülasyon yapıldığını bildiklerini kamuoyuna duyurdu. SPK'nin kendi tespitleri de manipülasyonun 2025'in son çeyreğinde saptandığını gösteriyor. Peki, bu ülkenin denetim mekanizmaları aylarca ne yaptı? Neden kapsamlı bir düzenleme için 28 Ağustos 2026'ya kadar beklendi? Gözlerinin önünde sahte işlemlerle fonların içi boşaltılırken, Borsa İstanbul'dan uyarılar gelirken SPK neden kılını kıpırdatmadı? Bu aylar süren atalet, sermaye çetelerine ve nüfuzlu çevrelere alan açan, zaman kazandıran bilinçli bir göz yummadır ve nihayet beklenen felaket geldi, patlak verdi, 455 binden fazla yurttaşın 891 milyar liralık net varlığı buharlaştırıldı. Borsa İstanbul'daki kayıp 100 milyar doları aştı. Peki, bu yarım milyon mağdur insan kimdir? Finans baronu mu, kumarbaz mı, spekülatör mü? Tabii ki değil, elbette değil; bu ülkenin yoksulları, ücretli, emekle geçinenler, vurgunu yapanların götürdüğü milyarları tahayyül dahi edemeyenler. Diyeceksiniz ki "Bunlar bu tuzağa nasıl düştüler?" Bakınız, önceden emekli ikramiyesiyle ya da düğünde takılan takısıyla bir ev alabilen yurttaş, artık bunun bir hayal olduğunu biliyor. Yıllarca çalışıp aldığı ikramiyeyi, biriktirdiği üç beş kuruşu, genç çiftler düğünde takılan hediyeleri, devletin lisans verdiği, TEFAS altyapısıyla güven tazelediği fonlara yatırdı. "Belki yatırımım değer kaybetmez, üzerine kredi çekerim, borçlanırım da belki bir ev ya da bir araba alırım." diye umut ettiler ama devlet onları korumak yerine kurtlar sofrasında yem etti.
Bakın, sokaktaki gerçeğe dönelim; bundan on yıl önce bu ülkede bir emekçi bin liraya evine sıfır bir bulaşık makinesi alabiliyorken bugün o bin liraya markete gidip sadece bulaşık deterjanı alabiliyor. İşte, iktidarın yarattığı hiperenflasyon ve yoksulluk tablosu budur. Halk soyulurken birileri servetine servet kattı. Eski Bakan, AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısının sadece 163 milyon liralık bir yatırımla tam 2 milyar 170 milyon lira fahiş kazanç sağladığı soruşturma dosyalarına girdi. Eski Bakan ve onun gibi kim oldukları sır gibi saklanan diğerleri, saklanan bir avuç üçkâğıtçı, dolandırıcı milyarları götürürken bu ülkede milyonlarca yurttaş açlık sınırının altında ücretlere çalışıyor; merdiven altı atölyelerde, mevsimlik tarımda, ev eksenli işlerde yüz binlerce kadın asgari ücretin yarısına ter döküyor. Birileri para kasalarını doldururken milyonlarca aile akşam kara kara düşünüyor "Çocuğumun beslenme çantasını nasıl doldururum?" diye ve çoğu zaman çocuklar okula aç gidiyor.
Bugün grubumuzu ziyaret eden bir emekli aynen şunları söyledi: "Bu ülkede yoksullar var, bir de doymayanlar var. O doymayanların gözü doysa yoksulluk da sona erecek, kalmayacak."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın lütfen.
Adalet Kaya · Diyarbakır · devamlaArtık Meclisin denetim yetkisini engellemeyi bırakın, bu komisyonu kuralım, gerçekleri ortaya çıkaralım. Kimi, neyi saklıyorsunuz? Bu Meclis halkın soyulmasına kalkan olamaz. Gelin, önergemizi kabul edin, tüm ihmalleri ve siyasi çıkar bağlantısı olanları bağımsız bir şekilde soruşturalım.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve Yeni Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanTeşekkür ediyorum.
YENİ YOL Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Şerafettin Kılıç.
Buyurun Sayın Kılıç. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)
Şerafettin Kılıç · Antalya · Yeni Yol Grubu adınaSayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, öncelikle Meclis Başkan Vekilliği görevinizden dolayı sizi tebrik ediyor, hayırlı çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Değerli milletvekilleri, DEM PARTİ Grubunun fon dolandırıcılığı konulu önergesine ilişkin grubumuz adına söz aldım. Bu araştırma önergesi kaçıncı önerge, inanın ki insan sayamıyor. Neden reddediyorsunuz? Daha kaç tane önergeyi reddetmeyi planlıyorsunuz? İnsanlar birikimlerinin akıbetini öğrenmek istiyor. Peki, bu insanların hakkını kim koruyacak? Ömrü boyunca çalışıp üç beş kuruş biriktiren vatandaşın hakkı kimin umurunda? 1 milyon liranın 165 milyon liraya dönüşmesinin hesabı sorulmayacaksa kime, hangi durumda hesap sorulacak? Hanımefendi 165 milyonu 2 milyar yapmış, 165 milyona kadar hiçbir engelle karşılaşmamış demektir ki bu, 1'i 165 yapmayı suç olarak görmeyen birisi 165'i 2 milyar yapmayı neden suç olarak görsün? Ancak mesele şudur arkadaşlar: Hırsızlığı normalleştirir de siyaseti bir zenginleşme aracına dönüştürürseniz yolun sonunda bu hırsızlık üstü örtülemeyecek kadar büyür. Anlaşılan o ki sizde hırsızlığın gizli kalabileni makbuldür. Öyle olmasaydı önünüzde duran hırsız listesini açıklar, kamuoyunun vicdanına daha fazla kulak tıkamazdınız.
"Lekelenmeme hakları var." diyorsunuz. Peki, soruyorum: Bu haklar yalnızca iktidarın yandaşları için mi var? İktidarın çevresindeki isimler söz konusu olduğunda mı masumiyet karinesi hatırlanıyor? Muhalif bir vatandaş, bir gazeteci veya bir belediye başkanı söz konusu olduğunda aynı hassasiyet neden gösterilmiyor? 70 yaşındaki takkeli, sakallı bir insanın ters kelepçeyle götürülme görüntüleri kamuoyuna servis edilirken bu hassasiyet neredeydi? İnsanların itibarı daha yargılama başlamadan zedelenirken neden aynı cümleleri duymadık? Birileri için lekelenmeme hakkı var da diğerleri için yok mu? Oysa hukuk önünde herkes eşittir, suçlu kimse cezasını çekmelidir, eğer adaleti gözetmezseniz devleti ayakta tutamazsanız. Hukuk, iktidarın hırsızlığını korumak, muhalifini teşhir etmek için kullanılamaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanDevam edin lütfen.
Şerafettin Kılıç · Antalya · devamlaDeğerli milletvekilleri, bu dolandırıcılık meselesi elbette organize bir iştir. Kaybolan 980 milyar liradan bahsediliyor yani aslında hepimizin gündeminde yer alan hanımefendi burada sadece yüzde 2'lik bir kısmı almış. Peki, geriye kalan yüzde 98'lik kısım nerede? Kimsenin siyasi kimliği, makamı veya yakınlığı kendisine dokunulmazlık sağlamamalıdır.
Geliniz, burada bir araştırma komisyonu kurulmasına karşı çıkmayın ki bu meseleyi birlikte araştırabilelim, akla kara ortaya çıkmalıdır; aksi takdirde hepiniz töhmet altında kalırsınız.
Önergeyi destekliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanTeşekkür ediyorum.
İYİ Parti Grubu adına Balıkesir Milletvekilimiz Sayın Turhan Çömez...
Buyurun efendim. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)
Turhan Çömez · Balıkesir · İyi Parti Grubu adınaSayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bir fon hikâyesi anlatacağım size şimdi, bir fon hikâyesi, Manisa'dan: Gündoğdu Gıda... Gündoğdu Gıda Manisa'da bir küçük fabrika aslında fakat 2024 yılında bu fabrika borsaya açılıyor, diyorlar ki: "Biz artık borsaya açılalım." Borsaya açılış işlemlerini kim yapıyor bilmiyoruz. Aradan bir süre geçiyor, bu fabrikaya Pusula Holding geliyor, diyor ki: "Biz burayı satın alalım." Satın alıyorlar ve fabrikayı satın aldıktan sonra dramatik bir şekilde Gündoğdu Gıdanın hisseleri yükselmeye başlıyor, burada. Bu arada savcılık, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma yapıyor, araştırma yapıyor ve bu Pusula Holdingin başındaki adamı savcılık soruşturmaya devam ediyor, blok alımlar, satımlar yapılıyor ve fiyat yükselmeye devam ediyor. Bu arada Pusula Holding diyor ki: "Biz artık bu işlerle uğraşmayalım." Fabrikanın nesi var, nesi yoksa satıyor, hiçbir şey bırakmıyor, fabrikada bir masa, bir de kasa kalıyor, hepsini satıyor; ben gittim, fabrikayı yerinde gördüm. Ve, hiç sesi yani bir tek çalışanı olmayan, kasası, masası dışında hiçbir şeyi olmayan, bir kilo peynir dahi üretmeyen bu fabrikanın hissesi 2.708'e çıkıyor; başlangıcı 35. Bu esnada Türkiye'nin en büyük devlerinden Ülkerin hisse fiyatı 33 milyar, bu hiçbir şeyi olmayan Gündoğdu Gıda 105 milyar liraya çıkıyor değeri, 105 milyar liraya. Soruşturmalar devam ediyor. Soruyorum, şimdi: Bu fabrika satılırken, hisse değeri 3 milyardan 105 milyar liraya çıkartılırken neredeydiniz Allah aşkına, SPK neredeydi, BDDK neredeydi, MASAK neredeydi? Ha, bu arada, bu arada bu işi yapan da AKP'nin parlak çocuğu, AKP'nin parlak çocuğu, 28 yaşında, elinde rabia işaretleriyle ortalıkta dolaşan AKP'nin parlak çocuğu. Tam bu soygunu yaparken bu parlak çocuk, ne yaptı biliyor musunuz? Gitti, Man Adası'ndan 1 milyar liraya uçak aldı, görün bu uçağı, bütün Türkiye görsün bunu; bu lüks uçağı görsün, Bu fotoğrafı İsviçre'den aldım, Cenevre'den aldım bu fotoğrafı; paraları götürdü belli ki. Yetmedi, 750 milyon liraya İtalya'dan yat getirtti bu arkadaş. O da yetmedi, bu yatın yanına sürat teknesi aldı, 3 yat daha aldı. Bu ülkenin insanları açlık ve sefalet içerisindeyken bu soyguncular, bu vurguncular milletin istikbaline göz diktiler. Peki, diyeceksiniz ki: Ya, hiç mi denetim yoktu burada? Evet, vardı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanDevam edin lütfen.
Yüksel Selçuk Türkoğlu · BursaKendilerine bağladılar hortumu!
BaşkanTamamlayın lütfen.
Turhan Çömez · Balıkesir · devamlaEvet, evet, kendilerine bağladılar hortumu. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Peki, denetimi kim yaptı Allah aşkına? Bu Pusula Holdingin denetimini kim yaptı? SPK yoktu, BDDK yoktu, MASAK yoktu, MKK yoktu, Maliye Bakanlığı yoktu; peki, bunun denetimini kim yaptı? Bunun denetimini de şu arkadaş yaptı: AKP'nin milletvekili aday adayı olmuş bir arkadaş yaptı bunun denetimini de ve bu vurgundan tam 100 milyar lirayı götürdüler. Bu ülkenin insanları açlık ve sefalet içerisinde yaşarken, 5,5 milyon ev genci evinde umudunu, hayalini, istikbalini kaybetmişken AKP'nin parlak gençleri, işte, gördünüz, lüks ve şatafat içerisinde milletten soydukları parayla hayatlarını sürdürdüler. Peki, bunun hesabını sormayalım mı? Elbette soralım. Evet, bu bir fon hikâyesi değil, bu bir aşk hikâyesi, sizinkisi bir aşk hikâyesi; paraya, ranta, soyguna, talana, hırsızlığa, güce, milletin istikbaline göz dikmiş aşk hikâyesi! (İYİ Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; YENİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Turhan Çömez · Balıkesir · devamlaAma bu aşk hikâyesi siyah beyaz değil, kapkara, kirli bir aşk hikâyesi, her tarafı lekelenmiş kirli bir aşk hikâyesi! Ve göreceksiniz bu aşk hikâyesinin sonu çok hüzünlü bitecek, çok hazin bitecek çünkü sandığın ta dibine kadar gömüleceksiniz. (İYİ Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; Yeni Parti ve CHP sıralarından alkışlar)
BaşkanSayın Çömez, teşekkür ediyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Sayın Nermin Yıldırım Kara.
Buyurun Sayın Kara. (CHP sıralarından alkışlar)
Nermin Yıldırım Kara · Hatay · Chp Grubu adınaSayın Başkanım, hayırlı olsun.
Değerli milletvekilleri, fon krizinin üzerinden neredeyse bir aya yakın bir süre geçti, bu bir aylık süre içerisinde yazılanlar, çizilenler tarihimizde, yakın tarihimizin bir ibret verici vesikası olarak anılacaktır ama bunun anılmamasını istiyorsanız hâlâ bir şansınız var; mutlaka bir araştırma komisyonu kurun, hesap verin, suçluları yargılayın, öyle "Biz paraları iade edelim de kurtulalım." gibi bir anlayıştan vazgeçin.
Krizin başlangıcında Adalet Bakanı, yarım ağızla, işte, ülkeye çıkarılan paralardan, transferlerden, bunların miktarlarından, bunların geri getirilmesinden bahsediyordu. Ne oldu? Medyaya bir, iki ayar çektiler, dikkatler dağıtıldı. Söz konusu finans baronları ve onların kurduğu kumar masası olunca iş işten geçti, kimse artık buralara bakmıyor, ayak sürümeye başladınız.
Kriz başladığında -basına yansıdı- söylenen bir MASAK raporu vardı, buna göre sorumlu olan kişilerin fonlar temerrüde düşmeden hemen önce İsviçre'deki bankalara 15 milyon dolar, 25 milyon euro aktardığı tespit edilmişti. Yine, bir başka holding kriz patladıktan sonra İsviçre'ye 40 milyon dolar göndermeye kalkışırken MASAK bu işlemi durdurmuştu ancak MASAK kriz patlamadan önce İsviçre, Lüksemburg, Singapur gibi büyük işlemli hacimlerin yapıldığı büyük işler için ne kadar izin verildiğine ilişkin bu paraların ne kadar gönderildiğini maalesef açıklamadı. Kimler yurt dışına para transferi yaptı, hangi kurumlar buna müsaade etti, kimler, hangi yöneticiler görevlerini yerine getirmedi, bunları açıklamalısınız ve bunları da aynı bizlerin seçilmiş belediye başkanlarını, efendim, koca yürekli Adana'nın Başkanı Zeydan Karalar'ı göreve iade etmediğiniz gibi, Vahap Seçer'i bugün nitelikli dolandırıcılıktan suçlayarak tutukladığınız gibi işte 4 kelimeli isimleri olan eski bakanlarınızı da aynı şekilde nitelikli dolandırıcılıktan yargılamalı ve onlara gereken cezayı vermelisiniz.
Fon Koordinasyon Kurulunun oluşturulması elbette olumludur ancak yetersizdir. Sürece müdahil olan görevlilerin mutlaka ve bunlara müsaade eden bu yöneticiler mutlaka cezalandırılmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın lütfen.
Nermin Yıldırım Kara · Hatay · devamlaŞimdi, AKP iktidarının gelenek hâline getirdiği bir uygulama var; Varlık Barışı Kanunu. Yani, burada der ki: "Ülke dışına çıkarılan paralar daha sonra vergisiz bir şekilde ülke ekonomisine kazandırıldı." diye 2013'te aynı Mehmet Şimşek'in "67 milyarı getirdik." dediği gibi, yoksa, çıkarttığınız, yurt dışına kaçırdınız bu paraları, milletin cebinden aldığınız bu paraları geri ülke ekonomisine mi sokmaya çalışacaksınız, bu kara parayı tescil ederek ekonomiye mi kazandıracaksınız? Bunları bu halkın, bu milletin bilmesi zorunludur. Cumhurbaşkanı yirmi yıla yakındır vergi cennetlerindeki listeyi neden açıklamıyor? Buralara para kaçıran bu soyguncuların yüzde 30 stopaj ödemediğini hepimiz biliyoruz. O bakımdan araştırma komisyonu mutlaka kurulmalı ve suçlular cezalandırılmalıdır. (CHP sıralarından alkışlar)
BaşkanTeşekkür ediyorum.
Yeni Parti Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Turan Taşkın Özer.
Buyurun Sayın Özer. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Turan Taşkın Özer · İstanbul · Yeni Parti Grubu adınaSayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, iki haftadır buradayız. İki haftadır bütün grup başkan vekilleri anlatıyor, vekillerimiz anlatıyor, anlatmaya çabalıyoruz ama nafile, anlayan olduğunu düşünmüyorum dolayısıyla bu kürsüden direkt olarak milletimize sesleniyorum. Anayasa’nın 167'nci maddesi son derece açık bir talimat veriyor, diyor ki: "Piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemesini sağla, manipülasyonları engelle." Peki, sorumlular ne yapmış? İşte, defaatle, burada tekrar tekrar söylendi: Konuyla ilgili hazırlanan raporlar makyajlanmış, vurgunun göbeğindeki TERA yatırımın denetimine dair tek bir şey yok. Devasa vurgunu gizlemek için, gizlemeye devam etmek için elinizden geleni yapıyorsunuz, böyle kanımızın son damlasına kadar burada konuşuyorsunuz, anlatıyorsunuz. Ağustos ayında SPK'ye inceleme yazısı gönderildiği an içerden bilgi alanlar gizlice paraları fondan kaçırmaya başlamışlar. Savcılık hazırlığı konuşulunca, soruşturma konuşulunca on bir günde büyük kurumsal hesaplar fonları bozdurup paraların nakde çevirmiş, bu kasaların tamamını boşaltmış. Siz hâlâ burada "Soruşturma başlatıldı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatlarıyla şöyle yapıldı, böyle yapıldı." diye hikâyeler anlatıyorsunuz. Tüm bunlar ortadayken herhangi bir görevden alınma oldu mu, herhangi bir kamu görevlisine ilişkin herhangi bir işlem yapıldı mı? Hayır. Hiçbir sorumlu ortaya konuldu mu? Hayır.
En önemlisi şu: Vurguncuların listesi yayınlandı mı? Grup Başkan Vekiliniz söyledi, "Biz de o listeyi görmek istiyoruz." dedi. Yayınlayabildiniz mi? Tabii ki yayınlayamadınız. Geçtik... Bu fon vurgunu ve bu listeler konuşulmasın diye geçen hafta Meclisi dahi çalıştırmadınız, Meclisi dahi kapatmaya tenezzül ettiniz. Bir de burada gelmişsiniz, AKP grup sıralarından şöyle sesler yükseliyor: "Vay, biz şunun arkasında durmadık, bunun arkasında durmadık. Biz hırsızı şöyle savunmayız, böyle yapmayız..." Ben hatırlatayım: Arkasında durduklarınızı, her istediklerini verdiklerinizi, sonra da "Kandırıldık, Allah da bizi affetsin, millet de bizi affetsin." dediklerinizi biz de unutmadık. Bunu da sizlere buradan hatırlatmış olalım. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Ayrıca şunu söyleyeyim: Gerçek bir fotoğraf var, gerçek bir basın karesi var. Bu basın karesini yayınlayanlar tutuklanıyor, bu basın karesini haber yapanların ayağına kelepçe takılıyor, gazeteciler ev hapsine gönderiliyor. İşte Adalet ve Kalkınma Partisinin içindeki adaletin tanımı, aynen tanım budur. Bir de utanmadan lekelenmeme hakkı savunmasına geçiliyor burada. İşte size dokununca o lekelenmeme hakkı nedense hemen aklınıza geliyor ama Adalet Bakanı olan zat televizyon programlarında hâkimlere, savcılara talimatlar verirken, daha İstanbul Büyükşehir Belediyesi yargılaması başlamadan herkes hakkında açık hükmünü açıklarken, gazeteler, televizyonlar en ahlaksız yayınları yaparken hiç aklınıza gelmedi bu masumiyet karinesi, bu lekelenmeme hakkı; işte masumiyet karinesine uygun davranma biçimi hiç aklınıza bile gelmedi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın lütfen Sayın Özer.
Turan Taşkın Özer · İstanbul · devamlaŞimdi, halkın parasını çalan fon vurguncularını canla başla savundunuz. O lekelenmeme hakkı o zaman yoktu, şimdi aklınıza geliyor, o zaman hiç aklınıza gelmiyor. Hâlâ utanmadan, iki yıldır cezaevlerinde, hücrelerde, koğuşlarda tutsak olan yüzlerce kişinin bakın kimlikleri, kişilikleri, çoluğu çocuğu, aileleri üzerinden -altını çiziyorum- aşağılıkça kurulan kumpaslar devam ederken dönüp şimdi burada bize lekelenmeme hakkı anlatmaya çalışıyorsunuz. "İtibar suikastına da müsaade etmem." diyorsunuz. Kusura bakmayın, yok öyle, biz de buna müsaade etmiyoruz.
Tekrar ediyorum, milletimize sesleniyorum: Yapılan göz göre göre bir soygundur, milletin cebindeki parayı çalmaktır, milletin cebine el atmak ve paraları alıp kaçırmaktır, başka bir şey değildir. Ve açıkça söyleyeyim: Bu soygunu yapanları koruyan her kim varsa da bu kirli işin ortağıdır, parçasıdır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanAdalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Konya Milletvekilimiz Sayın Orhan Erdem.
Buyurun Sayın Erdem. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Orhan Erdem · Konya · Ak Parti Grubu adınaÇok Değerli Gazi Meclisimizin milletvekilleri -yeni görev alan çok Değerli Başkanım sizi kutluyorum öncelikle, hayırlı olsun- bazı yatırım fonlarında yaşanan gelişmeler, sermaye piyasalarımızın işleyişi, denetim mekanizmalarımız ve yatırımcı haklarının korunması bakımından hepimize önemli sorumluluklar yüklemiştir. Ben Grup Başkan Vekillerimizin önergelerini dikkatle okudum, birçok cümleye araştırılması, soruşturulması kısmında hepimiz de aynı şekilde düşünüyoruz, katılıyoruz da. Yatırımcıların haklarını korumak ve süreci şeffaf bir biçimde yürütmek tabii ki görevimizdir.
Birçok konuşmacı da değindi, burada üzerinde durmamız gereken mesele şudur: Bazı fonlar üzerinde olağan dışı fiyat hareketleri oluşturulduğu ve piyasada düzenin bozulduğu yönündeki iddialara ve bütün yönleriyle araştırılmasına dönük ifadelere aynen ben de katılıyorum, grubumuzdaki bütün milletvekilleri de aynı düşünüyor. Sorumluların bulunması, kişi ve kuruluşların hukuk çerçevesinde hesap vermesi gerektiğini biliyoruz, bunu da takip edeceğiz. Hiç kimse sermaye piyasalarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanabileceğini, fiyatları yapay biçimde etkileyebileceğini veya yatırımcıların güvenini istismar edebileceğini düşünmemelidir. Piyasa bozucu işlemlere karışanlar, mevzuata aykırı hareket edenler ve yatırımcıların zarar görmesine neden olanlar kim olduklarına ve hangi konumda bulunduklarına bakılmaksızın hukuk önünde hesap vermelidir, vereceklerdir de.
Değerli milletvekilleri, tabii, bizim iktidar partisi olarak, Cumhur İttifakı olarak farklı sorumluluğumuz da var. Sorunları görmezden gelmekten değil, sorunlarla cesaretle yüzleşmekten; eksiklikleri örtmekten değil, eksiklikleri gideren, kalıcı düzenlemeler yapmak zorundayız, yapacağız. Bu konuda Hükûmetimiz, ilgili kurumlarımız önceliği yatırımcıların meşru haklarının korunması, finansal istikrarın sürdürülmesi ve benzer olayların tekrar yaşanmaması üzerine kararlar almalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın lütfen Sayın Erdem.
Orhan Erdem · Konya · devamlaKısacası bu konuda bir komisyon kurulabilir mi? Kurulur ama burada Cevdet Bey bir açıklama yaptı, kapsamlı bir sunum yaptı. Oradaki bir ifadesi neydi? Yarın bir kanunla 1 milyona kadar ödemeleri yapacağız ama belki başka kanunlar da gerekecek incelediğimizde. Devlet Denetleme Kurulunun raporunu görelim, BDDK'nin incelemesini görelim, SPK'nin incelemesini görelim, bu fonlarla ilgili kurulun çalışmalarını görelim, sonra değerlendirelim. Ne yapacaksak daha net üzerine gidelim.
Buradaki konuşmalara biz de aynen katılıyoruz, sonuna kadar gidileceğinin de hepinizin bilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BaşkanTeşekkür ediyorum.
Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Yeni Parti Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu 13/10/2026 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Murat Emir
Ankara
Grup Başkan Vekili
Öneri:
Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ve arkadaşları tarafından SPK'nin izin, denetim, yatırım ve tasfiye kararlarının incelenmesi, olası çıkar ilişkileri ile kamu görevlilerinin sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla 13/10/2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (190 sıra no.lu) Meclis Araştırma önergesinin, diğer önergelerin önüne alınarak, görüşmelerinin 13/10/2026 Salı günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.
BaşkanÖnerinin gerekçesini açıklamak üzere Yeni Parti Grubu adına Bursa Milletvekilimiz Sayın Hasan Öztürk.
Buyurun Sayın Öztürk. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
Hasan Öztürk · Bursa · Yeni Parti Grubu adınaSayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Memlekette vatandaşın üç kuruşluk borcunun izini süren, harçları haraca, verginin KDV'sini alan, faizini alan iktidarın tarihimizin en büyük finansal hırsızlığıyla milyarlar çalınırken ne yaptığını öğrenmek istiyoruz: Günlerdir servetin el değiştirdiği, denetimin zafiyete uğratıldığı siyasi bağlantılı bir organize suç örgütünün fon ve borsa soygununu konuşmaya çalışıyoruz. Bu suç örgütünün vurgununu, götürdüğü parayı, birikimini korumaya çalışan yurttaşın yatırım riskine yüklenmesine karşıyız. Araştırılsın diyoruz, siz de "Evet, sonuna kadar gidilsin." diyorsunuz ancak "Muhalefet ve Meclis araştırmasın." diyorsunuz. Neden? Çünkü atayan AKP'li, atanan AKP'li, götürenlerin en büyükleri AKP'li, manipülasyon olan hisselerin çoğunluk sahipleri AKP'li. Araştıran da sadece AKP'li olmasın arkadaşlar. Olmaz. Sorunun kaynağı çözümün kaynağı olamaz. SPK'nin açıkladığı tablo ortada: Tasfiye kararı verilen 131 fon ve bu fonlarda 450 binden fazla yatırımcı, bu fonların sahibi kurumların ve menkul kıymetler şirketlerinin yaptığı manipülasyonlar ve 100'e yakın hissede en az bunun 2 katı yatırımcı mağdur. Her gün açılışıyla taban olan hisselerde insanlar perişan. Neden bahsediyorum? Az önce Sayın Turhan Çömez de bahsetti, Gündoğdu Gıdanın bir yıllık grafiği bu. Bu Gündoğdunun defter değeri 22 lira olması gerekirken bu şirketin değeri şurada, grafikte de gördüğünüz gibi 2.700 liraya çıkmış yani bugün 100 liraya düşmüş, yaklaşık bir ayda. Buradaki kayıp bir daha asla geriye gelmeyecek ama bu şirketi de ALB Menkul Değerler halka sunmuş, buna da Pusula Yatırım sahip olmuş, satın almış, sonra şirketi de satın almış ama sadece Gündoğdu yok, Odine Solutions Teknoloji ondan daha beter. Bakın, bu hisse defter değeri 20 lira olması gerekirken 3.500 liraya çıkmış; şimdi 96 lira ve olması gereken diğer 20 lira. Bu balonların geri gelme şansı yok. Yine, Hedef Holding, bu da öyle, 400 liraları görmüş, bugün 15 lira; piyasa değeri 22 milyar dolara gelmiş. Hedef Holding Koç Holdingin 2 katına çıkarılmış ama görülmemiş. Yine, Sayın Bakanınızın da ilgi duyduğu Özata Denizcilik. Burada da grafik aynı, değişen bir şey yok. Bugün de taban, 5 bin liralara yaklaşmış. Yine, çok iyi tanıdığınız Kiler Holding. Kiler Holdingdeki grafik de böyle, 400 liraları görmüş, bugün 12 lira. Kiler Holdingin değeri de Koç Holdingin 2 katına çıkmış. Dolayısıyla keza, Tera ve yine, Katılıevim ki bu arada Katılımevimin son bilançoda 41 milyar lirası fonlarda yani hangi fonlar olduğu da açıklanmamış, bu manipülatif veya kapatılan fonlarda, 41 milyar lirası insanların ev ve araba alayım umuduyla orada. Dolayısıyla bunun gibi 100'e yakın hisse var, her hissenin bir sorumlusunun olduğu SPK'nin sözde denetiminde olan borsamızda, asrın felaketini yaşayan milletimizin, yönetiminizle asrın sefaletine sürüklediğiniz milletimizin sizin yönetiminizde, kontrolünüzde asrın soygunuyla milyonları soyulmuş ve henüz havuz medyasının gündeminde bile doğru düzgün değil. Biz de diyoruz ki vicdanlı olan, helali, haramı bilen herkesin bu araştırma komisyonuna "evet" demesini bekliyoruz. Gelin, bu organize suç örgütünü çözmek için komisyonu kuralım. Fon işlemlerini, borsadaki hisselerdeki manipülasyonu, siyasi ve bürokratik bağlantılarını ve sorumluları hep birlikte araştıralım. Bugün, borsadaki değer kaybı 4,5 trilyon, 3 trilyonu bu manipülatif hisselerde ve asla bir daha geriye gelmeyecek bu para ve bu paranın büyüklüğünü siz "fon meselesi" olarak anlatıyorsunuz, çok küçük bir değer gibi görüyorsunuz ama gelir bütçemizin üçte 1'i. Peki, bu arada, Sayın Genel Başkanınız Recep Tayyip Erdoğan "Çamur at izi kalmasın, itibar suikastine izin vermeyiz." diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın, lütfen.
Hasan Öztürk · Bursa · devamlaTamam da bizim de Fatma'mız var, Fatma Kaplan Hürriyet, 3 dönem bu Mecliste milletvekilliği yapmış, 2 kez İzmit halkının oylarıyla belediye başkanı seçilmiş, kendisi iddialarla oluşturulmuş iftiralarla şafak operasyonuyla 23 Temmuzda tutuklandı, daha yargılanmadı, suçu da onanmadı ama sizin Fatma'nız, eski Bakanınız, dünkü Genel Başkan Yardımcınız fon krizi ortaya çıktıktan sonra "Ben bu işleri yaptım." diye ortaya çıkmadı. 26 Eylülde sözcümüz açıkladıktan sonra 163 milyon yatırıp 2,2 milyar götürmüş, daha sonra da on bir gün sonra ifade vermeye davet edilmiş. İşte, bu. Sayın Erdoğan'a ve sizlere sormak istiyorum: Sizin Fatma'nızın itibarı var da bizim Fatma'mızın itibarı yok mu?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Hasan Öztürk · Bursa · devamlaHer insan gibi tabii ki var, elbette var ama bu, sizin kara düzeninizde adınızdaki "adalet" gibi sayenizde artık yok. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanTeşekkür ediyorum.
YENİ YOL Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Elif Esen konuşacak.
Buyurun efendim.
Elif Esen · İstanbul · Yeni Yol Grubu adınaSayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; ben de konuşmama hayırlı olsun dileklerimle başlamak istiyorum.
Yeni Partinin araştırma önergesini elbette destekliyoruz. Toplumu ayağa kaldıran fon dolandırıcılığının, bu büyük skandalın ardından artık yalnızca tasfiye takvimini konuşamayız. 455 bin 758 yatırımcının parasının risk altına girdiği bir süreçte, hele de oluşan girdapla etkilenen Türkiye ekonomisinde, piyasasında milyonların olumsuz etkilendiği bu vahim olay karşısında susamayız Öncelikle şunun altını çizmek istiyorum: Yolsuzluk sadece devletin parasını çalmak veya rüşvet almak değildir. Bir kişinin devletin gücünü ve imkânlarını kendisi, partisi, yakınları veya belli bir grup için çıkar sağlamak amacıyla kullanılması da yolsuzluktur, haksız kazançtır, haramdır. Bu büyük skandalda da devlet gücü kullanılarak sağlanan menfaat karşılığında iktidara yakın birkaç yüz kişi orantısız zengin olurken milyonların hayatı karardıysa biz susamayız. İktidar gücünden semiren ve literatüre "bebeler" diye geçen dolandırıcıları ve onlara yol veren başta SPK olmak üzere kurum yöneticilerini korumak, savunmak da iktidarda olan suçsuz, günahsız, temiz siyasetçilere, yöneticilere düşmez. Bir dolandırıcılık, hırsızlık varsa muhalefetten önce kendilerinin bu düzeni açığa çıkarması, bozması, yakınlarındaki ya da içlerindeki kötülerden, dolandırıcılardan arınması, toplum vicdanını rahatlatması gerekir. Daha da önemlisi zan altında kalmaktan kurtarmalılar kendilerini çünkü toplum şöyle düşünebilir: "Demek kendileri de suçlu ki örtmeye çalışıyorlar." Hem Sayın Şimşek hem de Sayın Gürlek'in kamuoyuna yansıyan şüphe ve uyarıları, aslında bir süredir dükkânın kapısının hırsızlar için açık bırakıldığını işaret ediyor. Peki neden? Neden bu kadar uzun süre bu dolan dolandırıcılara yol verildi? Kim verdi, neden zamanında durdurulamadı bu vurgun? İşte bunun için susamayız. SPK de kendini aklamak zorunda. Neyi, ne zaman gördü, hangi uyarılar yapıldı, hangi işlemlere rağmen müdahale edilmedi? Bunların açıklanması gerekiyor. Devlet Denetleme Kurulu neden üzerine düşeni yapmadı? Daha vahimi de şu: Kriz boyunca denetimi tartışılan SPK'ye ve aynı şüpheli yöneticilere, şimdi de bundan sonraki tasfiye, değerleme, satış ve kimin ödeme alacağı konusunda çok geniş yetkiler veriliyor Meclise gelen kanun teklifinde yani eski tas eski hamam.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın lütfen.
Elif Esen · İstanbul · devamlaBu mu ülkeye, bu mu millete reva gördüğünüz? Hep söylüyoruz, vatandaşın, emeklinin 10 bin lirasını takip eden, 20-30 bin liralık ödemelerin üzerine düşen finansal sistemimizde milyarlar nasıl aktarıldı, nasıl kaçırıldı? Şimdi bu büyük kara deliğin üzeri kapatılacak mı soruyoruz. Bebelerin babalarının gücü nasıl bir güç ki iktidarın köşelerini tutmuşlar? Kim bunlar, soruyoruz. Şimdi de aynı kan emici ekip olayın üstünü örtmek için işbaşında, bu büyük vurgunun üstünü örtmeye çalışıyorlar. Başta Sayın Cumhurbaşkanı ve hakkı, helali bilen temiz AK PARTİ'liler bu gücü durdurmalı, tam da bu yüzden Mecliste komisyon açılmalı, komisyon kurulmasına ihtiyaç var. Doğrunun ortaya çıkması, şeffaflıkla ak ile karanın ayrışması, bu ülkeyi dolandıran kimse cezasını çekmesi ve bu yüce Meclisin milleti dolandıranları unutmaması için biz doğrular susamayız.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BaşkanTeşekkür ediyorum.
İYİ Parti Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Şenol Sunat.
Buyurun efendim. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Şenol Sunat · Manisa · İyi Parti Grubu adınaSayın Başkan, yeni göreviniz hayırlı ve uğurlu olsun diyor, Allah utandırmasın diyorum.
Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Ey bu ülkeyi yönetenler, vatandaş birikimini korumaya çalışırken karşısına çıkan bu fon skandalını ve bu fon vurgununu birkaç kişinin üzerine yıkıp kapatamazsınız, algı operasyonlarıyla da üstünü örtemezsiniz. Yetki sizde, atama sizde, denetim sizde, hesap verme sırası gelince sorumluluk kimde? Adalet Bakanınız açıkladı, 3 fonda 214 kişi ve şirketin elde ettiği 187 milyar küsur liralık haksız kazanç tespit edilmiş. Kim bu 214 kişi ve şirket? Bu milletin onların isimlerini bilmeye hakkı yok mu? Şirketlerin arkasında kimler var? Siyasetle, bürokrasiyle, iktidar çevreleriyle hangi ilişkileri var? Kim ne kadar kazanmış? Hangi tarihte çıkmış? Rakamları açıklıyorsunuz da isimleri ve ilişkileri de açıklayın. Vatandaş içeride beklerken kimlere çıkış kapısı açıldı? O haberi kim verdi? Bilgi hangi makamdan çıktı, kimlere ulaştı? İşte, araştırılması gerekenler bunlardır. Bakınız, bu vurgunlar sadece ahlaki değil piyasaları da yerle bir ediyor. Güvenin kalmadığı bir piyasada ekonominin çarkının dönmesini nasıl bekliyorsunuz? Yabancı yatırımcı arkasına bakmadan kaçıyor, vatandaşlarımız art arda BES'ten bile çıkıyor; finansal sistemin genetiğiyle oynuyorsunuz. Millete tasarruf öğütleyenler milletin tasarrufunu koruyamamanın hesabını vermelidir. Yetki kullanırken iktidarsınız, hesap sorulunca seyirci olamazsınız. Suçun hükmünü mahkeme verir tabii ki ancak siyasi sorumluluk eski bakanınız gibi parti görevinden istifa ederek ortadan kalkmaz. Kimsenin siyasi nüfuzunun arkasına saklanmasına da izin vermeyeceğimizi bu kürsüden ifade ediyorum. Şimdi, isteğe bağlı iade hesapları açılmış durumda. IBAN açıklamak, para iadesi hesap vermek değildir. Vatandaşın parasını geri almasını canıgönülden tabii ki destekliyoruz ancak kendi parasına kavuşmasını ona bir iktidar lütfu gibi sunamazsınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın lütfen.
Şenol Sunat · Manisa · devamlaGeriye kalan alacağını, beklerken uğradığı kaybı ve yıkılan güvenini kim karşılayacak vatandaşlarımızın?
İktidar sıralarına sesleniyorum: Bu araştırma komisyonu kurulmasına destek verin, denetim raporları açılsın, para hareketleri incelensin, bilgiyi sızdıran, görevini ihmal eden, nüfuzunu kullanan varsa tek tek ortaya çıksın, yoksa Türkiye kurtulamayacak bu darboğazdan. Hiçbir makam, hiçbir parti bağı, hiçbir siyasi yakınlık hesap vermenin önüne geçmemeli diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)
BaşkanCumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Tekirdağ Milletvekili Sayın Nurten Yontar.
Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Nurten Yontar · Tekirdağ · Chp Grubu adınaHayırlı olsun Başkanım, tebrik ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada yalnızca bir yatırım fonu krizini değil yüz binlerce vatandaşımızın birikimlerini, sermaye piyasalarına duyulan güveni ve devletin denetim sorumluluğunu konuşuyoruz. Ortada cevap bekleyen çok ciddi bir soru var: Devletin denetim kurumları bu süreçte neredeydi, ne yaptılar? 17 Eylülde Sermaye Piyasası Kurulu tarafından 7 portföy yönetim şirketinin fonlarına yönelik tedbirler alındı, 23 Eylüldeki 131 yatırım fonuna da tasfiye kararı verildi. Bu fonlarda tam 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunmaktaydı. Peki bu tekil yatırımcı sadece kendi tasarruflarını mı, yoksa çevresinden, akrabalarından topladığı paraları da mı batırdı, bunları bilebiliyor muyuz? Bu yatırımcıların para hareketleri, kazanan, kaybeden tespit edilebildi mi? Sürekli "Piyasalara güvenin." diyorsunuz. Bu insanlar sizi dinleyip piyasalara güvendikleri için gelecek hayalleri kurdukları birikimlerini bir dakika içinde kaybettiler. Şanslı olan 650 hesap 220 milyar TL'yi çekerek ayrıldı. Ben burada kaybedenler için soruyorum: Bu insanlar devletine güvendiği için mi hata ettiler?
Değerli milletvekilleri, 2 Aralık 2025 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığı para piyasalarındaki hareketleri, riskleri ve tedbirleri görüştü. Peki, bugüne kadar geçen dokuz ay içinde Hazine ve Maliye Bakanlığı nereyi denetledi? Hangi olağanüstü işlemleri tespit etti, yatırımcıları hangi risklere karşı uyardı, hangi tedbirleri aldı? Eğer riskler belliyse neden zamanında müdahale etmediler? Bu denetim kurumları ne işe yarıyor, onlar da mı bu hırsızlığın içinde?
Sayın milletvekilleri, Tera Holding bünyesindeki şirketlerin toplam değeri 9 milyar lira iken 620 milyar liraya çıkmış, savcılık incelemesinde gündeme gelmişti. Peki, bu sırada SPK ne yaptı? Hiçbir şey ama kamu bürokrasisi ve bazı siyasiler önceden bilgilenmiş, dört beş ayda 1 lirasını 1.500 lira yaparak ayrılmış, küçük yatırımcı risklerle baş başa bırakılmış. Elbette devam eden bir yargı süreci var. Biz burada kimseyi peşinen suçlu ilan edemeyiz.
Değerli milletvekilleri, sermaye piyasası ayrıcalıklı kişilerin kazandığı, sıradan vatandaşın kaybettiği bir düzene dönüşemez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın lütfen.
Nurten Yontar · Tekirdağ · devamlaBuradan Hazine ve Maliye Bakanlığına, Sermaye Piyasası Kuruluna ve ilgili bütün kamu kurumlarına sesleniyorum: Bu ülkenin yurttaşları AKP iktidarından bahane değil, çözüm ve hesap bekliyor. Bizim talebimiz de açıktır: Suçlular derhâl görevden alınmalı, borsa dolandırıcılarının listesi derhâl açıklanmalı, dolandırıcılar örgütlü suçlardan yargılanmalı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bir Meclis araştırması komisyonu kurulmalıdır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)
BaşkanTeşekkür ediyorum.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubu adına Bitlis Milletvekili Sayın Semra Çağlar Gökalp.
Buyurun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Semra Çağlar Gökalp · Bitlis · Dem Parti Grubu adına"..."[2] Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yatırım fonlarındaki manipülasyon iddiaları ve ardından gelen tasfiye kararları yüz binlerce yurttaşı birikiminin akıbetini beklemek zorunda bıraktı. Halkın parasının ne olduğunu, bu işlemlere nasıl izin verildiğini araştırmak bu Meclisin sorumluluğudur.
İktidarın ekonomi politikaları yüzünden elindeki üç kuruşu enflasyondan korumaya çalışan yurttaş birikimini yatırım fonlarına koyarken devletin bu kuruluşlara izin verdiğine ve onları denetlediğine güvenmiştir ancak kriz patlayınca aynı yurttaşa "Yatırımın riski vardır." denildi. Manipülasyonun ve denetim ihmallerinin bedelini devletin denetimine güvenen yurttaşa yükleyemezsiniz. Üstelik riskin önceden bilindiğini bizzat Hazine ve Maliye Bakanı söylüyor. Mehmet Şimşek 4 Kasım 2025'te "Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz." diyor. Konu 2 Aralıkta Finansal İstikrar Komitesinin önüne geliyor. Eylül ayında kriz patladığında Bakanın açıklamasının üzerinden yaklaşık on ay geçmiş oluyor. Sayın Bakan, risk biliniyorken etkili müdahale neden gecikti? "Düzenleme hazırladık." diyerek sorumluluktan kaçamazsınız. Siz hazırlanırken kim kazandı, kaç yurttaşın birikimi tehlikeye atıldı? SPK'ye göre tasfiye kapsamındaki 131 fonda 455.758 tekil yatırımcı bulunuyor. Bu sayının arkasında yüz binlerce insanın emeği, umudu ve geleceği var. Sizin kurduğunuz düzende bu ülke küçük bir azınlığın cenneti olurken halk için bir mağdurlar cehennemine dönüştü. Sistem sürekli mağdur üretiyor; ücretini enflasyona karşı koruyamayan da mağdur, emekli aylığıyla geçinemeyen de mağdur, birikimini korumaya çalışırken parasına ulaşamayan da mağdur. Bir avuç insanın kazancı büyürken bedel hep halka çıkarılıyor. Bu nedenle yalnızca şirketlerin işlemlerini değil bu düzeni mümkün kılan siyasi ve idari sorumluluğu da araştırmak zorundayız. Bu fon krizinde AKP içerisindeki siyasilerin isimlerinin de olması yürütmeden bağımsız Meclis denetimini daha da zorunlu kılıyor. İktidar çevrelerine uzandığı ileri sürülen ilişkiler iktidarın kendi açıklamalarıyla geçiştirilemez. Kim neyi biliyordu, kim parasını kurtardı, kim zararla baş başa kaldı, siyasi nüfusun rolü ve bütün işlem kayıtları açıklansın.
Değerli halkımız, DEM PARTİ olarak çözüm önerilerimiz açık. Eş Genel Başkanımızın bugünkü grup toplantımızda dile getirdiği 7 çözüm önerisini bu kürsüden yineliyoruz. Bu krizin tek bir liralık maliyeti bile halka ödetilmemelidir. Halkın bütçesi özel finans kuruluşlarının zararını kapatacağınız bir kasa değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın lütfen.
Semra Çağlar Gökalp · Bitlis · devamlaHukuka aykırı kazanç sağlayanların mal varlıkları dondurulmalı, yurt dışına kaçırıldığı tespit edilen paralar geri getirilmelidir. Mağduriyetler keyfî tutar sınırları olmadan giderilmelidir, 1 milyon liralık sınırla haklar birbirinden ayrılamaz. Ödeme tarihleri açıkça ilan edilmelidir. Meclis araştırması komisyonu kurulmalı, sorumluluğu bulunan şirket yöneticileri, bürokratlar ve siyasetçiler hesap vermeli, doğurdukları zararın sorumluluğunu taşımalıdır. Fonların portföyleri, yöneticileri ve denetim raporları her ay kamuoyuna açıklanmalıdır. SPK iktidarın değil, halkın denetçisi olmalıdır. Kurul üyeleri Meclisteki nitelikli çoğunlukla seçilmeli, denetim raporları Meclise sunulmalıdır. Halkın bütçesi finans çevrelerinin zararını kapatacağınız bir kasa değildir.
Alın terinin hesabını soracağız, bu dosyanın üstünün örtülmesine de izin vermeyeceğiz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
BaşkanAdalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Cüneyt Yüksel.
Buyurun Sayın Yüksel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Cüneyt Yüksel · İstanbul · Ak Parti Grubu adınaSayın Başkan, yeni göreviniz dolayısıyla sizi bir kez daha tebrik ediyor, hayırlı olmasını diliyorum.
Değerli milletvekilleri, fon piyasasında yaşanan sorunların süratle çözüme kavuşturulması için ilk günden itibaren yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bu kapsamda Devlet Denetleme Kurulu görevlendirilmiş, Fon Koordine Koordinasyon Kurulu oluşturulmuş, Meclisimiz bilgilendirilmiş ve gerekli yasal düzenlemeleri içeren kanun teklifi Meclisimizin takdirine sunulmuştur. Ayrıca, ilgili finans kuruluşlarının Emlak Katılıma devir süreçleri başlatılmış, Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdindeki işlemleri tamamlanan fonlarda yatırımcılara yönelik ödemelere geçilmiştir. Önceliğimiz 455 binden fazla yatırımcımızın birikimlerini en kısa sürede kavuşmasıdır. 5 kez toplanan Fon Tasfiye Koordinasyon Kurulumuz, net yatırım tutarlarını esas alan küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına öncelik veren tasfiye ilkelerini belirlemiştir. TMSF bünyesinde 131 fon hesabı ve geri kazanılacak varlıklar için 1 genel hesap olmak üzere 132 hesap oluşturulmuştur. Gelinen aşamada geçtiğimiz hafta Ziraat Bankası tarafından A1, Bulls ve Pardus'un yönetimindeki fonlarda bulunan 43.643 yatırımcıya toplam 6,4 milyar TL ödenmiştir. Söz konusu bu 3 portföy yönetim şirketinin geriye kalan 49 fonu kapsamında toplam 34,1 milyar TL tutarında tasfiye sürecinin bu hafta sonuna kadar tamamlanması hedeflenmektedir. Böylelikle 3 portföy yönetim şirketindeki toplam 66 ayrı yatırım fonunda bulunan 45.745 kişiye toplam 40,5 milyar TL tutarındaki ayni ve nakdi tasfiye tamamlanmış olacaktır. Kanun teklifi kapsamında yatırımcılara nihai alacaklarından mahsup edilmek üzere 1 milyon liraya kadar ödeme yapılacak olup teklifin yasalaşmasının ardından tasfiye sürecinde yer alan diğer 65 fona ait ara ödemelerin de ivedilikle tamamlanması hedeflenmektedir. Altını çiziyorum, kamu kaynağı kullanılmayacak, milletimizin vergilerinden tek kuruş harcanmayacaktır.
Gelelim yargı meselesine. Soruşturmalar titizlikle ve derinleştirilerek devam ediyor. Burada başsavcılıklar tarafından nitelikli dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, üye olma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, sermaye piyasası dolandırıcılığı suçlarından başlatılan soruşturmada fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 282 kişi hakkında adli işlem yapılmış, 84 kişi tutuklanmış, 27 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarılmış, 99 kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmıştır.
Şimdi, piyasa manipülasyonuyla, borsa oyunlarıyla veya yolsuzlukla milletin hakkına el uzatan kim olursa olsun ne diyoruz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BaşkanTamamlayın lütfen.
Cüneyt Yüksel · İstanbul · devamlaHukuk önünde hesap verecek diyoruz ancak kendi hukuksuzluklarını görmezden gelerek -az önce vekilimiz ifade etti- "Çamur at, izi kalsın." anlayışıyla kabine üyelerimizi ve kadrolarımızı delilsiz ithamlarla hedef alan itibar suikastlarına da asla müsaade etmeyeceğimizi ifade etmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; Yeni Parti, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından gürültüler)
Selçuk Özdağ · MuğlaGeç onları, geç!
Şenol Sunat · ManisaOrtada, hepsi ortada!
Cüneyt Yüksel · İstanbul · devamlaBaşkaları milletin hakkına el uzatanları siyasi aidiyetleri nedeniyle savunabilir, hukuksuzluklarına göz yumabilir, onları korumak için şehir şehir dolaşıp meydanlarda mitingler düzenleyebilir ama bizim önceliğimiz siyasette tek sermayesi polemik olanlara laf yetiştirmek değil bu sürecin şeffaf, adil, hızlı biçimde yönetilmesini, sorumluların hesap vermesini sağlamak ve benzer hadiselerin tekrarını önlemektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BaşkanÖneriyi oylarınıza...
(Yeni Parti sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
Murat Emir · AnkaraSayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.
BaşkanÖneriyi oylarınıza sunacağım ancak öncesinde bir yoklama talebi vardır.
Yoklama talebinde bulunan sayın milletvekillerinin isimlerini şimdi tespit edeceğim: Sayın Emir, Sayın Meriç, Sayın Akdoğan, Sayın Bakırlıoğlu, Sayın Özer, Sayın Ersever, Sayın Yanıkömeroğlu, Sayın Torun, Sayın Ertuğrul, Sayın Rızvanoğlu, Sayın Elçi, Sayın Karakoz, Sayın Gökçek, Sayın Sümer, Sayın Öztürk, Sayın Kanko, Sayın Tahtasız, Sayın Dinçer, Sayın Çan, Sayın Yıldızlı.
Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BaşkanToplantıBAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.
Birleşime otuz dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 19.41
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 20.19
BAŞKAN: Başkan Vekili Yusuf BEYAZIT
KÂTİP ÜYELER: Müzeyyen ŞEVKİN (Adana), Havva Sibel SÖYLEMEZ (Mersin)
BaşkanSayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 5'inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
BaşkanYeni Parti grup önerisinin oylanmasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.
Yoklama için üç dakika süre veriyorum.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)
BaşkanPusula gönderen sayın milletvekillerinin
Genel Kurul Salonu’nu terk etmemelerini rica ediyorum.
(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)
BaşkanToplantı yeter sayısı yoktur.
Yapılan ikinci oylamada da toplantı yeter sayısı bulunmadığından, alınan karar gereğince, Kişisel Verileri Koruma Kurulunda boş bulunan üyeliklere seçim yapmak ve kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 14 Ekim 2026 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati: 20.23
[1]. Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.
[2]. Bu bölümlerde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.
Bu birleşimde açık oylama yapılmadı
Oylamalar işaretle (el kaldırarak) yapıldıysa milletvekillerinin oyları kayda geçmez.